Uzun Bir Yol Hikayesi maceramıza kaldığımız yerden devam ediyorum.
Hazır olduğumuzda tekrar İstanbul yolculuğumuza başlamış ve Kadıköy/Yel Değirmeni Mahallesi'ndeki evimizin önüne kadar motoru durdurmadan gelmiştik. Sabah 07:00 da başlayan yolculuğumuz gece saat 23.00 da son bulmuştu. Yolculuğumuzun son 2 saatini gece yolculuğu olarak yapmıştık ve ilk defa uzun yolda gece araba kullanmış ve yine ilk defa şehirler arası araba kullanmıştım. Arabadan kaynaklanan bu arızalar (motor durması, çalışmaması) haricinde ilk kez çıktığımız bu seyahatimiz esnasında hiçbir tehlikeli durum yaşamamış olmanın sevincini ve mutluluğunu her zaman yaşamışımdır.
İstanbul'da trafik o yıllarda da kalabalık olduğu için ve arabamıza güvenemediğimizden gideceğimiz yerlere toplu taşıma araçlarını kullanarak gidiyorduk. Kadıköy'den çıkmış Taksim'e giderken Boğaziçi Köprüsüne girişte arabanızın stop edip, bir daha da çalışmadığını düşünmek bile nasıl bir duygudur düşünebiliyor musunuz? İşte bu tedirginlik nedeniyle toplu taşıma araçlarını tercih etmiştik.
Daha önce de bahsetmiş olduğum gibi, rahmetli Ali Rıza abimler Harp Okulu yıllarımda Giresun'dan İstanbul'a taşınmışlar ve ben 2 sene onların yanına hafta sonları evci çıkmıştım. İstanbul'daki trafik yoğunluğunu dikkate alarak 8 Ağustos Cumartesi sabahın erken saatlerinde tüm cesaretimizi toplayarak abimlerin yaşadığı Esenler' e arabamızla bayram ziyaretine gitmeye karar vermiştik. Her şey planladığımız gibi olmuş, sorunsuz bir şekilde abimlere ulaşmıştık. Akşam yemeğinden sonra çocukların uyku saatlerini de dikkate alarak 21: 00 civarında vedalaşarak Kadıköy'e hareket ettik.
Trafik çok yoğun olmadığı için normal zamanda Boğaziçi Köprüsü'ne ulaşmıştık. Boğaziçi Köprüsü gişelerinden geçmiş, yaklaşık 100m gitmiştim ki kulakları sağır eden bir metal sürtünme sesi ve çok kuvvetli bir motor sesi duyduk.
Acilen, yanıp sönen dörtlü lambaları yakıp emniyet şeridinde durdum. Arabayı çalışır durumda bırakmıştım. Dışarı çıktığımda egzoz, motor bağlantısından kırılmış aynı zamanda gövdeye bağlanan yerden serbest kalarak arka kısım yere sürtmüştü. Egzozu arabanın şasesine bağlayan sadece bir bağlantı vardı. Egzoz bildiğiniz gibi, içten yanmalı motorlarda patlayan hava yakıt karışımının bıraktığı gazın motor dışına, sesi sönümleyerek atılmasına yarayan bir aparattır. Ön taraftan bir yerden şaseye bağlı olan egzozu arka taraftan şu an ne ile ve nasıl bağladığımızı hatırlamadığım bir cisimle bağlayıp eve gitmiştik. Pazartesi günü evimize yakın bir yerde yol üstünde egzoz işleri yapan bir yer vardı ve orada tekrar motora bağlantısını kaynak yaptırarak tamirini yaptırmıştım.
Şu an İstanbul'da ne kadar kaldık ve ne zaman Malatya'ya dönmek için ayrıldık hatırlamıyorum. Eşimle konuşup olumsuz ihtimalleri de düşünerek hafta içi bir günde yola çıkmaya karar vermiştik.
Nihayet İstanbul'a veda vakti gelmiş ve biz seyahatimize pardon çile yolculuğumuza başlamıştık.
İzmit'e yaklaştığımızda motorun sesi değişti ve çok gürültü duymaya başlamıştık. Arabayı emniyetli bir yere çekmiş ve egzoz un durumuna bakmak için arabanın altına girdiğimde, egzoz un motor çıkışından koptuğunu gördüm. Öyle olduğunu tahmin etmiştim ama emin olmak için bakmak ihtiyacı duymuştum. İzmit oto sanayiye gitmiştik ve egzoz a tekrar kaynak yapmışlardı.
İzmit'ten Kırşehir'e 60km kalana kadar her şey yolunda gitti ve sorun yaşamadık. Kırşehir'e 60km kala şehirler arası hız limiti olan 90km süratle giderken motordan çok gürültülü ses gelmeye başladı.
Bu gürültüye neden olan şeyi bildiğim için hiç durmadım ve sürati düşürerek motorun sesini azalttım. Sürati düşürmeme rağmen motordan gelen ses(gürültü) çok rahatsız ediyordu, adeta arabanın içinde konuşmak ve anlaşmak imkansızdı. Kırşehir'e kadar 60km mesafe bizi çok yormuştu. Tabi ki hemen Kırşehir oto sanayinin yolunu tutmuştuk. Kırşehir oto sanayide oto egzoz ustası motor ile egzozu metal çubuk parçalarla kaynak yapıp birleştirdi ve bu arabayı 1 sene daha kullanıp sattığım zamana kadar egzoz arızası yapmadı.
Kırşehir'den seyahatimize tekrar başlamış ve yollardaki planlı olmayan duraklamalardan dolayı Kayseri'ye kadar gidebilmiştik. Kayseri Orduevinde yer bulduk ve bir gece kalıp ertesi gün kahvaltıdan sonra Malatya için yola çıktık. Kayseri'den Malatya'ya seyahatimiz sorunsuz geçmişti.
İznimiz bitmiş ve normal mesaiye başlamıştım. Benim bu aldığım arabayı ihtiyacı olan birçok arkadaşım alıp kullanıyorlardı. Hatta bir seferinde yaralanma ve ölümcül olmayan kaza yaptıkları bile olmuştu. Özellikle sabah mesai otobüslerine yetişemeyen arkadaşlarım benim arabamı alıp mesaiye gidiyorlarmış ve ben bunları çok sonra öğrenmiştim, hiç sorun yapmamıştım zira onlar benim sevdiğim arkadaşlarımdı.
İşte dostlarım; böylece “Uzun Bir Yol Hikayesi” yolculuğumuzun sonuna gelmiş bulunuyoruz. Bizlere bu çileli yolculuğu tattıran arabamız, sattığım güne kadar sadece bir kez daha çalışmama arızası yaptı daha sonra bir daha çalıştırma sorunu olmadı. Eşim de ehliyetini almış ve sattığımız güne kadar bu arabayı kullanmıştı. Bir sene sonra tekrar bu konuya dönmek üzere şimdilik nokta koyuyorum.
Genellikle kurslar Hava Kuvvetleri Eğitim şubesinden Nisan veya mayıs aylarında planlanıp birliklere gönderiliyordu diye hatırlıyorum. İşte Filo Komutanım Yb. Hindal Çekiç Birlik içi İngilizce Lisan Kursu için benim adımı bildirmiş ve onaylanmıştı. Erhaç,7'nci Ana Jet Üs Komutanlığı'nda ilk ne zaman açıldığını hatırlamadığım Birlik İçi Lisan Kursu faaliyete geçmişti. Lisan öğretmenimiz hepimizin çok sevdiği Hv. Asb. Bçvş. Gıyasettin Erdoğan adında bir hocamızdı. Gıyasettin hocamız bizlere İngilizce öğretmek için çok çabalardı ve çok iyi bir öğretme tekniği vardı. Lisan kursumuz normal okulların açılışlarına paralel olarak 1987 Eylül ayında başlamıştı.
Kurs yanılmıyorsam sabah 08:30 da başlayıp 15:00 da bitiyordu. Havacılık yaşantım süresince, İngilizce lisanının mesleğimin her alanında çok gerekli olduğunu anlamıştım. Bu yüzden bu kurs benim için çok büyük bir fırsattı ve değerlendirip başarılı olmaktan başka çarem olmadığının farkındaydım. Birlik İçi Lisan kursu diye bilinen bu kurs, gerçekten zor şartlar altında aldığımız bir kurstu, zira kurs bitimi kursiyerler birliklerine gidiyorlar ve uçucu olmayanlar mesai bitene kadar, uçucu olanlar ise ihtiyaç varsa filolarda uçuş yapıyorlardı.
Bu dönemde 173'üncü Filo'dan ben ve devrem olan Ali Nebi Karaca kursa katılmıştık. 1987 Eylül ayından, 1988 Mayıs ayına kadar geçen sürede hiç boş vaktimiz olmamış ve çok büyük çaba sarf etmiştik. Lojmanlardan sabah servis otobüsleriyle mesaiye gider ve yolumuz 45 dakika sürerdi. Bu süre içinde İngilizce konularımızın kasetlerini dinlerdim. Yani boş vaktim olmadığı gibi olan vaktimi de en iyi şekilde değerlendirirdim. Kurstaki başarım memnuniyet vericiydi ve olağan üstü çalışarak başarmaya çalışıyordum. Bu kurs süresince 173'üncü Filo komuta kademesi bizlere toleranslı davranıp uçmamız gereken en az uçuş planlamışlardır. Bu iyi niyetleri için onlara her zaman minnettar kalmışımdır.
Kurs içinde belli aralıklarla İngilizce testleri olurduk. Test notlarım çok iyiydi ve bu da beni çok mutlu ediyordu. Hatta kursa başlayalı 2 ay olmuştu ve şu an hangi kurs için olduğunu hatırlayamadığım bir yurt dışı kursu için Filodan Ali Nebi Karaca ve benim ismimi yazmışlar. Henüz 2 kitap bitirmiştik, Ahlatlıbel'de sınav merkezine gitmiş ve ECL sınavı olmuştuk. ECL sınavından ben 60 puan almıştım. İngilizce kursuna başlayalı 2 ay olmuştu ve aldığım bu puan çok iyiydi. Aldığım bu puan gelecek için beni ümitlendirmiş ve nitekim tahminimde yanılmamıştım. Normal şartlarda kurs süresince bitirmemiz gereken 8 adet İngilizce kitap vardı ve 1988 Mayıs ayında kursu 2'nci olarak bitirmiştim.
Kurs bittiği için herkes kendi birliklerine dönmüş ve normal mesai düzenine geçmiştik. Daha önce bahsettiğim 2 uçak ile tuttuğumuz scramble (acele havalanmak) nöbetlerinde İngilizce çalışıyordum. Benimle nöbet tutan diğer uçucu arkadaşlarım bu durumdan hoşnut olmuyorlardı, zira 4 kişinin oynadığı oyunları oynamak için dördüncü oyuncu bulmak zorunda kalıyorlardı.
Değerli Okuyucularım bu haftada yazımın sonuna geldik, haftaya İncirlik intikalimiz ve ilk kez yurtdışı kursu için katıldığım İngilizce sınavımı sizlerle paylaşacağım.
Sevgiyle kalınız.

QOSHE - KAPTANIN KÖŞESİ/ BÖLÜM-29 - Kamil Güngör
menu_open
Columnists Actual . Favourites . Archive
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

KAPTANIN KÖŞESİ/ BÖLÜM-29

9 1
13.01.2024

Uzun Bir Yol Hikayesi maceramıza kaldığımız yerden devam ediyorum.
Hazır olduğumuzda tekrar İstanbul yolculuğumuza başlamış ve Kadıköy/Yel Değirmeni Mahallesi'ndeki evimizin önüne kadar motoru durdurmadan gelmiştik. Sabah 07:00 da başlayan yolculuğumuz gece saat 23.00 da son bulmuştu. Yolculuğumuzun son 2 saatini gece yolculuğu olarak yapmıştık ve ilk defa uzun yolda gece araba kullanmış ve yine ilk defa şehirler arası araba kullanmıştım. Arabadan kaynaklanan bu arızalar (motor durması, çalışmaması) haricinde ilk kez çıktığımız bu seyahatimiz esnasında hiçbir tehlikeli durum yaşamamış olmanın sevincini ve mutluluğunu her zaman yaşamışımdır.
İstanbul'da trafik o yıllarda da kalabalık olduğu için ve arabamıza güvenemediğimizden gideceğimiz yerlere toplu taşıma araçlarını kullanarak gidiyorduk. Kadıköy'den çıkmış Taksim'e giderken Boğaziçi Köprüsüne girişte arabanızın stop edip, bir daha da çalışmadığını düşünmek bile nasıl bir duygudur düşünebiliyor musunuz? İşte bu tedirginlik nedeniyle toplu taşıma araçlarını tercih etmiştik.
Daha önce de bahsetmiş olduğum gibi, rahmetli Ali Rıza abimler Harp Okulu yıllarımda Giresun'dan İstanbul'a taşınmışlar ve ben 2 sene onların yanına hafta sonları evci çıkmıştım. İstanbul'daki trafik yoğunluğunu dikkate alarak 8 Ağustos Cumartesi sabahın erken saatlerinde tüm cesaretimizi toplayarak abimlerin yaşadığı Esenler' e arabamızla bayram ziyaretine gitmeye karar vermiştik. Her şey planladığımız gibi olmuş, sorunsuz bir şekilde abimlere ulaşmıştık. Akşam yemeğinden sonra çocukların uyku saatlerini de dikkate alarak 21: 00 civarında vedalaşarak Kadıköy'e hareket ettik.
Trafik çok yoğun olmadığı için normal zamanda Boğaziçi Köprüsü'ne ulaşmıştık. Boğaziçi Köprüsü gişelerinden geçmiş, yaklaşık 100m gitmiştim ki kulakları sağır eden bir metal sürtünme sesi ve çok kuvvetli bir motor sesi duyduk.
Acilen, yanıp sönen dörtlü lambaları yakıp emniyet şeridinde durdum. Arabayı çalışır durumda bırakmıştım. Dışarı çıktığımda egzoz, motor bağlantısından kırılmış aynı zamanda gövdeye bağlanan yerden serbest kalarak arka kısım yere sürtmüştü. Egzozu arabanın şasesine bağlayan sadece bir bağlantı vardı. Egzoz bildiğiniz gibi, içten yanmalı motorlarda patlayan hava yakıt karışımının bıraktığı gazın motor dışına, sesi sönümleyerek atılmasına yarayan bir aparattır. Ön taraftan bir yerden şaseye bağlı olan egzozu arka taraftan şu an ne ile ve nasıl bağladığımızı hatırlamadığım bir cisimle bağlayıp eve gitmiştik. Pazartesi günü evimize yakın bir yerde yol üstünde egzoz işleri yapan bir yer vardı ve orada tekrar motora bağlantısını kaynak yaptırarak tamirini yaptırmıştım.
Şu an İstanbul'da ne kadar kaldık ve ne zaman Malatya'ya dönmek için ayrıldık hatırlamıyorum.........

© Yeşilgiresun


Get it on Google Play