Türk Tabipler Birliği Başkanı Prof. Şebnem Korur Fincancı, Irak'ın Kuzeyinde etkisiz hâle getirilen PKK'lı teröristlere karşı, Türk Ordusunun kimyevî silâh kullandığını iddia etti. Hanımefendi doktor ya, Kandil'in yayımladığı görüntülere bakarak, toksik zehir belirtisi olduğunu hemencecik teşhis etmiş ve PKK'nın yayın organı bir televizyonda bunu açıklamak cüretini de göstermiş. Bu ilk sabıkası da değil; devlet karşıtı her plâtformda bu Hanımefendiyi görmek mümkündür. Nitekim, bu vukuatından hemen sonra, PKK ve FETÖCÜ'lerin Köln'de düzenledikleri bir Türkiye karşıtı toplantıda da baş roldeymiş! Şu cürete bakınız? Hanımefendi Türkiye Cumhuriyeti Devletine âdeta savaş açmış ve hâlâ Tabip Odasının başında! Olur şey değil! Aydınlarımızın hayran oldukları ve örnek aldıkları hiçbir Batılı ülkede hürriyetlerin bu kadar sorumsuzca kullanılması mümkün değildir.
Kandil'in bu çirkin iftirasını sahiplenenlerden biri de, CHP milletvekili Sezgin Tanrıkulu'ydu! 'Kambersiz düğün olur mu' derler! Kendileri, Türklüğe saldıranlarla her zaman kol koladır. Beyimiz, teröristlerin korkulu rüyası olan İHA ve SİHA'ların etkinliğinden oldukça rahatsız; iktidara gelirlerse sayın Selçuk Albayrak'ı yargılayacaklarına, ama, adil olacaklarına dair bir de twitt atmıştı! Bu zat, Atatürk'ün kurduğu partide milletvekili! Zaman zaman değiniriz. Evet, CHP'yi o Büyük Dâhi kurmuştur, ancak, 11 Kasım 1938'den itibaren, CHP İnönü'nün partisidir ki, bu tarihten itibaren Kemalizm'le hiçbir alâkası kalmamıştır. Biz zarfa değil, mazrufa bakarız. Atatürk'ün Plânlı Karma Ekonomi Modeli dururken, Serbest Piyasayı savunan; Genel Başkanı, “Biz Batıcıyız” diyen bir parti Atatürk'ün partisi olamaz. Hangi parti ALTI OK'u, Plânlı Karma Ekonomiyi ve Sâdâbat Paktı Ruhu'nu savunuyorsa Atatürk'ün partisi de odur.
Bu hatırlatmadan sonra, sayın Fincancı'nın, Kandil'in, 'Türk Ordusu kimyevî silâh kullandı' iftirasını sahiplenen konuşmasına gelecek olursak; buna tepkiler çığ gibi büyüdü ve hakkında bir soruşturma başlatıldı ve tutuklandı. Fakat bu yeterli değil, bu Hanımefendi derhal görevinden alınmalıdır ki, Kahraman Ordumuza hakarete yeltenecek benzer kuruluşlara da ders olsun.
Türk Tabipler Birliği bir meslek kuruluşudur. Kuruluş kanununda da görevleri açıkça belirtilmiştir. Bu kurumun aslî görevi, Türk Hekimlerinin hak ve menfaatlerini korumak, genel sağlık sorunları konusunda yetkililerle işbirliği hâlinde faaliyet icra etmektir. Türk Tabipler Birliği bir siyasî parti değil ki, bu tür konularda açıklama yapsın!
ORTADA BİR İHANET ÇARKI VAR!
Bu ülkede yılardır, Sivil Toplum Kuruluşu adı altında, bir ihanet çarkı işlemektedir. Yazar sayın Mustafa Yıldırım “Sivil Örümceğin Ağında” ve sayın Yılmaz Dikbaş “Avrupa Birliği: Tabuta Çakılan Son Çivi” kitaplarında bu STK'ların nasıl fonlandıklarını ve ödenen miktarları açıklamışlardı. Biz de bu konuda geçtiğimiz yıllarda, “SİVİL İHANET” isimli bir kitap yazmıştık. Bu STK'ları Batılı 'Dostlarımızın' finanse ettikleri bilinmeyen bir şey değil. Adamlar sözde Türk Milletini çok seviyorlar ya; eksik olmasınlar, demokratik bir şekilde yönetilmemiz için ellerinden geleni yapıyorlar! Ülkemizin demokratik, insan haklarına saygılı ve geniş hürriyetlerle donatılmış bir ülke olması için işte bu tür uzaktan kumandalı aydınları da besliyorlar! Sanki bir ülkenin demokratik ya da otoriter bir yönetim altında olması umurlarındaymış gibi. Bunlar için önemli olan kontrolün kendilerinde olmasıdır.
Bu sözde aydınların hiç, 'Batı Emperyalizmine karşı çıktıklarını duyan olmuş mudur' diye sormak isteriz. Duyamazsınız. Peki, bu sözde, demokrasimizin gelişmesi, hürriyetlerin daha da genişlemesi, insan haklarına saygılı bir devlet mekanizması kurulmasını isteyen ve bu uğurda mücadele edenlerin ilk etapta istedikleri nedir?
Hemen söyleyelim: Olmayan Kürt Meselesini çözmek; Anadilde eğitimi kabul etmek, Anayasadan Türklüğü ve Türk Milletini çıkarmak, Merkezî Yönetimin yetkilerini daraltarak, mahallî idareleri güçlendirmek; özerkliğe ve Kantonal Demokrasiye ve bölünmeye kadar gidecek bir yapının kurulması! İşte amaçları budur! Yâni kaostur istedikleri. Esasen bu onların görevidir.
Daha yeni, HDP Eş Başkanı Mithat Sancar Meclis'te yaptığı bir basın toplantısında açık açık, özerkliği ve Anadilde Eğitim taleplerini dile getirmişti.
Sormak isteriz: HDP'yi kapatmayarak, dünyaya, ne kadar demokratik bir ülke olduğumuzu mu kanıtlamak istiyoruz?
Batı Dünyasının asimetrik saldırısının hedefi olan ülkemizi böyle boş şeylerle uğraştıranlar, bu suretle İç Cephe'yi parça parça edenler, biliniz ki, ya haindirler ya da gafildirler. Bunlara müsamaha göstermek demokratlığın değil, ahmaklığın ölçütüdür.
Uğur Mumcu rahmetli yazmıştı; “Demokrasi, insan hakları diyenler eğer 'emperyalizm' diyemiyorlarsa sahtekârdırlar!”
STK'LARI FONLAYANLAR NOEL BABA MI?
STK'ları durmadan fonluyorlar. Başımıza bir de fondaş basın çıktı! Bunlar, demokrasi ve insan haklarını maske yaparak zehirli fikirlerini topluma yaymaya ve gençlerimizi ayartmaya çalışıyorlar. Doğrusunu söylemek gerekirse, geçtiğimiz yıllarda, Amerika'nın ve Avrupa Birliği'nin baskılarıyla bunlara karşı oldukça müsamahalı davranıldığı da bir gerçek. Fakat, nihayet AK Parti iktidarı, o meşum Kürt Açılımı'nın ülkeyi nereye götüreceğini kavradıktan sonra, bu ihanet şebekelerinin üzerlerine de gitmeye başladı. Umarız hiç gevşemeden devam ederler.
Gazeteci Ruşen Çakır, bir Amerikan kuruluşundan, yaklaşık 500 bin dolar fonlanmış; Ertuğrul Kürkçü'nün BİANET adlı haber sitesi de, 2007-2021 yılları arasında İsveç'ten 7 milyon 622 bin dolar fonlanmış! Tamamını merak ediyorsanız internette var.
Neler oluyor? Bu emperyalist 'dostlarımız' bu dolarları böyle niçin saçıyorlar? Bunlar Noel Baba mı? Her hâlde hayır olsun diye yapmıyorlar bunu.
'Canım ne olmuş, ne var bunda. İktidar da kendine yakın yandaş gazete ve televizyonları fonlamıyor mu?' diyen gafillere de rastlıyoruz! Ya Hu! Siz aklınızı hepten mi yitirdiniz? Yabancı bir devletin, amacı belli bir kurumundan, her ne ad altında olursa olsun, bu tür paraların kabul edilmesi nasıl normal kabul edilebilir? Siz bilmiyor musunuz parayı verenin düdüğü de çaldığını? Sonra, iktidarın, kendisini destekleyen medyayı kayırması ile bunun ne ilgisi var? Bunları yazarsınız, eleştirirsiniz. Fakat bu bizim iç meselemizdir.
CHP İstanbul eski İl Başkanı sayın Canan Kaftancıoğlu'na göre de, bu fonlar bağımsız bir basının desteklenmesi içinmiş! Bu nasıl bir savrulmadır böyle? Acaba, söylediğine kendisi de gerçekten inanıyor mu? Bir ülke muhalefetinin iktidara karşı verdiği siyasî mücadelede, dış desteğe başvurması ahlâkî olmadığı gibi, vatanseverlikle de bağdaşmaz ve bu, dünyanın her yerinde suçtur.
DÜNYADAKİ BÜYÜK OYUN!
Bakınız, önce nasıl bir oyunun içinde olduğumuzu görmeliyiz. Bunun için de, iktidar ya da, muhalefet yanlısı olmak fark etmez; önce yandaşlık psikolojisinden sıyrılmalı ve Üst Aklın, yâni Dünya Hâkimiyeti peşindeki milletler ve devletler üstü güçlerin, bizim ülkemiz de dâhil, dünyada neyin peşinde olduklarını; Millî Devletleri nasıl destabilize ettiklerini ana hatlarıyla bilmemiz gerekir. Dünyada, Demokrasi Perdesi arkasında oynanan 'Büyük Oyunu' bilmeden, ülkemizde yaşanan siyasî ve sosyal hâdiseleri doğru analiz etmemiz ve bunlara doğru çözümler bulmamız mümkün değildir. Bunu yapamayanlar, siyasette figüran mesabesinden öteye geçemezler.

QOSHE - TÜRK TABİBLER BİRLİĞİ NEREYE KOŞUYOR? - İsmail Şefik Aydın
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

TÜRK TABİBLER BİRLİĞİ NEREYE KOŞUYOR?

19 0 0
31.10.2022

Türk Tabipler Birliği Başkanı Prof. Şebnem Korur Fincancı, Irak'ın Kuzeyinde etkisiz hâle getirilen PKK'lı teröristlere karşı, Türk Ordusunun kimyevî silâh kullandığını iddia etti. Hanımefendi doktor ya, Kandil'in yayımladığı görüntülere bakarak, toksik zehir belirtisi olduğunu hemencecik teşhis etmiş ve PKK'nın yayın organı bir televizyonda bunu açıklamak cüretini de göstermiş. Bu ilk sabıkası da değil; devlet karşıtı her plâtformda bu Hanımefendiyi görmek mümkündür. Nitekim, bu vukuatından hemen sonra, PKK ve FETÖCÜ'lerin Köln'de düzenledikleri bir Türkiye karşıtı toplantıda da baş roldeymiş! Şu cürete bakınız? Hanımefendi Türkiye Cumhuriyeti Devletine âdeta savaş açmış ve hâlâ Tabip Odasının başında! Olur şey değil! Aydınlarımızın hayran oldukları ve örnek aldıkları hiçbir Batılı ülkede hürriyetlerin bu kadar sorumsuzca kullanılması mümkün değildir.
Kandil'in bu çirkin iftirasını sahiplenenlerden biri de, CHP milletvekili Sezgin Tanrıkulu'ydu! 'Kambersiz düğün olur mu' derler! Kendileri, Türklüğe saldıranlarla her zaman kol koladır. Beyimiz, teröristlerin korkulu rüyası olan İHA ve SİHA'ların etkinliğinden oldukça rahatsız; iktidara gelirlerse sayın Selçuk Albayrak'ı yargılayacaklarına, ama, adil olacaklarına dair bir de twitt atmıştı! Bu zat, Atatürk'ün kurduğu partide milletvekili! Zaman zaman değiniriz. Evet, CHP'yi o Büyük Dâhi kurmuştur, ancak, 11 Kasım 1938'den itibaren, CHP İnönü'nün partisidir ki, bu tarihten itibaren Kemalizm'le hiçbir alâkası kalmamıştır. Biz zarfa değil, mazrufa bakarız. Atatürk'ün Plânlı Karma Ekonomi Modeli dururken, Serbest Piyasayı savunan; Genel Başkanı, “Biz Batıcıyız” diyen bir parti Atatürk'ün partisi olamaz. Hangi parti ALTI OK'u, Plânlı Karma Ekonomiyi ve Sâdâbat Paktı Ruhu'nu savunuyorsa Atatürk'ün partisi de odur.
Bu hatırlatmadan sonra, sayın Fincancı'nın, Kandil'in, 'Türk Ordusu kimyevî silâh kullandı' iftirasını sahiplenen konuşmasına gelecek olursak; buna tepkiler çığ gibi büyüdü ve hakkında bir soruşturma başlatıldı ve tutuklandı. Fakat bu yeterli değil, bu Hanımefendi derhal görevinden alınmalıdır ki, Kahraman Ordumuza hakarete yeltenecek benzer kuruluşlara da ders olsun.
Türk Tabipler Birliği bir meslek kuruluşudur. Kuruluş kanununda da görevleri açıkça belirtilmiştir. Bu kurumun aslî görevi, Türk Hekimlerinin hak ve menfaatlerini korumak, genel sağlık sorunları konusunda yetkililerle işbirliği hâlinde faaliyet icra etmektir. Türk........

© Yeşilgiresun


Get it on Google Play