We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

NATO NİÇİN KURULDU? (4)

12 1 8
28.03.2022

NATO'ya girildikten sonra, ABD'ye topraklarımızda üs ve tesisler sağlanması sebebiyle, Sovyetlerle olan ilişkiler daha da gerilecektir. Bu ittifak yüzünden Türkiye çok büyük bir orduyu beslemek zorunda kalacak ve bu durum büyük ekonomik sıkıntılara yol açacaktır. Hâlbuki, Sovyetlerle dostluk politikası sürdürülseydi, Sovyetler Birliği Devlet Başkanı Kruşçev'in, 27 Mayıs Askerî Darbesinden sonra, Devlet Başkanı Cemal Gürsel'e gönderdiği mektupta belirttiği gibi, askerî harcamalara ayrılan kaynakların büyük bir bölümünün, ülkemizin kalkınmasında kullanılması söz konusu olabilecekti!
BATI'YI NE ZAMAN TANIYACAĞIZ?
Gerek CHP ve gerekse iktidarda olan DP, NATO'ya girilmesi ile, Batı Dünyası içindeki yerimizin artık garantiye alındığını düşünmekteydiler! Aynı gaflet, 1856 Paris Konferansı'ndan sonra da yaşanmıştı! Kırım Harbi'nde, İngiltere ve Fransa ile birlikte, Rusya'yı yenen devletlerden biri olduğumuz hâlde, kaybeden biz olmuştuk. Çünkü, bu harp yüzünden malî durumu bozulan Osmanlı Devleti, tarihinde ilk defa borç almak zorunda kalacak ve böylece, Duyûn-ı Umumiye'ye giden yol açılmış olacaktır! 1856'da toplanan Paris Konferansı'nda da, Avrupalı 'dostlarımız', Avrupa kamu hukukundan yararlandırılacağımızı belirtmişlerdi. Bâbıâli bunu, 'Avrupa devletleriyle eşit olduk' diye anlamış ve 'Kapitülâsyonlar kalktı' diye sevinilmişti. Böyle bir şeyin söz konusu olmadığının anlaşılmasının yarattığı hayâl kırıklığı daha geçmeden, l878'deki Berlin Kongresi'nde, büyük Avrupa devletleri, Türk topraklarını paylaşmışlar, Rumlar ve Ermeniler yararına, Balkanlarda ve Doğu Anadolu'da, topraklarımıza müdahale hakkını kendilerine tanımışlardı! Yine bilindiği gibi, bu Avrupalı 'dostlar', ufukta gözüken bir Balkan harbinde, Osmanlı'nın mutlaka galip geleceğini düşündüklerinden, yayımladıkları bir bildiriyle, 'harbi kim kazanırsa kazansın, sınırların aynı kalacağı garantisini vermişler', fakat Osmanlı Devleti savaşı kaybedince, Batı Trakya'nın, Edirne'nin ve Makedonya'nın kaybedilmesine sessiz kalmışlar; hattâ, Almanya dâhil, Edirne'nin geri alınmasını bile protesto etmişlerdi! Evet, yüz yıl sonra, yine aynı gaflet hâkimdi ve 'Avrupa bizi kabul etti' zanneden iktidar da, muhalefet de bayram ediyorlardı!
Devlet adamları tarih okumayınca, tarihin tekerrür etmesi de ne yazık ki, kaçınılmaz oluyor. Osmanlı'nın bu yüzden başına gelen belâları çok iyi bilen Ahmet Cevdet Paşa, devlet adamlarına şu uyarıyı yapmış: “Siyaset işlerinde maharet ancak tecrübe ile olur. Her şeyi tecrübe etmeye insan ömrü yeterli ve bir asrın tecrübesi kâfi değildir. Arif olanlar, her şeyi nefsinde tecrübeye kalkışmayarak, içi ibret, nasihat ve........

© Yeşilgiresun


Get it on Google Play