BATI TRAKYA'YI GERİ ALIYORUZ!
İttihatçıların bir başka büyük günahı, II. Balkan Harbi sırasında, Bulgarlardan geri aldığımız Gümülcine ve İskeçe'de kurulan Batı Trakya Cumhuriyeti'nin arkasında durmamalarıdır.
Edirne 22 Temmuz 1913 tarihinde geri alındıktan sonra, öncü birlikler Meriç Nehri'ni geçerek, Batı Trakya'ya girmişler ve Edirne'nin 30 km. batısındaki Dimetoka'yı da aynı gün Bulgarlardan geri almışlardı. Bulgarlar Romenlere, Sırp ve Yunanlara yenilince, Batı Trakya'da ellerinde sadece İskeçe, Gümülcine, Dimetoka ve Dedeağaç kalmıştı. 1 Eylül 1913'de “Garbî Trakya Geçici Hükümeti” kuruldu. Ancak Avrupalı devletler, Batı Trakya'dan askerlerimizi çekmek için İstanbul'u uyardılar! Hükümet sulh müzakerelerinde Edirne'nin de mevzubahis olacağından korktu. Bu işe karışan bütün Osmanlı tebaasını geri çağırdı.
Bulgarlardan hiç hoşlanmayan Yunan Başvekili Venizelos, Bulgaristan'la sınır komşusu olmak istemiyordu. Bu yüzden, Batı Trakya'da Osmanlı hâkimiyetine taraftardı. Hattâ, Dedeağaç şehir ve limanını da bu muvakkat hükümete devretmiş; bir Bulgar taarruzunda silâh ve cephane vermeyi taahhüt etmişti. Üstelik, Bulgarlar üç cephede de yenilmişlerdi. “Garbî Trakya Geçici Hükümeti” 25 Eylül'de istiklâlini ilân etti. Yeşil-beyaz-siyah renkli Ay-Yıldızlı bayrak resmî binalara çekildi. Ancak, İttihatçı Hükümeti bunu kabul etmedi. Bulgaristan'la 29 Eylül 1913'de imzalanan sulh muahedesi, Batı Trakya'nın ümitlerini kararttı. Hükümet, ileride Bulgarlarla işbirliği yapabileceği düşüncesiyle Batı Trakya'dan vazgeçmişti! Batı Trakya'yı teslime zorlamak için İttihatçılar, Cemal Paşa'yı yolladılar. Böylece, 2.5 ay yaşayan Batı Trakya Geçici Hükümeti tarihe karıştı. Hâlbuki, Harbiye Nâzırı Ahmet İzzet Paşa, Batı Trakya'nın Bulgaristan'a bırakılmamasını istiyordu. Neticede, Talât Bey'in de devreye girmesiyle, Batı Trakya Hükümeti 15 Ekim'de kendini feshetti.
DİMETOKA'YI DA BULGARLARA VERİYORUZ!
Batı Trakya 29 Eylül 1913 tarihli antlaşmayla Bulgaristan'a verilmişti ama, Meriç'in batısındaki Dimetoka Osmanlı'nın elinde kalmıştı. Fakat, Sofya'nın gözü bu eski Osmanlı payitahtındaydı. Bulgaristan'ı kendi safında harbe sokmak için ikna etmeye çalışan Almanya, I. Dünya Harbi'nin ikinci yılında, İttihatçılara 'müthiş' bir teklifte bulundu:
Dimetoka'yı Bulgaristan'a verin!
Bunun mukabilinde, Bulgaristan, Almanya-Avusturya ittifakına girecekti! Dimetoka, Almanya'nın yanında harbe girmesini sağlamak amacıyla 6 Eylül 1915'te, tâviz olarak Bulgaristan'a verildi. Bu, Osmanlı Meclisinde infial doğurdu. Enver Paşa'nın talimatıyla, 6 Eylül 1915'te Sofya Sefiri Fethi Okyar ile, Bulgaristan Başvekili arasında imzalanan bir anlaşmayla, Meriç'in batısındaki 5 asırlık Türk yurdu Dimetoka, ayrıca Karadeniz kıyısındaki Midye'nin ilerisindeki bir arazi Bulgaristan'a teslim edildi. Şevket Süreyya'nın belirttiğine göre, bu toprakların tamamı 4.000 km. karedir!
Aynı gün Almanya-Bulgaristan ittifakı imzalandı.
İttihatçıların Bulgaristan'a bağışladığı Türk yurdu Batı Trakya, Bulgaristan'ın I. Dünya Harbi'nden yenik ayrılması üzerine, İngiltere tarafından Yunanistan'a verildi! Ne yazık ki, nüfusunun tamamı Türk olan Batı Trakya Lozan'da da geri alınamadı. Çünkü Batı'lı 'dostlarımızın' bir ilkeleri vardı; Türkiye'nin elinden çıkan eski Hıristiyan toprakları artık bir daha Türklere geri verilemezdi; nüfusunun tamamı Türk olsa bile!
Batılılar böyle düşünmekte kendileri bakımından haklıdırlar. Fakat, tuhaf ve yanlış olan, Türk Milletine karşı düşmanca bakışları bu kadar açık ve net bir şekilde meydanda olan bu Avrupalı Devletlerle ve Amerika ile, Atatürk'ten sonra, bizim müttefiklik ilişkisi içine girmemizdir ki, bu tuhaf durum hâlâ daha devam etmektedir!
Diğer taraftan bir başka tuhaf durum da şudur:
Bu vatan toprakları İttihatçıların basiretsizlikleri yüzünden kaybedildiği hâlde, hâlâ daha, “Abdülhamid'in zamanında en büyük toprakları kaybettik” yalanının sürdürülmesidir.
İttihatçıların devlette sebep oldukları derin zafiyet sebebiyle Balkan Harbi felâketini yaşamış ve 500 yıl bize vatan olan toprakları terk etmek zorunda kalmıştık. Prof. Hail İnalcık'ın belirttiğine göre, yüz yıl süren Balkanlardan çekilişimiz sırasında insan kaybımız 4.5 milyondur. Sadece Balkan Harbi sırasındaki insan kaybınız ise 400 binin üzerindedir.
Falih Rıfkı Atay İttihatçıların devlette sebep oldukları derin zafiyeti şu örnekle çok güzel anlatır:
“İttihatçı teğmen Albaya selâm vermez olmuştu!”
Evet, tepeden tırnağa siyasete bulaşan ordumuz, disiplinini kaybetmiş ve bu da, Balkan Harbi Felâketini yaşamamıza sebep oluştu ki, bütün günahı ve vebali İttihatçılarındır.
İttihatçılar bununla da kalmamış, Balkan Harbi'nde kaybettiğimiz toprakları geri alırız umuduyla devletimizi I. Dünya Harbi'ne sokmuşlar, bu defa da Arabistan yarımadasını, Hicaz, Irak, Suriye ve Filistin'i kaybetmiştik.
Yani, Dimyat'a pirince giderken evdeki bulgurdan da olmuştuk!
Bugün Amerikan üssü durumuna gelen Dedeağaç bize, işte bunları hatırlattı!
Tarih iyi bilinmezse sürekli olarak tekerrür ediyor. O nedenle, devlet adamları çok iyi tarih bilmelidirler. Osmanlı'nın büyük devlet adamlarından Ahmet Cevdet Paşa boşuna, “Devlet adamları tarih okurlar” demiyor!

QOSHE - HEY GİDİ DEDEAĞAÇ HEY! (2) - İsmail Şefik Aydın
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

HEY GİDİ DEDEAĞAÇ HEY! (2)

8 1 1
30.09.2022

BATI TRAKYA'YI GERİ ALIYORUZ!
İttihatçıların bir başka büyük günahı, II. Balkan Harbi sırasında, Bulgarlardan geri aldığımız Gümülcine ve İskeçe'de kurulan Batı Trakya Cumhuriyeti'nin arkasında durmamalarıdır.
Edirne 22 Temmuz 1913 tarihinde geri alındıktan sonra, öncü birlikler Meriç Nehri'ni geçerek, Batı Trakya'ya girmişler ve Edirne'nin 30 km. batısındaki Dimetoka'yı da aynı gün Bulgarlardan geri almışlardı. Bulgarlar Romenlere, Sırp ve Yunanlara yenilince, Batı Trakya'da ellerinde sadece İskeçe, Gümülcine, Dimetoka ve Dedeağaç kalmıştı. 1 Eylül 1913'de “Garbî Trakya Geçici Hükümeti” kuruldu. Ancak Avrupalı devletler, Batı Trakya'dan askerlerimizi çekmek için İstanbul'u uyardılar! Hükümet sulh müzakerelerinde Edirne'nin de mevzubahis olacağından korktu. Bu işe karışan bütün Osmanlı tebaasını geri çağırdı.
Bulgarlardan hiç hoşlanmayan Yunan Başvekili Venizelos, Bulgaristan'la sınır komşusu olmak istemiyordu. Bu yüzden, Batı Trakya'da Osmanlı hâkimiyetine taraftardı. Hattâ, Dedeağaç şehir ve limanını da bu muvakkat hükümete devretmiş; bir Bulgar taarruzunda silâh ve cephane vermeyi taahhüt etmişti. Üstelik, Bulgarlar üç cephede de yenilmişlerdi. “Garbî Trakya Geçici Hükümeti” 25 Eylül'de istiklâlini ilân etti. Yeşil-beyaz-siyah renkli Ay-Yıldızlı bayrak resmî binalara çekildi. Ancak, İttihatçı Hükümeti bunu kabul etmedi. Bulgaristan'la 29 Eylül 1913'de imzalanan sulh muahedesi, Batı Trakya'nın ümitlerini kararttı. Hükümet, ileride Bulgarlarla işbirliği yapabileceği düşüncesiyle Batı Trakya'dan vazgeçmişti! Batı Trakya'yı teslime zorlamak için İttihatçılar, Cemal Paşa'yı yolladılar. Böylece, 2.5 ay yaşayan Batı Trakya Geçici Hükümeti tarihe karıştı. Hâlbuki, Harbiye Nâzırı Ahmet İzzet........

© Yeşilgiresun


Get it on Google Play