We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

ERMENİ SOYKIRIMI İDDİALARI (5)

8 1 1
15.07.2022

Prof. Niyazi Berkes'in bir Rum ailesi ile de ilginç bir hâtırası var ki, Batı'nın ve içimizdeki Batı Muhiplerinin, Türkleri 'Barbar' olarak gösteren kara propagandalarına karşı, içimizdeki azınlıklarla nasıl bir uyum içinde yaşamış olduğumuzu göstermesi bakımından oldukça anlamlıdır.
Yunan asıllı bir Amerikalı, bir alışveriş merkezinde karşılaştığı Prof. Niyazi Berkes'in Türk olduğunu öğrenince, anne ve babasının Türkiye özlemlerinden, bir Türk'le tanışmak arzusundan söz ederek ısrarla Berkes'i evlerine davet eder. Kararlaştırdıkları bir gece Berkes, biraz da çekinerek bu eve gider. Çünkü, başına bir şeyler geleceğinden korkmaktadır. Berkes, o evde yaşadıklarını özetle şöyle anlatır: “Kaldıkları apartmanın bütün ışıkları bir şenlik varmış gibi yakılmıştı. Oğlanın annesi İstanbullu bir bayandı. Üstüme sarıldı, beni öptü. Yaşlı kollarından zor kurtuldum. Kocası da Edirneli bir Rum'muş.”
Atatürk'ün ölümü üzerine İstanbul'daki Rum metropolitten aldıkları bir mektubu Berkes'e okumuşlar. Metropolit, mektubun bir yerinde, Türkçe olarak, Ata'nın cenaze günü “Dağ taş ağladı” diye yazmış. Berkes şöyle devam eder: “Anne-babanın oğlu ile, kızları bizi seyrediyorlardı. Savaşan iki milleti böyle birbirine yaklaştırıp ağlatan adamı onlar da anlamaya çalışıyorlar, dikkatle bize bakıyorlardı. Ana-baba Meşrutiyet'in ilânından az sonra evlenmişler, Amerika'ya göç etmişler. Fakat, anneleri Amerika'ya hiç alışamamış.” Anne, Berkes'ten Türkiye'yi çocuklarına anlatmasını şu sözlerle ister: “Anlat beyefendi bu hayvanlara memleketimizi. Anlamıyorlar. Bu ülkenin insanları gibi onlar da hayvanlaşmışlar. Kaç yıldır bu hayvanlar ülkesinde nasıl yaşayabiliyorum, sormayın. Gittiğiniz yerde size bir fincan kahve bile vermezler!”
Berkes, “O gece içmediğim kahve, limonata, yemediğim lokum, kurabiye kalmadı” der. Çocukları biraz memnun etmek için, “Amerika gibi dünyanın en medenî ülkesinde oturuyorsunuz. Ben onlara Türkiye'nin neresini anlatayım?” diyecek olur; Rum bayan büsbütün kendinden geçerek şunları söyler: “Ne medeniyeti bey, bunlarınki medeniyet değil, hayvanlık. Para, para, para! İş, iş, iş! Bütün bildikleri insanlık budur. Bizdeki insanlık bunlarda ne gezer. Çıkarcılıktır tek düşünceleri. Sevgi, saygı diye bir şey gelmemiş bunlara” (“Unutulan Yıllar”, s. 133).
Prof. Niyazi Berkes'in bu değerli hatırasını, içimizdeki, 'Tarihimizle Yüzleşelim' diye tutturarak, milletimize karşı yürütülmekte olan psikolojik harbin elemanları durumuna geldiklerini göremeyen, sözde insan hakları savunucuları 'Türkiyeli Aydınlar' mutlaka okumalıdırlar. Daha doğrusu, asıl gerçekler, liselerde ve üniversitelerde müfredat programına mutlaka konularak, gençlerimiz yakın tarihiniz konusunda doyurucu bilgilerle donatılmalıdırlar.
Bu niçin yapılamamaktadır? Çünkü, Batılı dostlarımız, gençlerimizin bu şuurla yetiştirilmelerini hoş görmezler!
Erzurum'daki Rus Konsolosunun Gözlemleri:
Erzurum Rus........

© Yeşilgiresun


Get it on Google Play