Yeniçağ Gazetesi yazarı sayın Arslan Bulut , “Bu kadar insana ihtiyacımız yok!” başlıklı yazısında, siyasetçilerimizin pek de gündeminde olmayan, fakat, ülkemizi ve tüm dünyayı yakından ilgilendiren, çok önemli bir milletlerarası projeden söz etmiş. Kendilerini Milletler ve Devletler üstü gören bir ÇETE, dünyaya istedikleri gibi şekil vermek istiyor. Bunlar önce Sosyalizm, Komünizm düşleri ile milletleri birbirine düşürdüler. Bol bol işçi sınıfı-proletarya edebiyatı yaptılar. Meğerse, bunlar asıl projelerinin önsözüymüş! Şimdilerde açık açık, dünya nüfusunu 500 milyona indirmekten, insanları robotlaştırmaktan söz ediyorlar ve bu yolda da önemli adımlar attıkları görülüyor.
Milletleri ve devletleri ele geçirmede demokrasi, insan hakları çoğulculuk kavramlarını ne de güzel kullandılar. Sosyal anarşiyi 'Demokrasi' diye yutturdular. STK'lar, bu konuda en büyük yardımcıları olmuştur. Serbest Piyasayı, Özelleştirmeyi ve Serbest Döviz esasını kabul ettirerek, devletleri bir enkaza dönüştürdüler. Atatürk'ün 1930'larda başarıyla uyguladığı, dünyaya örnek Plânlı Karma Ekonomi Modelini bizim siyasetçilerimize nasıl unutturdular; bir muammadır.
Siyasetçilerimizin önce bu gerçekleri bilmeleri ve milletlerini korumak için tedbirler almaya odaklanmaları gerekirken, ne yazık ki, her şeyin oluruna bırakıldığını görmekteyiz.
Sayın Arslan Bulut, özetle şu bilgileri paylaşmış: “Hani 2020 yılı başlarında Çin'den gelen görüntülerde, insanlar sokak ortasında düşüp, ölüyordu ya, o görüntülerin gerçek olup olmadığı anlaşılamadı. Görüntüleri gerçekten de ani ölümlere yol açan nedir diye araştırmak gerekirdi. Bu konuda Çin, hiçbir açıklama yapmadı. Aradan 2.5 yıl geçtikten sonra, Türkiye'de insanlar, sokakta yürürken düşüp ölmeye başladı. Bazı sağlık görevlilerinin bildirdiğine göre, “Akciğerlerde ani bir tıkanma, ani ölüme sebep oluyormuş. Akciğerlerde kan pıhtılaşması sebebiyle tıkanmayı aşılara bağlayan da var ama Güney Kore'de yapıldığı söylenen bir araştırmada, kalp krizlerinin covid etkisinden kaynaklandığı iddia edildi. Ancak böyle bir karara varmak için otopsi yapmak gerekir. Fakat bu yola gidilmiyor. İspanyol bilim adamı Prof. Madrit, messenger RNA aşılarında grafen oksit bulunduğunu laboratuvar analizlerinde ispatlamıştı. Otopsiyi veya kan tahlilini kim yapar veya yaptırır? Hukuk sistemlerine göre devletler yapar değil mi? Peki, devletlerin sağlık politikası ilâç şirketlerinin sözcüsü durumundaki Dünya Sağlık Örgütü'ne bağlanmışsa, böyle bir adım atarlar mı? Nitekim atmıyorlar. Koronavirisün Büyük Sıfırlama (Büyük Reset) için büyük fırsat olduğunu açıklayan Dünya Ekonomik Forumu'nun danışmanı Yuvai Noah Harari ise, 'Modern teknolojilerin insan emeğini ekonomik ve askerî olarak gereksiz hâle getirdiği göz önüne alındığında, 21. yüzyılın başlarında, nüfusun büyük çoğunluğuna ihtiyacımız yok' dedi!”
Sayın Bulut, şöyle noktalıyor yazısını: “Öyleyse gereksiz görülen insanlar, sistemli ve plânlı olarak öldürülüyor olabilir mi?”
Bu iddia, gülüp geçilebilecek bir iddia olmaktan çok uzak. Gerçek odur ki, Tek Dünya Devleti Hâkimiyeti peşindeki, Milletler ve Devletler Üstü bir ÇETE, dünyaya kendi kafalarına göre bir düzen dayatmak istemektedir. Adamlar bunu zaten yıllar önce 1 Doların arkasına yazmışlar: Novus Ordo Seclerum: Çağların Yeni Dünya Düzeni diye!
Ünlü banker Lionel Rothschild'in, 1844 yılında, müstakbel İngiltere Başbakanı Benjamin Disraeli'ye (Coningsby) söylediği şu sözler de, dünyamızda oynanan Büyük Oyunu açıkça ortaya koyuyor: “Görüyorsun sevgili dostum Goningsby, dünya, olayların perde arkasını bilmeyen insanların sandığı kişilerden çok daha farklı kişiler tarafından yönetilmektedir” (Hüseyin Çiloğlu, “Çivisi Çıkmış Dünya”, s. 269)!
Lord Curzon da, Hindistan Genel Valisi iken, 1898 yılında, Emperyalizmin Dünya Hâkimiyeti hakkında şunları söylemiş: “Bana göre, itiraf etmem gerekirse, ülkeler, dünya hâkimiyetine yönelik büyük bir oyunun oynandığı satranç tahtasının üzerindeki piyonlardan başka bir şey değildir” (John Pilger, “Dünyanın Yeni Efendileri”, s. 117).
Evet, gerçek budur! İç Cephemizi parça parça eden Çok Partili Sistem, bu hâkimiyete hizmet eden bir araçtan başka bir şey değil! Parti kavgalarıyla İç Cephe'yi parçalayarak, Millî Devletleri istikrarsızlaştırıyorlar ve böylelikle, bu devletler üzerinde etkili olabiliyorlar! Bunun bir sakıncası da şudur: Milletin çok az sayıdaki iyi yetişmiş, ülkeyi ve dünyayı iyi tanıyan vatansever aydınları, bilim insanları siyasetin rekabet çarkları arasında ezilip gidiyorlar! Hâlbuki, Tek Partide, yandaşlık diye bir kavram söz konusu olamayacağından, ehliyet ve liyakat sahiplerinin yönetimde etkili yerlere gelmeleri Çok Partili Sisteme göre kat be kat fazladır. Üst Akıl, Atatürk döneminde bize hâkim olamadı! Ne yazık ki, Batı hayranlığı, Atatürk'ten sonra, bizi de bu kontrol edilen ülkelerden biri duruma getirdi.
Bu konuda okurlarımıza 5 önemli kitabı tavsiye etmek isterim:
Mustafa YILDIRIM : Sivil Örümceğin Ağında, Hüseyin ÇİLOĞLU: Çivisi Çıkmış Dünya,
İsmail TOKALAK: Dünyada Gıda ve ilâç Terörü ve Üst Akıl,
John PERKİNS: Şirketokrasi
Yaşasın çoğulculuk! Yaşasın özgürlük! Yüzlerce özel televizyon kanalımız, yüzlerce özel radyomuz var! Fakat bu TV kanallarında ve radyolarda yapılan sade suya tirit programlarda bu kitaplarda temas edilen konular hakkında vatandaşlarımızın bilgilendirilmemesi ilginç değil mi? Yoksa bir kontrol mü var?!
Geçenlerde bir sosyal demokrat arkadaşımızla tartışıyorduk. Kendileri, Demokrasiye ve onun olmazsa olmazı Çok Partili Sisteme gönülden bağlı olduğunu söylüyordu. Ben demokrasinin ve çok partili sistemin ÜST AKLIN Dünyaya giydirdiği bir deli gömleği olduğunu söylediğimde, “Bütün dünyanın bunu uyguladığını, hiç kötü bir şey olsaydı bu sistem uygulanır mıydı?” diyerek bana şiddetle itiraz etti.
Ne yazık ki, dünya öyle güçlü bir hipnoz altında ki, çok büyük yalanlara bile insanlar kolaylıkla inandırılabiliyor! Çünkü, medya, üniversiteler ve filim sektörü bu adamların elinde. Bunlara karşı duracak siyasetçilerin, çok sağlam bir altyapıya ve Millî Şuura sahip olmaları gerekir. Ne var ki, siyasetin bu yapısı içinde bu pek o kadar da kolay bir şey değil.
Ülkemizden bir örnek verelim: Son Soçi görüşmelerinde ülkemizin ŞİÖ'ye (Şangay İşbirliği Örgütü'ne) katılması gündeme gelmişti. Sayın CHP sözcüsü Ünal Çeviköz buna şiddetle karşı çıkmasın mı? Peki, gerekçeleri ne?
“Demokrasi Batı'da bizim Doğu'da ne işimiz var!”
Ne yazık ki, Türkiye'yi kurtarmak iddiasındaki muhalefetin ana argümanı Batı ile birlikte olmak! Allah aşkına! Bizi bu duruma Batı ile yaptığımız haysiyetsiz işbirliği getirmedi mi?
Yükselen Asya Çağı'nın görülememesi nasıl bir akıl tutulmasıdır? Hâlbuki, rahmetli Başbakan Adnan Menderes, daha 1959 yılında bugünleri görmüş! Nitekim, dönemin önemli siyasî dergisi Kim'de, Sadun Tanju'nun yazdığına göre, Menderes Gazeteciler Cemiyeti'nde, “Çin ve Rusya ABD'yi geçecek. Zira ABD tüketimci, ötekiler yatırımcı. Yüzde 30 yatırım yapıyorlar” diye konuşur! Bunun üzerine, ABD basınında sert eleştiriler çıkar. 8 Mayıs 1960 tarihli New York Times, “Menderes, politikasını değiştirmediği takdirde olayların nasıl gelişeceği bilinmez” diye tehdit eder! Sonra ne olduğunu hepimiz biliyoruz. Amerika, Atatürkçü zannettiğimiz orduya darbe yaptırdı ve Menderes'i astırdı!
Bu iktidarın Rusya ile kurduğu iyi ilişkileri takdirle karşılıyoruz. Sayın Putin, güvenilir bir devlet adamı ve dünyadaki gidişin farkında. Umarız Batı hayranı siyasetçilerimiz ve akademisyenlerimiz de, NATO'culuktan vazgeçerek, Rusya ile birlikte hareket etmemizin zorunluluğunu kavrarlar. Pek umutlu değiliz ama yine de inşallah diyelim.

QOSHE - DÜNYA NEREYE GÖTÜRÜLÜYOR? - İsmail Şefik Aydın
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

DÜNYA NEREYE GÖTÜRÜLÜYOR?

16 1 1
26.08.2022

Yeniçağ Gazetesi yazarı sayın Arslan Bulut , “Bu kadar insana ihtiyacımız yok!” başlıklı yazısında, siyasetçilerimizin pek de gündeminde olmayan, fakat, ülkemizi ve tüm dünyayı yakından ilgilendiren, çok önemli bir milletlerarası projeden söz etmiş. Kendilerini Milletler ve Devletler üstü gören bir ÇETE, dünyaya istedikleri gibi şekil vermek istiyor. Bunlar önce Sosyalizm, Komünizm düşleri ile milletleri birbirine düşürdüler. Bol bol işçi sınıfı-proletarya edebiyatı yaptılar. Meğerse, bunlar asıl projelerinin önsözüymüş! Şimdilerde açık açık, dünya nüfusunu 500 milyona indirmekten, insanları robotlaştırmaktan söz ediyorlar ve bu yolda da önemli adımlar attıkları görülüyor.
Milletleri ve devletleri ele geçirmede demokrasi, insan hakları çoğulculuk kavramlarını ne de güzel kullandılar. Sosyal anarşiyi 'Demokrasi' diye yutturdular. STK'lar, bu konuda en büyük yardımcıları olmuştur. Serbest Piyasayı, Özelleştirmeyi ve Serbest Döviz esasını kabul ettirerek, devletleri bir enkaza dönüştürdüler. Atatürk'ün 1930'larda başarıyla uyguladığı, dünyaya örnek Plânlı Karma Ekonomi Modelini bizim siyasetçilerimize nasıl unutturdular; bir muammadır.
Siyasetçilerimizin önce bu gerçekleri bilmeleri ve milletlerini korumak için tedbirler almaya odaklanmaları gerekirken, ne yazık ki, her şeyin oluruna bırakıldığını görmekteyiz.
Sayın Arslan Bulut, özetle şu bilgileri paylaşmış: “Hani 2020 yılı başlarında Çin'den gelen görüntülerde, insanlar sokak ortasında düşüp, ölüyordu ya, o görüntülerin gerçek olup olmadığı anlaşılamadı. Görüntüleri gerçekten de ani ölümlere yol açan nedir diye araştırmak gerekirdi. Bu konuda Çin, hiçbir açıklama yapmadı. Aradan 2.5 yıl geçtikten sonra, Türkiye'de insanlar, sokakta yürürken düşüp ölmeye başladı. Bazı sağlık görevlilerinin bildirdiğine göre, “Akciğerlerde ani bir tıkanma, ani ölüme sebep oluyormuş. Akciğerlerde kan pıhtılaşması sebebiyle tıkanmayı aşılara bağlayan da var ama Güney Kore'de yapıldığı söylenen bir araştırmada, kalp krizlerinin covid etkisinden kaynaklandığı iddia edildi. Ancak böyle bir karara varmak için otopsi yapmak gerekir. Fakat bu yola gidilmiyor. İspanyol bilim adamı Prof. Madrit, messenger RNA aşılarında grafen oksit bulunduğunu laboratuvar analizlerinde ispatlamıştı. Otopsiyi veya kan tahlilini kim yapar veya yaptırır? Hukuk sistemlerine göre devletler yapar değil mi? Peki, devletlerin sağlık politikası ilâç şirketlerinin sözcüsü durumundaki Dünya Sağlık Örgütü'ne bağlanmışsa, böyle bir adım atarlar mı? Nitekim atmıyorlar.........

© Yeşilgiresun


Get it on Google Play