Büyük Zafer'in 100. yıldönümünü kutluyoruz. Büyük Atatürk'ün dehası ve elbetteki, Mehmetçiğin kahramanlığıyla kazanılan bu zafer, Türk Milleti'nin ne büyük bir millet olduğunu tüm dünyaya kanıtlamıştır.
Dün, Büyük Zafer'le, emperyalistlerin üzerimize sürdüğü Yunan ordusunu bu mukaddes topraklardan sürüp atmayı başaran bu büyük millet, muhakkak ki, Türklüğü bu coğrafyadan sürüp atmak peşindeki Batı'nın menfur plânlarını da birer birer tarihin çöplüğüne gönderecektir. Hemen söyleyelim ki, bunun temel şartı, Atatürk'ü sevmeyenlerin de, kendilerini, Atatürk'e karşı olmaya hipnozlayan gayr-i millî politikaların çemberinden kurtularak, Atatürk'ü, Türk Milleti'nin Büyük Önderi olarak kabul etmeleridir.
Bu çevreler, sözde Atatürkçülerin millete benimsetmeye çalıştıkları, 'BATICI ATATÜRK' şablonunun amacının, kendilerini Atatürk'ten uzaklaştırmak olduğunu artık anlamalıdırlar. Atatürk'ün bu milletin bir ferdi olduğunu ve “Benim en büyük fahrim, servetim Türk yaratılmamdır” diyerek, Türklüğü ile iftihar ettiğini hiçbir zaman unutmayarak, O büyük Önderi yeniden kılavuz edindiğimiz takdirde, Türkiye'nin sadece kendini değil; bütün bölge ülkelerini de Batı emperyalizminin vesayetinden kurtaracağı bilinmelidir. Bunu daha 1920'lerde Sultan Galiyev ve sonra da, ölümünden sonra, Batı emperyalizminin ülkesini parça parça ettiği Yugoslavya Devlet Başkanı Mareşal Tito söylemişti.
Ne yazık ki, Atatürk'ü ve Büyük Zafer'i küçültmek isteyen gafillerin varlığı bir gerçektir. Bunların, önemli bir kesiminin Batı'nın kara propagandasının etkisinde olduklarını; bir kesiminin de Türklük şuuruna sahip olmadıklarını düşünüyoruz.
Geçtiğimiz yıllarda, TELE I'de katıldığı bir programda, yazar Abdurrahman Dilipak, “İngilizler İstanbul'u niye terk etti?” diye bir soru sormuş, fakat cevabını vermemişti! Amacı muhakkak ki, kafaları bulandırmaktı. Ne yazık ki, programı yöneten sayın Namık Koçak da, Dilipak'tan, sözlerini açmasını istemedi! Hâlbuki istemeliydi. Bunlar, sözde Atatürkçü geçinirler fakat işte böyle, kendi programlarında Atatürk'e hakaret edilmesine de seyirci kalırlar!
Abdurrahman Dilipak gibi tipler, Atatürkçü olduklarını iddia edenler tarafından ya ekranlara hiç çıkarılmamalı, ya da, ekrana çıkarıldıklarında, Atatürk hakkında çirkin imalarda bulunmalarına izin verilmemelidir. Milletimiz de, Atatürkçülüğü, sadece bir söylem, bir maske olarak kullananları artık daha iyi anlamalıdır.
Sayın Dilipak zihniyetindekilerin bir başka iddiaları da, Lozan'ın gizli maddeleri olduğudur! Şu meşhur, 'süresi 1923'te dolacak olan yüz yıllık Cumhuriyet' de bu yalanlardan birisidir. Amaçları, Atatürk'ün Büyük Zaferini ve Cumhuriyet Devrimini değersizleştirmektir! Bu sözde İslâmcılar öyle bir ideolojik bağnazlık içindedirler ki, Atatürk karşıtlığıyla, Emperyalizme hizmet ettiklerinin farkında bile değiller!
NE İSTİKLÂL HARBİNİ BİLİYORLAR NE DE ATATÜRK'Ü TANIYORLAR!
İstiklâl Harbi ve Başkomutan Mustafa Kemal Paşa hakkında konuşacak olanlar ve özellikle 'İslâmcı' geçinenler, önce mutlaka, 6 Aralık 1921'de, bir Ermeni terörist tarafından Roma'da katledilen, İslâmî hassasiyetleri çok yüksek bir devlet adamı olan, Osmanlı'nın son Sadrazamlarından Said Halim Paşa'nın hatıralarını okumalıdırlar. Said Halim Paşa, Mustafa Kemal Paşa hakkında, hayranlıkla okuduğumuz şu değerlendirmeyi yapmaktadır: “Mustafa Kemal mesleği itibariyle askerdir. Büyük harp esnasında bilhassa İngilizleri en sert şekilde mağlup ettiği Çanakkale'de, kumandan olarak, takdire şayan kumandanlık kabiliyeti göstermiştir. İngilizlerin Türkiye'ye karşı nefretinin temel sebepleri, bu mağlubiyetlerin ve Kut'ül Amare'deki (29 Nisan 1916) teslim oluşlarının acı hatıralarıdır. Burada (Çanakkale'de), harekâttaki Ordunun komutanı oluş tarzı, 'tam manasıyla bir adamın' hareketlerini temsil etmektedir. Bu anda, felâket kaçınılmaz bir kader hâlini almıştı. Birkaç taraftan hayal kırıklığına uğramış Başkomutan müşir Liman von Sanders, son çare olarak, bu esnada, alelâde bir Miralay (Albay) ve bir birliğin komutanı olan, ancak askerî kabiliyetini ve sonsuz azmini bildiği Mustafa Kemal'e müracaat etmişti. (….) Aynı günün hemen ertesinde, tepeden inen Mustafa Kemal, bariz şekilde eksik kuvvetleriyle, muazzam bir başarı elde ederek, İngilizleri bir muharebede (9/10 Ağustos 1915 Anafartalar Zaferi) bozguna uğratır ve bu muharebede kazandığı şöhretle, Büyük Harbin en büyük şanlarından birisine sahip olur.”
Said Halim Paşa, daha sonra şöyle devam ediyor: “Mustafa Kemal'in ona şimdiki mevkiini sağlayan başka vasıfları da vardı. Evvelâ önderlik vasıfları. Zira, Mustafa Kemal her şeyden önce bir önderdir ve insanları peşinden sürüklemektedir. İmtiyazlı bazı kişilerin sayesinde, diğerleri üzerinde kuvvetli tesirler tesis ettiği gizemli ihsana sahiptir. Bugün bütün Türkiye, bu büyük adamın etkisi altındadır. Daha bariz vasıflarıysa, çelik gibi güçlü bir kararlılık, ileri görüşlülük, durumun ruhî suretini kavrama ve ondan istifade etme çevikliği, şartlara göre gözü peklik ve ihtiyat, canlı ve derin, ama aynı zamanda bilmediklerini tahmin etmesini de sağlayan bir zekâ, zihnî atiklik, ender bulunan iddia ve ispat melekesi; en son olaraksa, eşsiz bir hareket kabiliyeti. Aslına bakılırsa, O, asker olduğu kadar siyaset adamı olarak da birinci sınıf bir taktik uzmanıdır. Son derece azimli ve zafere susamış Mustafa Kemal, mertebesinin durmadan yükselmesini sağlayan, şahsiyetinin bu iki baskın vasfında, bıkmak bilmeyen bir faaliyet ve tükenmez bir kuvveti birlikte barındırmaktadır. Bu şahıs hiçbir zaman yorulmaz, hiçbir zaman yılmaz. Biz, O'nun hareketlerinin zarar verdiği kişiler arasında değiliz. Şimdiye kadar vatan kazanmıştır. Millî bir önder olarak, azim ve vatanseverliğinin onu nereye kadar götüreceğini ise gelecek gösterecektir. Mustafa Kemal, gırtlağına kadar sefahate batmış olmakla suçlanmaktadır. Bu doğru değildir. Belki, sefa meraklısı olabilir. Ancak, Millî Dâvâ'da kendine düşen vazifeyi yerine getirmiştir ve kötü alışkanlıklarından feragat etmiştir. Bu da, göz ardı edilebilecek bir davranış değildir. Onun hayatı, bugün son derece namuslu ve muntazamdır. O, ne olursa olsun, iyiyle kötünün, zaaf ve kuvvetin fazilet ve zaafların bir karışımı dahi olsa, Türkiye O'na sadece hayranlık ve takdirini arz edebilir. Yine de, ne yaparsa yapsın O'nun hakkını ödeyemez.
Hayatta kalışını ve diğer milletler nezdindeki itibarını tekrar kazanışını O'na borçludur. Yine de, muazzam başarısında, milletin payının, onunkinden daha büyük olduğunu ihmâl etmeyelim. Millet O'na, sonuna kadar kullanması için, bitmez tükenmez bir kahramanlık ve coşku zemini hazırlamıştır. Eğer o bir zanaatkâr ise, millet de elindeki aletidir; tevazuu sebebiyle, eşsiz niteliğinin farkında olmayan bir alettir! İşin aslına bakılırsa, Türkiye'nin kurtuluşu ve onun, sönüp kaybolan parıltısıyla, hâlihazırda, son iki yüz yılın acı ve mahcubiyetlerinden kurtaracak talihine doğru yönelişi, milletin ve tabiatın mümtaz kıldığı evlâdının vasıflarının bir araya gelmesi neticesinde gerçekleşmiştir. İnatla, onun bir İttihatçı olduğu iddia ediliyor. Hiçbir şey bundan daha az doğru değildir. Sözün özü, Mustafa Kemal ne İttihatçıdır ne de Bolşevik'tir (“Osmanlı İmparatorluğu ve Dünya Savaşı”, s. 69).
Said Halim Paşa, kendini çok iyi yetiştirmiş, millî şuûr sahibi bir İslâmcıdır. Sakarya Zaferi'nden sonra ve menfur bir suikasta kurban gitmesinden hemen önce, Mustafa Kemal Paşa hakkında yaptığı bu olağanüstü tahlil pek bilinmez. Fakat, İslâmcı kesimin önem verdiği bir İttihatçı Sadrazam tarafından yapıldığı için çok değerlidir. Said Halim Paşa'nın bu harikulâde değerlendirmesini İslâmcı takılan kardeşlerimiz mutlaka okusunlar isteriz. ./…

QOSHE - BÜYÜK ZAFER'İN ANLAMI! (1) - İsmail Şefik Aydın
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

BÜYÜK ZAFER'İN ANLAMI! (1)

7 1 1
29.08.2022

Büyük Zafer'in 100. yıldönümünü kutluyoruz. Büyük Atatürk'ün dehası ve elbetteki, Mehmetçiğin kahramanlığıyla kazanılan bu zafer, Türk Milleti'nin ne büyük bir millet olduğunu tüm dünyaya kanıtlamıştır.
Dün, Büyük Zafer'le, emperyalistlerin üzerimize sürdüğü Yunan ordusunu bu mukaddes topraklardan sürüp atmayı başaran bu büyük millet, muhakkak ki, Türklüğü bu coğrafyadan sürüp atmak peşindeki Batı'nın menfur plânlarını da birer birer tarihin çöplüğüne gönderecektir. Hemen söyleyelim ki, bunun temel şartı, Atatürk'ü sevmeyenlerin de, kendilerini, Atatürk'e karşı olmaya hipnozlayan gayr-i millî politikaların çemberinden kurtularak, Atatürk'ü, Türk Milleti'nin Büyük Önderi olarak kabul etmeleridir.
Bu çevreler, sözde Atatürkçülerin millete benimsetmeye çalıştıkları, 'BATICI ATATÜRK' şablonunun amacının, kendilerini Atatürk'ten uzaklaştırmak olduğunu artık anlamalıdırlar. Atatürk'ün bu milletin bir ferdi olduğunu ve “Benim en büyük fahrim, servetim Türk yaratılmamdır” diyerek, Türklüğü ile iftihar ettiğini hiçbir zaman unutmayarak, O büyük Önderi yeniden kılavuz edindiğimiz takdirde, Türkiye'nin sadece kendini değil; bütün bölge ülkelerini de Batı emperyalizminin vesayetinden kurtaracağı bilinmelidir. Bunu daha 1920'lerde Sultan Galiyev ve sonra da, ölümünden sonra, Batı emperyalizminin ülkesini parça parça ettiği Yugoslavya Devlet Başkanı Mareşal Tito söylemişti.
Ne yazık ki, Atatürk'ü ve Büyük Zafer'i küçültmek isteyen gafillerin varlığı bir gerçektir. Bunların, önemli bir kesiminin Batı'nın kara propagandasının etkisinde olduklarını; bir kesiminin de Türklük şuuruna sahip olmadıklarını düşünüyoruz.
Geçtiğimiz yıllarda, TELE I'de katıldığı bir programda, yazar Abdurrahman Dilipak, “İngilizler İstanbul'u niye terk etti?” diye bir soru sormuş, fakat cevabını vermemişti! Amacı muhakkak ki, kafaları bulandırmaktı. Ne yazık ki, programı yöneten sayın Namık Koçak da, Dilipak'tan, sözlerini açmasını istemedi! Hâlbuki istemeliydi. Bunlar, sözde Atatürkçü geçinirler fakat işte böyle, kendi programlarında Atatürk'e hakaret edilmesine de seyirci kalırlar!
Abdurrahman Dilipak gibi tipler, Atatürkçü olduklarını iddia edenler tarafından ya ekranlara hiç çıkarılmamalı, ya da, ekrana çıkarıldıklarında, Atatürk hakkında çirkin imalarda bulunmalarına izin verilmemelidir. Milletimiz de, Atatürkçülüğü, sadece bir söylem, bir maske olarak kullananları artık daha iyi anlamalıdır.
Sayın Dilipak zihniyetindekilerin bir başka iddiaları da,........

© Yeşilgiresun


Get it on Google Play