Dünya ile oynayan bir Üst Akıl var. Üst Aklın Dünya Hâkimiyeti konusuna ışık tutan, sayın İsmail Tokalak'ın “ÜST AKIL” ve sayın Hüseyin Çiloğlu'nun “Çivisi Çıkmış Dünya” isimli kitaplarını okurlarımıza tavsiye ederiz.
Bizimle oynuyorlar; düşüncelerimizi şekillendiriyorlar. Bütün bunlar tek merkezden programlanıyor. STK'lar (Sivil Toplum Kuruluşları) bunların en etkili araçları. Putin ve Macaristan Başbakanı Orban Soros'u ülkelerinden kovdular! Bizde ise, 'demokrasimizin, insan haklarının, temel hak ve özgürlüklerin geliştirilmesi' görüntüsü altında, 5. KOL faaliyetleri özgürce sürdürülmektedir! Amaçları, ülkemizin kaos içinde yaşaması, milliyetçi düşüncelerin yeşermesinin önünün alınması, kozmopolit gençler yetiştirilmesi ve Atatürk'ten sonra vesayeti altına girdiğimiz Amerika'nın ve tüm Batı'nın sömürüsünün sürmesidir! Bu bakımdan, AK Parti iktidarının Avrasya'ya yaklaşarak, Batı'nın vesayetinden kurtulmaya çalışması ülkemiz için bir beka meselesidir. Sayın muhalefetimizin Avrasya açılımına, “Demokrasi Batı'da, bizim Doğu'da ne işimiz var” diyerek karşı çıkması ise hazindir.
ÜST AKIL
MİLLİYETÇİLİĞE DÜŞMANDIR!
Dünya Hâkimiyeti peşindeki güçler milliyetçiliğe; yâni, “Vatanını ve Milletini Sevmek” düşüncesine düşmandırlar. ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Daniel Fried, Milliyet Gazetesi'nde, Yasemin Çongar'a verdiği bir mülâkatta, milliyetçiliği şu sözlerle yerden yere vuruyordu: “Bence milliyetçiliğin temelinde gurur yok. Milliyetçilik özünde defansif bir tutuma, gurursuzluğa dayanır. Gururlu insanlar milliyetçi olmaz; gururlu insanlar dünyaya açık olur!”
Yâni, gururlu insanlar Amerika'nın; aslında Amerika'nın da değil, Amerika'ya da hükmeden, Derin Dünya Devleti Projesi'ni dünyaya dayatanların safında yer alırlar; millî değerlerini değil, Şirketokrasinin tüm dünyaya dayattığı 'sentetik değerleri' benimserler demek istiyor! Bu sentetik değerlerden birisinin de LGBTİ olduğu bilinmelidir.
Daniel Fred kendi açısından haklı. Küreci Elitlerin dünyaya hâkim olabilmeleri için milliyetçiliğin, millî ve manevî değerlerin, insanların millî hassasiyetlerinin aşağılanması; bizi bu küreci sömürüye karşı koruyacak yegâne güç olan Millî Devletimizin yok edilmesi gerekiyor. Millî Devletlerin yerine dünyaya dayattıkları Şehir Devletleridir! Günümüzde bir 'Demokratik Gelişme' olarak gösterilen, Yerel Yönetimlerin Güçlendirilmeleri önerileri tam da buna hizmet etmektedir!
Küreciliğin içyüzünün anlaşılmasıyla birlikte, 2000'lerden sonra, kendi kontrollerinde olmayan bir milliyetçiliğin yükselmeye başlamasından, işte bunun için rahatsızlar ve işte bunun için var güçleriyle milliyetçiliğe saldırıyorlar. Bu bağlamda, 15 Temmuz 1916 FETÖCÜ Darbe Teşebbüsünden sonra MHP'nin geldiği ve AK Parti'yi de peşinden sürüklediği Millî Çizgiyi önemli bulduğumuzu belirtmeliyiz. Sayın Soner Yalçın bile bir makalesinde, MHP'nin, geldiği emperyalizm karşıtı çizgiyi takdir etmekteydi. MHP'nin, 12 Eylül öncesindeki Rusya düşmanı Anti Komünist çizgiden Emperyalist Karşıtı bir çizgiye gelmesi ülkemiz adına sevindirici bir gelişmedir. Ne yazık ki, ideolojik temelini kaybeden siyasetin bunu görebilmesi mümkün değildir.
Üst Aklın kara propagandası öyle etkili ki, Milliyetçiliği savunanlara muteber insan olarak bakılmıyor! Millî Kültürümüzü, Millî Birliğimizi, Devletimizin ve Milletimizin Menfaatlerini savunuyorsanız, Batı hayranı devşirilmiş aydınların takdirlerini kazanmak ne mümkün! Bunlardan takdir almak için sizin de mankurt olmanız gerekiyor!
Peki, 'dünyanın bizi sevmesi için' ne yapmamız gerekiyor? Küremizin ağaları ne istiyorlarsa, 'menfaatimize mi değil mi diye bakmadan' onu yapacağız! Kola içip, hamburger yiyerek, pop ya da rep müzik dinleyerek, evinizde koltuğunuza yaslanarak, televizyonlardaki o pespaye eğlence programlarını ve dizileri seyrederek; etliye-sütlüye karışmadan; iyi bir tüketici olacak ve ailemizle 'mutlu-mesut' bir köle hayatı yaşayacağız!
AMERİKA VE AB DÜŞMANIMIZDIR!
ABD ve Avrupa Birliği sözcüleri, 'Ergenekon Terör Örgütü' diye adlandırılan ve ortaya konulan düzmece delillerden, her şeyin bir kumpas olduğunu sıradan bir hukukçunun bile anlayabileceği dâvalar için, “Sonuna kadar gidilsin!” diye buyurmuşlardı!
Avrupa Birliği'nin bize bu konudaki bir tavsiyesini hatırlatalım: “Avrupa Parlamentosu, Türk makamlarını, kanun hâkimiyeti ilkesine sıkıca bağlı kalarak, 'Ergenekon Cinayet Örgütü' ile ilgili soruşturmasını kararlılıkla sürdürmeye, bu örgütün, devletin yapılanmasının içine sızmış bulunan şebekesini tümüyle ortaya çıkartmaya ve bu işlere karışmış olanları adalete teslim etmeye teşvik eder…”
Hâlbuki, meğerse asıl devlete sızan; bırakın sızmayı, devleti ele geçiren, bir Amerikan Gladyo Organizasyonu olan, sözde 'Hizmet Hareketi' adı altında kitleleri afyonlayan FETÖ Çetesiymiş! Ne var ki, Amerikalı ve Avrupalı 'dostlarımız', 15 Temmuz 2016 tarihindeki FETÖ kalkışmasından sonra, bize hemen, İnsan Hakları Sözleşmesi'ni hatırlattılar! ABD Ulusal İstihbarat Direktörü James Clapper, darbe teşebbüsü nedeniyle tutuklananlar için şu akıl almaz değerlendirmeyi yapabildi:
“Muhataplarımızın çoğu ya tasfiye edildi ya da tutuklandı. Şüphesiz bu durum, ABD'nin Orta Doğu stratejisini daha da zorlaştıracaktır!”
ABD Dışişleri sözcüsü John Kirby de, “ Türkiye'deki tutuklamaları endişe verici bir gelişme olarak görüyoruz” açıklamasını yapmıştı!
Batılı 'dostlarımız', FETÖ darbesinin arkasında saf tutarlarken, Rusya ve İran bizim yanımızda yer aldılar. İranlı diplomat Sadık, “ABD'nin darbe girişiminden haberdar olmadığı yorumunu yapmak saflıktır” diyerek, en gerçekçi değerlendirmeyi yapanlardan biri oldu. Bu da, Batılı 'dostlarımızın', demokrasimizin gelişmesi gibi bir dertlerinin olmadığını; onların asıl amaçlarının, II. Dünya Harbi'nden sonra ülkemizde kurulan Batı vesayetinin sürmesi ve bu vesayete karşı çıkan Milliyetçi-Atatürkçü (Avrasyacı) unsurların tasfiyesi olduğunu iyice meydana çıkarmıştır.
Bu darbe teşebbüsünün önemli bir yararı da, 'bir musibet bin nasihatten evlâdır' örneği, Amerika'nın gerçek yüzünün milletimiz ve muhafazakâr kesim tarafından da iyice anlaşılması olmuştur. Bu darbe teşebbüsünün arkasındaki, AMERİKA-FETÖ Çetesi işbirliğinin meydana çıkmasının, kamuoyunda yarattığı Amerika karşıtlığı ve yükselen milliyetçi dalga sayesinde, ülkemizin daha bağımsız bir dış politika takip etmesinin önünün açıldığını da belirtmeliyiz. ./…

QOSHE - 'SAĞ-SOL' ÜST AKLIN BİR OYUNUYDU! (1) - İsmail Şefik Aydın
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

'SAĞ-SOL' ÜST AKLIN BİR OYUNUYDU! (1)

12 1 11
09.12.2022

Dünya ile oynayan bir Üst Akıl var. Üst Aklın Dünya Hâkimiyeti konusuna ışık tutan, sayın İsmail Tokalak'ın “ÜST AKIL” ve sayın Hüseyin Çiloğlu'nun “Çivisi Çıkmış Dünya” isimli kitaplarını okurlarımıza tavsiye ederiz.
Bizimle oynuyorlar; düşüncelerimizi şekillendiriyorlar. Bütün bunlar tek merkezden programlanıyor. STK'lar (Sivil Toplum Kuruluşları) bunların en etkili araçları. Putin ve Macaristan Başbakanı Orban Soros'u ülkelerinden kovdular! Bizde ise, 'demokrasimizin, insan haklarının, temel hak ve özgürlüklerin geliştirilmesi' görüntüsü altında, 5. KOL faaliyetleri özgürce sürdürülmektedir! Amaçları, ülkemizin kaos içinde yaşaması, milliyetçi düşüncelerin yeşermesinin önünün alınması, kozmopolit gençler yetiştirilmesi ve Atatürk'ten sonra vesayeti altına girdiğimiz Amerika'nın ve tüm Batı'nın sömürüsünün sürmesidir! Bu bakımdan, AK Parti iktidarının Avrasya'ya yaklaşarak, Batı'nın vesayetinden kurtulmaya çalışması ülkemiz için bir beka meselesidir. Sayın muhalefetimizin Avrasya açılımına, “Demokrasi Batı'da, bizim Doğu'da ne işimiz var” diyerek karşı çıkması ise hazindir.
ÜST AKIL
MİLLİYETÇİLİĞE DÜŞMANDIR!
Dünya Hâkimiyeti peşindeki güçler milliyetçiliğe; yâni, “Vatanını ve Milletini Sevmek” düşüncesine düşmandırlar. ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Daniel Fried, Milliyet Gazetesi'nde, Yasemin Çongar'a verdiği bir mülâkatta, milliyetçiliği şu sözlerle yerden yere vuruyordu: “Bence milliyetçiliğin temelinde gurur yok. Milliyetçilik özünde defansif bir tutuma, gurursuzluğa dayanır. Gururlu insanlar milliyetçi olmaz; gururlu insanlar dünyaya açık olur!”
Yâni, gururlu insanlar Amerika'nın; aslında Amerika'nın da değil, Amerika'ya da hükmeden, Derin Dünya Devleti Projesi'ni dünyaya dayatanların safında yer alırlar; millî değerlerini değil, Şirketokrasinin tüm dünyaya dayattığı 'sentetik değerleri' benimserler demek istiyor! Bu sentetik değerlerden birisinin de LGBTİ olduğu bilinmelidir.
Daniel Fred kendi açısından haklı. Küreci Elitlerin dünyaya hâkim olabilmeleri için milliyetçiliğin, millî ve manevî değerlerin, insanların millî hassasiyetlerinin........

© Yeşilgiresun


Get it on Google Play