Ahlakın ortaya çıkması için dine veya yasaya ihtiyaç yoktur…
Onlar olmadan da pekâla ahlaklı olunabilir!
Bunun için insanın vicdanlıyla hareket etmesi, aklıyla yüreğinin birlikte yol alması kafidir…
Yani; yalan söylemenin, hırsızlık yapmanın, tecavüz etmenin doğru bir davranış olmadığını anlamak için Kur'an'ı okumamız gerekmiyor!...
Kitaplar yazmasa da, açıklayıcı yasa çıkmasa da kötülük her zaman kötülüktür!
Din ve hukuk, ahlakı daha da güzelleştirir, medeniyete kapı açar…
Diğer taraftan ahlak, imanın da ön şartıdır…
Ahlak sahibi olmadan iman sahibi olamazsınız!...
Kur'an bu konuyu böyle açıklar…
Sadece taklit yoluyla aktarılan ve mantık önermesi gibi sunulan görüşleri, kanaat ve düşünceleri, “iman” olarak kabul etmez!...
İman esaslarının, ahlaki becerilerle birlikte harmanlanması; hem duygusal hem de davranışsal olarak yaşanması ve topluma bu şekilde sunulması şarttır…
Otoritenin ahlaktan bağımsız olarak hazırladığı yasalar, “yasa” olmaktan öteye geçemez… Hukuki kabul görmez!
O yasaların “hukuki” sayılabilmesi için, ahlaki değerlerle çatışmaması gerekir…
Evrensel hukukun kuralları yasa formuna ihtiyaç duymaz… Ahlakın bünyesinde yaşar… O yüzden, yazılı olmasa bile her zaman kabul görür!...
Dindar olmak ve dininin tüm gereklerini hakkıyla yaşamak isteyen birisi; bu imkanı bugün hangi coğrafyada bulabiliyor?
- İran'da mı, Arabistan'da mı, Afganistan'da mı? Çin'de mi, Endonezya'da mı?...
- Yoksa Avrupa'da mı, Amerika'da mı, Avustralya'da mı, Kanada'da mı?...
- Veya Türkiye'de mi?
Ülkeleri ve coğrafyaları bu konuda farklılaştıran tek faktör, ahlaktır!
Evrensel değerlerle bezenmiş olan ahlak…
632 yılında Hz. Peygamberin Medine'ye hicretinin gerekçesi bu değil miydi?
- “Sizin dininiz size, benim dinim de bana” ayetini gösterip; “benden size zarar gelmez, sizin dininize de karışmam” dediği halde, kendisine türlü zulüm ve işkenceler yapan Mekkelilerin bu ahlaksızlığı, Müslümanların oradan kaçmalarına sebep olmadı mı?
İki şehir arasındaki tek fark, ahlaktı…
Medine halkı da başka dine inanıyordu ama; ahlak ve medeniyet yolunda Mekke'den bir hayli öndeydi…
Yaşam konusunda insanların kendini güvende hissettiği bir yerdi…
Cehalet ahlakı öldürür…
Ahlaksızlık da cehaleti doğurur…
Cahiliye devrinin en kısa açıklaması budur!...
Bugün bu anlamda, batı medeniyetinin yaşadığı coğrafyalar Müslümanlar için en emniyetli yerler!...
Huzursuzluk yaratmadığı, düzeni bozmadığı, haksızlığa yol açmadığı sürece, oralarda kimse kimsenin işine gücüne karışmıyor… Kimse kimsenin hakkını yemiyor!...
Yıllar önce Fransa'dan emekli olmuş bir abimize gelen ve maaşının eksik ödendiğini üzüntüyle bildiren bir mektuba rastlamıştım…
Rakam yuvarlamasından kaynaklı aylık 1,5 Frank!...
Elin gavuru, bir yabancıya, 1,5 Frank eksik hesapladığı emekli maaşını bile yirmi sene sonra düzeltip yeniden ödeyebiliyor!
Evrensel ilkelere, medeni kurallara uymak yeterli… Farklı inanışlar, farklı tutum ve davranışlar özel alanda tutulduğu müddetçe sorun yok…
- İslam coğrafyasının bir an önce “medenileşmesi” gerekiyor…
- Yeni bir hicret ruhuyla, yeni Medine'ler kurması gerekiyor!
İslam'ın manifestosu, sevgi, saygı, hoşgörü, temel insan hakları, barış, adalet, özgürlük, yardımlaşma ve dayanışma gibi bir çok cihanşümul ilkeden oluşur…
Bu din, ahlaksızlığı ve yol açtığı cehaleti ortadan kaldırmak üzere inmiştir…
Ne oldu bize, neden bu haldeyiz?
Evrensel değerler, din alimlerinin ağzında bile yer bulamaz hale geldi!...
İnsanlık tarihinde adı geçen tüm peygamberler, o evrensel değerlerle donanmış güzel ahlakı tamamlamak için gönderilmedi mi?
Peygamberi tavır, cehalete boyun eğmeyen yüksek ahlaki duruşun ta kendisidir… Başka bir şey değildir…
Hicrete mecbur kalan Mekkeli Müslümanların imanı ile Medinelilerin insani tutumu bir araya gelmeseydi, İslam dini bugüne gelebilecek miydi?
Tekrar soruyorum;
Ey hacılar ve hocalar!
Ayette, “sımsıkı sarılın” denilen ip, hangi ip?...
- İnsanların arasında düşmanlığı yok eden, kalpleri kaynaştıran, ateşli bir çukurun kenarına düşecekken bizi kurtaran bu ip; evrensel ilkeler ve ahlaki değerler mi?
- Yoksa; papağan gibi manadan yoksun sözler sayarken kullandığımız şu tespih ipi mi?

QOSHE - HANGİ İP? - İsmail Bayram
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

HANGİ İP?

14 2 19
07.10.2022

Ahlakın ortaya çıkması için dine veya yasaya ihtiyaç yoktur…
Onlar olmadan da pekâla ahlaklı olunabilir!
Bunun için insanın vicdanlıyla hareket etmesi, aklıyla yüreğinin birlikte yol alması kafidir…
Yani; yalan söylemenin, hırsızlık yapmanın, tecavüz etmenin doğru bir davranış olmadığını anlamak için Kur'an'ı okumamız gerekmiyor!...
Kitaplar yazmasa da, açıklayıcı yasa çıkmasa da kötülük her zaman kötülüktür!
Din ve hukuk, ahlakı daha da güzelleştirir, medeniyete kapı açar…
Diğer taraftan ahlak, imanın da ön şartıdır…
Ahlak sahibi olmadan iman sahibi olamazsınız!...
Kur'an bu konuyu böyle açıklar…
Sadece taklit yoluyla aktarılan ve mantık önermesi gibi sunulan görüşleri, kanaat ve düşünceleri, “iman” olarak kabul etmez!...
İman esaslarının, ahlaki becerilerle birlikte harmanlanması; hem duygusal hem de davranışsal olarak yaşanması ve topluma bu şekilde sunulması şarttır…
Otoritenin ahlaktan bağımsız olarak hazırladığı yasalar, “yasa” olmaktan öteye geçemez… Hukuki kabul görmez!
O yasaların “hukuki” sayılabilmesi için, ahlaki değerlerle çatışmaması gerekir…
Evrensel hukukun kuralları yasa formuna ihtiyaç duymaz… Ahlakın bünyesinde yaşar… O yüzden, yazılı olmasa bile her zaman kabul görür!...
Dindar olmak ve dininin tüm gereklerini hakkıyla yaşamak isteyen birisi; bu imkanı bugün hangi coğrafyada bulabiliyor?
- İran'da mı, Arabistan'da mı,........

© Yeşilgiresun


Get it on Google Play