We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci'nin Topal Osman Ağa Sancısı

1 0 0
17.06.2022

Türkiye Gazetesi internet sitesinde, 13.06. 2022 tarihinde Prof.Dr. Ekrem Buğra Ekinci imzasıyla “ Topal Osman Ağa Efsanesi “ başlığı ile bir makale yayımlandı.
Makaleyi incelediğimde belgelerle ispatlanmamış birçok konunun cımbızla seçilerek yazıya dâhil edildiğini ve iftiraya varacak boyutlarda cümleler içerdiğini gördüm.
Bunlardan en önemlisi ise Balkan Harbi'nden, Kafkas Cephesi'ne ve bağrından iki gönüllü alay çıkararak Milli Mücadele'nin başlangıcından sonuçlanmasına kadar Giresunlu binlerce şehit ve gazi dedelerimiz için sarf edilen “100 çapulcu” yakıştırması idi.
Sayın Ekinci'nin yazısında, 1883 yılında doğan Osman Ağa'nın doğum tarihinde bile 1884 şeklinde hatalı yazım yapılması araştırmanın doğruluk seviyesinin sorgulanması için yeterlidir. İlk Paragrafları incelediğimizde “Kayıkçılıktan keresteciliğe terfi etmiş bir Giresunludur. Kendi ifadesine göre, Balkan Harbi'ne gönüllü iştirak edip diz kapağından hafifçe yaralandı. Topal lakabı oradandır. 1914 sonunda teşkilatın emriyle 100 çapulcu topladı." gibi cümleler dikkat çekmektedir.
Kayıkçılıktan keresteciliğe terfi ettiği yazılan Osman Ağa'nın ailesi 1900'lü yıllardan itibaren fındık ihracatı ve denizcilikle uğraşmaktadır. Prof.Dr. Okan Yeşilot ve Arştırmacı Tarihçi Ayhan Yüksel tarafından hazırlanan “ Giresun'da Fındık ve Fındık Borsası'nın Tarihçesi” isimli eserde 1924 yılında fındık ticareti yapanlar arasında gösterilen Feridunzade Hacı Hasan Bey Osman Ağa'nın kardeşidir. Yine aynı kaynakta Feridunzade Mehmet ve Feridunzade İsmail Beylerin de isimleri geçmektedir. Bu fabrikadan sağlanan iç ve kabuklu fındıklarla Osman Ağa'nın talimatı üzerine 1920'li yıllarda Kaptan Kara Bilal tarafından İstanbul'dan Varna limanlarına kadar Milli Mücadele'ye cephane sağlanmıştır. Kereste fabrikası ise kayınpederinindir. Veysel Usta tarafından kaleme alınan Giresun Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Varidat ve Sarfiyat Defteri isimli eserde Reji idaresinde Kolculukbaşı yaptığı, ticaretle uğraştığı, kayınpederinin yardımıyla kerestecilik işine girdiği ve eline geçen para ile çevresindekilere yardımda bulunarak “Ağa” lakabını aldığı belirtilmektedir.
Sayın Ekinci “Kendi ifadesine göre” diye açıkça yazmıştır ancak Balkan Harbi ile ilgili Genelkurmay Başkanlığı 28 Mart 1967 tarih ve Genelkurmay Harp Tarihi Enstitüsü Başkanlığı'nın 3301-9–67 arşiv sayılı yazısı şöyle der: “ Babası askerlikten muaf olsun diye iki defa bedel-i nakdi vermiş isede O bunları donanmaya iane kaydettirmiş, 65 arkadaşının bütün eksiklerini ve ev masraflarını karşıladıktan sonra birlikte Balkan Harbi'ne gönüllü olarak katılmıştır. Çatalca-Istıranca ormanlarındaki çarpışmada bacağından şarapnelle yaralanmış, İstanbul Etfal Hastanesi'nde Operatör Doktor Cemil (Topuzlu), Sertabip Saim Beylerin tedavisinden sonra koltuk değnekleri ile Giresun'a dönmüştür.” Bu tedavinin aylarca sürdüğü, Giresun'da da devam ettiği bilinmektedir. Ömrünü sonuna kadar ayağındaki bu yara zaman zaman nüksetmiş ve ağrılar çekmiştir. Kısaca “Topallık” lakabı dalga geçilecek bir konu değil şerefli Gazilik unvanından gelmektedir.
Osman Ağa İttihatçıdır, teşkilatçıdır. Yanındakiler çapulcu değil; vatan için şehitliği göze alan Giresun uşaklarıdır. Girdikleri her çatışmada, bulundukları her cephede yararlıkları Türk Ordusu'nun “emri yevmiyesine” kaydedilmiştir.
Prof.Dr. Ekrem Buğra Ekinci'nin“1916'da Ruslara karşı muharebe eden orduya katıldı. Ancak firar edince Divan-ı Harb tarafından 50 sopa ile cezalandırıldı. Çürük raporu alıp memleketine döndü.”ifadelerine verilmesi gereken cevabı Ö. Erden Menteşeoğlu Milis Yarbay Osman Ağa kitabında şöyle aktarıyor: “O yıllarda Trabzon'u işgal eden Rus güçleri ilerliyordu. Kuvvetlerimiz Harşit'te cephe tutup mevzilendiler. Osman Ağa ilk iş olarak yöredeki kaçakları topladı. Tabura yeni katılanlarla gönüllülerin sayısı sekizyüze ulaştı.
Gönüllü taburumuz 37. Fırka'nın emrindeydi. Harşit cephesi komutanı Hacı Hamdi Bey'di. Osman Ağa ile Hacı Hamdi Bey sürekli görüş birliği içindeydiler. Harşit ormanlarında büyük bir gerilla savaşı başlatıldı. Gönüllü taburumuz, Rus kuvvetlerini 14 Şubat 1918 tarihinde yenilgiye uğrattı. Rusların Tirebolu'ya girmesi önlenmiş oldu. Buna karşın Ruslar, deniz ulaşımına engel olmak için Tirebolu'yu deniz uçaklarıyla bombaladılar.
Harşit'te bozulan Rus kuvvetleri, Bolşeviklik İhtilali'nin de verdiği moral bozukluğuyla geri çekilmeye başladı. Milli kuvvetlerimiz de bu çekilişi takibe koyuldu.
Batum'da olabilecek çatışmalar için, aynı zamanda iyi bir denizci olan Osman Ağa, silah ve cephaneleri kendi motorlarıyla taşıyordu. Amansız kovalamada, Batum'a ilk giren Osman Ağa ve Giresun Uşakları oldu. Toplanan silah ve cephaneler Batum Valisi ve Komutanı'na teslim edildi. Batum Fatihi'nin, Batum'a ilk giren Osman Ağa'nın olması gerekirken, bu unvanı Yakup Cemil Bey aldı. Çünkü Yakup Cemil Bey Teşkilat-ı Mahsusa'nın büyük milis komutanı olduğundan, Osman Ağa Gönüllü Taburu'nun da komutanı sayılıyordu” (Ö. Erden Menteşeoğlu, Mustafa Kemal Paşa'nın Muhafız Alayı Komutanı Milis Yarbay Osman Ağa Ankara, 2014)
Sayın Ekinci;“Öyle bir tütsü ki” başlığı altında sıraladığı bölümde ise; Hasan İzzettin Dinamo tarafından Kurtuluş Savaşı'nın kurgusal bir roman olarak aktarıldığı “Kutsal İsyan” isimli eserinden faydalanarak bunu bir belge niteliğinde sunmaya çalışmıştır. Sonrasında ise Pontusçuluk faaliyeti yürütenler tarafından kullanılan ve 19 Mayıs 1919 tarihini sözde Rum soykırım günü kabul eden bir grubun verdiği rakamları kullanıp, bilerek ya da bilmeyerek onların yalanlarına destek olmaktadır. Nüfus yoğunluğu konusunda çok daha geriye gidersek; 1903-1904 yılı sayımlarında Giresun'da kadın ve erkek 1239 Ermeni, 7081 Rum ve bunlara karşılık 22001 Türk ahalinin yaşadığını dikkate almak gerekir. Bahsedilen o rakamların ne kadar........

© Yeşilgiresun


Get it on Google Play