Araştırmalarım sırasında Yeşilgiresun Gazetemiz yazarlarından rahmetli Ali Gülertekin’in 1991 yılında kaleme aldığı bir yazı ile karşılaştım. Yazı “ Giresun da il olmak istiyor” başlığını taşıyordu. Beni çok etkileyen bu başlık altındaki yazıdan bir kesiti sizinle paylaşmak istiyorum.

“Devlet hizmetlerini bir takım müesseseler, kurum ve kuruluşlar kanalı ile vatandaşa ulaştırır. Bunların kuruluşunda ve özellikle yer seçiminde merkezi otorite tarafından bazı illerin görmezlikten gelinmesi, bazı illerin ise özel ilgi ve korumaya mahzar kılınması devlet hizmetlerinin hakça ve eşitçe dağıtımını önemli ölçüde engeller, zedeler.

Bir yörenin insanları, devlet hizmet ve olanaklarını hemen her zaman yanında, elinin altında bulurken, bir başka yöreninkiler ona ulaşabilmek için çok zorluklarla uğraşmak zorunda kalırlar. Bir yöre aynı devletin sağladığı olanaklarla her türlü gelişme, imar faaliyetleri bolluğunda yaşam sürdürürken; başka bir yöre zorluklarla, yokluklarla koyun koyuna yatar.”(1)

Elbette komşu illerimiz büyükşehir olmanın getirdiği avantajlarla; yatırmalar, imar faaliyetleri ve turizm alanındaki bütçelerden daha yüksek oranda faydalanmaktadır. İşte pastada eşit bölünmeyen bu dilim konuyu Ali Gülertekin’in yazısına getirmektedir. Şehir olarak birçok alanda yokluklarla koyun koyuna yattığımız inkâr edilemeyecek bir gerçektir.

Yinede iki büyükşehrin arasında küçük bir şehir olarak kalmak bence çok da kötü bir durum değildir. Bu bazen bir avantaja da dönüşebilir. Tek sorun bunu nasıl yapacağımıza ortak bir akılla karar vermektir. Önemli olan küçük bir şehir olarak o büyükşehirlerden daha çok adından söz ettirebilmektir. Benim müze istiyoruz sloganımın altına yatan amaç da budur.

Giresun için tek çıkış yolu turizmden geçmektedir. Turizm sektöründe ise adımızdan söz ettirmek için Eskişehir-Odunpazarı ve Ankara-Polatlı kadar müzeler konusunda iddialı olmamız gerekmektedir.

2022 yılında elimizde neler var diye baktığımızda sadece Gogara’daki St. Nicolas Kilisesi’nden müzeye dönüştürülmüş olan Giresun Müzesi olduğunu görüyoruz. Göremediklerimiz arasında ise Sokakbaşı’ndaki Özel İdare Kültür Sitesi’nde 1997 yılında açılan Kuvayı Milliye ve Osman Ağa Müzesi yer alıyor. Büyük emek ve Giresunlunun özverisi ile kurulan müzenin 2001 yılında kapatıldığını ve içindeki eserlerin bir protokole İl Kültür Müdürlüğüne devredildiğini biliyoruz. Umarım o protokol bir yerlerde duruyordur. Umarım dedelerimize ait Milli Mücadele objeleri korunuyordur.(2)

Şehir olarak misyonumuzu ve vizyonumuzu belirlemek zorundayız. Misyonumuz kültür mirasımızı gelecek nesillere aktarmak ve bu amaçla müzelerde koruma altına almak olmalıdır. Vizyonumuz ise turizmden en büyük payı alabilmek için Giresun’u müzeler şehri haline getirmek ve bu amaca ulaşmak adına durmaksızın çalışmaktır.

Kültür sitesinin olmadığı, tiyatro, konser ve konferans salonunun bulunmadığı ve tek sergi salonu denilebilecek bir mekânın tepesinde yıllardır çınar ağacının yetiştiği bir şehirde bu yazdıklarımı gerçekleştirmenin zor olduğunu biliyorum. Ama bakın ben yılmıyorum. Hala “Müze İstiyoruz” diye haykırıyorum. Amacıma ulaşamasam da karınca misali sırtımda bir damla suyla ormandaki yangına ilerleyip hiç olmazsa safımız belli olsun diyorum.

Ve soruyorum:

Zeytinlik semtinde Özel İdare tarafından satın alınan ve restorasyonları yapılmış iki bina bulunuyor. Bunlardan biri uygulama oteli diğeri ise yakın zamana kadar kütüphane olarak hizmet vermekteydi. Kütüphane şuan için müze yapılması amacı ile Kültür Bakanlığı’na devredilen tarihi Ticaret Lisesi’ne taşındı. Zeytinlik semtini turizme kazandırmak isteyenler neden bu binaları bir an evvel müzeye çevirmek için gerekli adımları atmıyorlar?

100 yıllık komşulukları yaşadığımız Zeytinlik’te aslında her ev tarih kokarken, her bir taş yüz yıl önce bir ustanın elinde şekillenmişken, uygulama oteli kadar müzeye de ihtiyaç yok mu?

Yine yıllardır atıl görevlerde kullanılan babamın ve benimde okuduğum ve ne acıdır ki yıkılmakta olan giriş kapısını bile onaramadığınız Necatibey İlkokulu Giresun Eğitim ve Öğretim Müzesi olmayı hak etmiyor mu?

Yıllardır müze olacağı söylenen Ticaret Lisesi müze olmak için kaç yıl daha bekleyecek?

1909 yılında Giresun Belediyesi tarafından tapuya matbaa olarak tescil edilen tarihi bir bina. 1924 yılında Işık ve devamında 1925 yılında Yeşilgiresun Gazetesi olarak 1987 yılına kadar kullanılan mürekkep kokan, kültür kokan duvarlar. Üstelik Özel İdareye devredildikten sonra 1. Ömer Erden Menteşeoğlu Giresun Kent Kültürü Sergisi için iki günlüğüne kiralamaya gittiğimde “Orası Bizim miymiş” dedikleri sergi salonumuzu sergiden sergiye yerine daimi sergilerde kullanmayı düşünmüyor musunuz? Üst katında yürüdüğünüzde spot lambalar sönerken, kalıcı bir sergileme aparatı olmadığından duvarları çivilere kurban edilirken, tepesinde kaç çınar ağacı daha yetişmesini bekliyorsunuz? Basın Tarihi Müzesi yapılması hiç aklınıza gelmiyor mu?

Sizlere yukarıdaki gibi sorularla dolu sayfalar yazabilirim. Çünkü bir önceki yazımda müzelerin artık hayal gücümüzle doğru orantılı olduğunu belirtmiştim. Hayal gücünüz ne kadar genişse soracağınız sorular gibi müze kavramı da o kadar çeşitlidir.

Bir Giresunlu olarak üzerime düşen görevlerden biri de şehrimi her alanda olduğu gibi kültür alanında da ön plana çıkarmak için çalışmaktır. Bu şehrime vefa borcumdur. Rahmetli babamdan aldığım bir misyondur. Bu şehri seven her Giresunlu da bu sorumluluğu en az benim kadar üstüne almalıdır.

Özellikle koltuk ve makam sahipleri yani şehirde söz sahibi olanlar bu sorumluluğu daha da ağır hissetmelidir. Konu koltuktan ne zaman kalkacağınız değil koltuğun gereğini yerine getirmektir. Atanmış yâda seçilmiş olanlar şunu unutmasınlar: Kültüre, tarihe ve halkın sesine kıymet vermeyenler her zaman kaybetmiştir. Kaybeden siz olmayın. Bu şehir iyi yâda kötü sizi bir gün mutlaka hatırlar. 1934 yılında Giresun’a fındık müzesi kurulmasını isteyen Yusuf Ziya nasıl 88 yıl sonra satırlarda yaşamaya devam ediyorsa, birileri araştırıp ortaya çıkarıyorsa, sizin yaptıklarınız veya yapmadıklarınızda birileri tarafından yazılacaktır. Şehir hafızalarında kayda geçen en önemli eserler kültür çalışmalarıdır. Giresun’a bırakacağınız kalıcı kültürel eserlerle yıllar boyu şehrin hafızasında yaşamaya devam edersiniz. Unutulmazsınız…

Bu konuda başka bir yazı daha hazırlama ihtiyacı hissetmiyorum. Giresun ve müzeler üzerine her konuya değindiğimi düşünüyorum. Ancak ne yaparsam yapayım, ne yazarsam yazayım, yukarıda paylaştığım rahmetli Ali Gülertekin amcamızın köşe yazısına koyduğu başlık aklımdan çıkmıyor.

Acaba gerçekten önce il olmamız mı gerekiyor?

Kaynaklar:

1. Yeşilgiresun Gazetesi, 11 Ocak 1991, sayı 5063, s. 1

2. https://www.habervitrini.com/osman-aga-muzesi-kapatildi/39970

QOSHE - Giresun ve Müzeler Üzerine Bir Düşünce “Giresun da il olmak istiyor” - Hüseyin Gazi Menteşeoğlu
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Giresun ve Müzeler Üzerine Bir Düşünce “Giresun da il olmak istiyor”

2 1 7
18.10.2022

Araştırmalarım sırasında Yeşilgiresun Gazetemiz yazarlarından rahmetli Ali Gülertekin’in 1991 yılında kaleme aldığı bir yazı ile karşılaştım. Yazı “ Giresun da il olmak istiyor” başlığını taşıyordu. Beni çok etkileyen bu başlık altındaki yazıdan bir kesiti sizinle paylaşmak istiyorum.

“Devlet hizmetlerini bir takım müesseseler, kurum ve kuruluşlar kanalı ile vatandaşa ulaştırır. Bunların kuruluşunda ve özellikle yer seçiminde merkezi otorite tarafından bazı illerin görmezlikten gelinmesi, bazı illerin ise özel ilgi ve korumaya mahzar kılınması devlet hizmetlerinin hakça ve eşitçe dağıtımını önemli ölçüde engeller, zedeler.

Bir yörenin insanları, devlet hizmet ve olanaklarını hemen her zaman yanında, elinin altında bulurken, bir başka yöreninkiler ona ulaşabilmek için çok zorluklarla uğraşmak zorunda kalırlar. Bir yöre aynı devletin sağladığı olanaklarla her türlü gelişme, imar faaliyetleri bolluğunda yaşam sürdürürken; başka bir yöre zorluklarla, yokluklarla koyun koyuna yatar.”(1)

Elbette komşu illerimiz büyükşehir olmanın getirdiği avantajlarla; yatırmalar, imar faaliyetleri ve turizm alanındaki bütçelerden daha yüksek oranda faydalanmaktadır. İşte pastada eşit bölünmeyen bu dilim konuyu Ali Gülertekin’in yazısına getirmektedir. Şehir olarak birçok alanda yokluklarla koyun koyuna yattığımız inkâr edilemeyecek bir gerçektir.

Yinede iki büyükşehrin arasında küçük bir şehir olarak kalmak bence çok da kötü bir durum değildir. Bu bazen bir avantaja da dönüşebilir. Tek sorun bunu nasıl yapacağımıza ortak bir akılla karar vermektir. Önemli olan küçük bir şehir olarak o büyükşehirlerden daha çok adından söz ettirebilmektir. Benim müze istiyoruz sloganımın altına yatan amaç da budur.

Giresun için tek çıkış yolu turizmden geçmektedir. Turizm sektöründe ise adımızdan söz ettirmek için Eskişehir-Odunpazarı ve Ankara-Polatlı kadar müzeler konusunda iddialı olmamız gerekmektedir.

2022 yılında elimizde neler var diye baktığımızda sadece Gogara’daki St. Nicolas Kilisesi’nden müzeye dönüştürülmüş olan Giresun Müzesi olduğunu görüyoruz. Göremediklerimiz arasında ise Sokakbaşı’ndaki Özel İdare Kültür Sitesi’nde 1997 yılında açılan Kuvayı Milliye ve Osman Ağa........

© Yeşilgiresun


Get it on Google Play