ZAMAN DEĞİRMENİ |
Hepi topu iki yıl önce imiş. Henüz annemsiz kalmamışım. Hadi sizleri anı defterime götüreyim...*** Minik Yağmur'um babaannesini görmek istiyordu epeydir, el ele kol kola, yanak yanağa gittik nihayet dün anneme. Konuklar da vardı içeri geçtiğimizde. Gerçi biliyordum birilerinin olacağını ama bu kadar da guvvetli bir kadro ummamıştım. Bikaç kişi kalmışlardı annemin kankileri. Babaannem (gaynanası) gibi diyeyim hadi, annemin "götdaşları". Benimse herbirinin ayrı ayrı ellerinde büyüdüğüm ennn kıymetli teyzelerim. Cennet-i âlâya düşmüş gibi oldum.*** Kız Teknik Enstitüsü kökenli annem, pasta-börek üstadıydı zaten, canım ablam da herhalde O'na çekmiş olmalı, mükemmel bir ikram sofrası hazırlamıştı. Çok yazık ki annem mutfak işleri yapabilecek denli dinç değil artık. Daha 3 yıl öncesine değin zeytinyağlı dolma yapmayı kimseye bırakmazdı. "Siz ne biliyusunuz dolma sarmasını çekilin bakiim" diyip kızardı, ablama falan. Bir Fikret Kızılok şarkısı mıdır yoksa yaşam dediğin;böyle büyür insanlar, ağlamak çare değil zaman değirmenini durdurmak kolay değil...*** Yağmur'uma öz torunları gibi bir sevecenlikle bakan bu güzel kadınlara ilkin; -"Sayenizde Sabancı imiş, Koç imiş, Eczacıbaşı imiş, Türkiye'de hiçbi sülaleye nasip olmayacak bir çocukluk yaşadık gızlar" dedim, peynirli böreğimin ilk dilimini yerken. Aynı şeyi anlattı Akgün Şenyurt teyzem. Gencecik bir........