-''Su içmeyin, şişersiniz, sakın ha'' derdi hep ağabeylerimiz.
Bizim nesil, susuzluktan dilimiz bi karış dışarıda koştuğumuz halde, plajda olsun, sokak arasında olsun, okul bahçesinde olsun bi yudum su içemedik asla korkudan, bi yerimize bişi olur deyu, maç yaparken.
Uzun yıllar aramızdan yetenekli bi futbolcu çıkmayışının yegâne nedeni budur.
****
Ne kadar yanlışmış oysa!
Günümüz futbol maçlarında herkesin dilediğince su içebildiği bi yana, bizzat hakem tarafından ''su molası'' bile verildiği oluyo.
Ve hayıflanıyorum tabi gördükçe;
-''Ula, maçlarda su içmenin serbest olacağını bilseydim, şimdi Barselona'nın dünyaca ünlü eski topçusuydum ''!
****
(Burası ayrı bi detay ister. Barselona forması giymiş ilk Türk oyuncu ben olaydım, vaktiyle Şansal Büyüka'nın yanında Erman Toroğlu diğil, annem otururdu. Futbolculuğum bi yana, bütün Türkiye yalnızca benim soğuk havalarda neden kısa kollu forma giydiğimi konuşurdu. Annemin; ''Bak elin gâvur Messi'si bile uzun kollu giyinmiş'' demesi büyük takdir görürdü kamuoyunda)
(Sanırım abimin de Cumhuriyet Gazetesi'nin spor sayfasında bi köşesi olurdu. Köşe adı; ''Şimdi Bu Çocuk'' falandı, ne bilim? Abim, maçı diğil, beni yazardı hep. Şimdi bu çocuk, oralarda yalnız başına, napar, ne yer?)
****
Su içmemeyi tembihleyen ağabeyler, aynı zamanda bevliye uzmanı da idiler ömrümüzün.
Çocuğuz işte, deli gibi hoplaya zıplaya top oynuyoruz, kıran kırana maçlar ediyoruz. Gelip de pipimize çarpıyo o mendebur top mutlaka.
-''Hemen işeyin, çabuk hadi, gavunç olursunuz, çabuk oolum bak''!
****
Gavunç olmak nedir ki?
Kötürüm kalmak mı?
Erkekliğini yitirmek mi?
Çocuk yapabilme yetisinden kesilmek mi?
Başka bişey mi?
Nedir? Bilemedik ve çözemedik?
Yalnızca, koşa koşa en uygun yere gidip, küçük abdestimizi yaparak rahatladık yıllar boyu.
****
Bigün Giresunspor maçında, rakip takım oyuncusunun şey'ine top geldiydi. Yığılıp kaldı tabi adamcağız. Üzüldümdü bense, küçüktü yaşım, korktumdu biraz;
-''Eyvah gavunç olacak''!
Şükür ki, saha kenarına yürüdü. Arkadaşları eşofmanlarıyla bi ''perde'' oluşturdu. Tel örgülerin dibine def-i hacet eyledi garibim. Oyuna döndü çok geçmeden.
Rahatladık tribünde hepbir.
****
Sonra bi başka gün televizyonda maç izlerken, Fenerbahçeli bi topçunun başına aynı dert geldi. Sanırım Cem Pamiroğlu'ydu.
O'nu da hemen hemen aynı yöntemle rahatlattılar.
Ama bi Bayern Münih maçında da benzer bişeye denk gelince afallamıştım hepten;
-''Nasıl yani, yabancı erkekler de mi gavunç olabiliyo? Bu bize özgü bişey diğil miydi''?
****
(Medeniyet başka şeydi tabi. Elin Bayern'lisi kibarca izin istediydi hakemden. Yavaş ve ağrılı adımlarla soyunma odasına inip, 2 dakika sonra geri geldiydi. Alkışlarla oyuna girerken O, biz ekran başındaki bütün Giresun çocuklarının aklına, okuldaki ilk maçta gavunç olma korkusu düştüydü)
****
Şimdilerde bu iş bile tarih oldu malesef. Anlaması zor.
On binlerce maç oynanıyo. Hiç mi kimsenin şey'ine top çarpmaz oldu artık? Özel bi önlem mi alındı? Çaresi mi bulundu? İlacı mı var? Sahaya çıkarken sprey mi sıkılıyo? Bunun, kusursuz saha zeminiyle ilgisi olabilir mi?
Bilemiyorum valla.
****
Annem bazen uyarır;
-''Ula oolum, belini-bıkınını topla''.
Bu, tişörtümün-gömleğimin falan düzgün durmadığı, bel hizamın çirkin göründüğü anlamını taşır. Takip edenlerim anımsayacaktır, ''Yalnızca Giresun insanına özgü organlar'' diye bişeyden söz ederim bazen. Bu ''bıkın'' hususunu da işlemiştim o yazıların birinde.
Şifa olarak da;
-''Giresun Üniversitesi Tıp Fakültesi Bel ve Bıkın Hastalıkları Servisi açılmasını'' önermiştim.
****
Gavunçluk da üç aşağı beş yukarı aynı şeydir işte. Elbette Devlet Övünç Madalyası apayrı bi gururdur. Asıl, top oynayıp da 50 yaşa kadar sapa sağlam gelebilmiş her Giresun erkeğine ''Devlet Gavunç Madalyası'' verilmelidir kardeşlerim.
Bunu bilir, bunu söylerim.
****
(Geçtiğimiz gün kendi sahamızda oynadığımız, 1-0 galibiyetimizle sonuçlanan Kasımpaşa maçında kalecimiz Onurcan, su molalarında yardımcı hakeme su götürdü. Daha evvel dünyanın hiçbi yerinde görülmedik ölçüde soylu bi davranıştı bu. Kutluyorum Onurcan kardeşimi. Umarım ''goygoyculuktan'' başka hiçbi halta yaramayan İstanbul Spor Basını görmüştür bu centilmenliği.
Bundan sonra çok gol yese ne olur, hiç yemese ne olur? Onurcan bu jestiyle futbolu bırakana değin Giresunspor'umuzun birinci kalecisi olmayı hak etmiştir.)

QOSHE - SU MOLASI VE GİRESUNSPOR KALECİSİ - Gürsel Ekmekçi
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

SU MOLASI VE GİRESUNSPOR KALECİSİ

9 1 1
24.08.2022

-''Su içmeyin, şişersiniz, sakın ha'' derdi hep ağabeylerimiz.
Bizim nesil, susuzluktan dilimiz bi karış dışarıda koştuğumuz halde, plajda olsun, sokak arasında olsun, okul bahçesinde olsun bi yudum su içemedik asla korkudan, bi yerimize bişi olur deyu, maç yaparken.
Uzun yıllar aramızdan yetenekli bi futbolcu çıkmayışının yegâne nedeni budur.
****
Ne kadar yanlışmış oysa!
Günümüz futbol maçlarında herkesin dilediğince su içebildiği bi yana, bizzat hakem tarafından ''su molası'' bile verildiği oluyo.
Ve hayıflanıyorum tabi gördükçe;
-''Ula, maçlarda su içmenin serbest olacağını bilseydim, şimdi Barselona'nın dünyaca ünlü eski topçusuydum ''!
****
(Burası ayrı bi detay ister. Barselona forması giymiş ilk Türk oyuncu ben olaydım, vaktiyle Şansal Büyüka'nın yanında Erman Toroğlu diğil, annem otururdu. Futbolculuğum bi yana, bütün Türkiye yalnızca benim soğuk havalarda neden kısa kollu forma giydiğimi konuşurdu. Annemin; ''Bak elin gâvur Messi'si bile uzun kollu giyinmiş'' demesi büyük takdir görürdü kamuoyunda)
(Sanırım abimin de Cumhuriyet Gazetesi'nin spor sayfasında bi köşesi olurdu. Köşe adı; ''Şimdi Bu Çocuk'' falandı, ne bilim? Abim, maçı diğil, beni yazardı hep. Şimdi bu çocuk, oralarda yalnız başına, napar, ne yer?)
****
Su içmemeyi tembihleyen ağabeyler, aynı zamanda bevliye uzmanı da idiler ömrümüzün.
Çocuğuz işte, deli gibi hoplaya zıplaya top oynuyoruz, kıran kırana maçlar ediyoruz. Gelip de pipimize........

© Yeşilgiresun


Get it on Google Play