menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

NANAY

4 0
01.04.2026

Fransız yazar Emile Zola'yı belli bir yaşa değin Emine'aanım sanarak okumadan büyüyen şanssız bir nesiliz biz... "Noolmuş bir yazar da eksik kalsın dağarcığından" demeyiniz. Bir kişiden yoksunluk bile önemlidir bünyede. Sonrası, ne bileyim, utandım besbellim adamcaazdan, daha da hiç okuyamadım ömrümce. Misal; zaman zaman biyerlerde elime geçer en bilindik yapıtı Nana. Mahçupluk var serde, içimden geçen 'çok ayıp oldu herife yahu' duygusudur. Sayfasını bile çeviremem. Yine de bir biçimde bilirim ama. Anlatılan bir hayat kadınının öyküsüdür. *** Emile abimizle üç aşağı beş yukarı aynı çağın insanıdır, Giresunlu Küçük Hüseyin üstadımız. Kendisine ilişkin çok da bilgi sahibi sayılmam. Bağlama sanatçısı olduğunu, Dizdar soyadı taşıdığını ve benim üçün çok özel bir anlam içeren Oy Bahçenize türkümüzü ürettiğini bilirim sadece. Bu nedenle gerçekleşmedi bizden talep edilen Küçük Hüseyin Gecesi. Kendimi hazır hissettiğimde, örneğin seneye 9 şubatta ( vefat yıldönümü), Bilgi Yurdu'muz bu büyük ustayı anacak ve yaşatacaktır. Sözüm söz! *** Komşu illerimiz sağ olsunlar, bizim değerlerimizi kendilerininmiş gibi göstermeye bayılırlar. İşte Çavuşlu ekmeği, oldu Vakfıkebir'in. İşte Belkırması, oldu Kolbastı'sı Trabzon'un. İşte Giresun simidi, oldu Rize'nin.......... Bu kulak, bir İstanbul yolculuğunda duydu. Yıllar önce. Fındıkkale koltuğunda, yeni uyanılmış bir Bolu Dağı sabahı idi. Trt radyoları sunucusu hanımefendi şöyle diyordu Yurttan Sesler programında; "Şimdi sırada bir Ordu türkümüz var. Oy Giresun kayıkları hep geliyor kârından"!! Sadece, eh yuh artık ulannn, dedimdi yüksek sesle. *** Kaynak kişisi, en yakın dostlarımdan birinin aile büyüğü olan Al Tavandan Belleri türkümüz bile başka bir ile aitmiş gibi geçmiş kayıtlara. Adamın iki üç göbekten nesli her gün gördüğüm, sevdiğim insanlar... Ama... Eseri Giresun türküsü değil... Hadi len! *** Vallahi bilmiyorum, Oy Bahçenize türkümüz nereye ait görünüyo trt repertuvarında? Açıkçası korkuyorum karşıma ne çıkacağından. Araştırmadım bile. Fakat. Mevzumuz bambaşka. Başlarız türküye; Oy bahçenize ben giremedim biberden / Oy başım alıp ben çıkamadım dilberden... Ve nakarat bölümü şöyledir; Hele hele yürü / Fistanın sürü / Anasının nazlı gülü / Nanay da nay nay... Peki ben size desem ki, orası nanay değil, Nana... Tuttuğumuz temponun aslı Nana, Nana... Ne dersiniz? Peki ben size desem ki, Nana gayrimüslim bir Giresun kadını... Dünyalar güzeli bir afet... İçkili gazino çalışanı... Ne dersiniz? *** Sizi bilmem de ben şunu derim. Lütfen hiç kimse, o sıradan, o renksiz, o üç kuruşluk geçmişine bakmadan, bir Avrupa liman kenti olan Giresun ile sidik yarıştırmaya kalkmasın. Bizim gerçeklerimizle baş edemezsiniz. Giresun, Emile Zola'nın Nana'sı ile Küçük Hüseyin'in Nana'sının bir biçimde örtüştüğü şehirdir. *** Tamam bitiriyorum. Son "derdimi" de yazayım bari. Malumunuz Kadınlar Bandosu var Bilgi Yurdu'muzun. Gurur kaynağımız. Bir de üç ayrı yaş grubunda Kadınlar Halk Oyunları ekiplerimiz. Gümbür gümbür geliyoruz bu branşta da. Repertuvarımızda Miralay, Bağlamam Perde Perde vs gibi çok çok eski Giresun oyunları da elbette ki mevcut. Hocamız demesin mi; "Aman Gürsel abi, bu oyunların telif hakkı falanca kişide, arayıp izin alır mısın"? Sinir tepeme çıktı kardeşlerim. Bu nasıl bir edepsizce cürettir, bilemedim. Benim dedemin babasının sünnetinden beri oynanan oyunların telifi mi olurmuş? Dünyada bundan daha net bir "anonim" düşünemiyorum. Dünyada bundan daha sıkı bir "hadi oradan" düşünemiyorum. Ben bu oyunlarımızla sahne alacam kardeşim, sen ancak nanay'sın yahu? Uğraşacağım bu konuyla...


© Yeşilgiresun