HARMAN |
İnsan, ''zırdelilik'' üzerine master yapmayagörsün, zaman zaman ''uzmanlık'' alanı farklılaşabilir... Bir zamanlar ben de lüzumsuz konulara kafayı takar, bilirkişi edasıyla yazar da yazardım çeşitlemelerini. Sağolun, sizler de okurdunuz çoğunu. Ülke gündemi izin vermez oldu nicedir, yapamıyorum böyle bişey. Vatanın derdine düştük çünkü. Ama... Gece yarısı, sahur vakti, tam da demidir şimdi, asıl mesleğime döneyim izninizle.*** Eskiden. Çok eskiden. ''Tektif '' deyu bişey var idi abilerimizin ağzında. Bizler, daha yeni yetme gençlerdik. Askere gitmişler, tektif denen bir kılığa bürünmüşler. Anlatıp dururlardı. Normal asker giysisi ayrı. Her ne ise işte o, tektif ayrıydı. Besbelli ki özel bişeydi.*** Havacısı ayrı, Karacısı ayrı, Denizcisi ayrı. Hepsi de giymişlerdi nasılsa, o tektif denen şeyi.*** Ergen yüreklerimiz çok merak etti bu masalsı giysiyi. Hem helikopterde, hem denizaltında, hem tankta giyilebilen bu özel giysi acep ne olaydı ki? Pek enteresan bişeydi tahminen. Kurşun geçirmezdi misal. Uzayda nefes aldırabilirdi misal. Çöl sıcağına, kutup soğuğuna dayanırdı misal? Ne hayaller kurduk, askere gidene değin, ne hayaller!*** Ben havacıydım, Kütahya'ya düştüm. Ula acaba uçağa biner miyiz, helikopterden paraşütle atarlar mı bizi korkularıyla teslim oldum birliğime. Çok şükür ki........