MAHALLE ARALARINDAN, OKUL BAHÇELERİNDEN YETİŞEN FUTBOLCULAR
Siz sevgili okurlarıma zevkle okuyacağınız bir yazı için çok düşündüm ve dalgıçların denize dalmaları gibi giriş yapmak için sabırsızlanıyor ve giriş için laptopun tuşlarına dokunuyorum.Millet bahçesi yapımı uğruna yıkılan Atatürk stadının her önünden geçişimde derin düşüncelere dalıyorum.O statta meşin yuvarlak peşinde tekmelere kafa vuran ve 90 dakika boyunca formasını ıslatan amatör futbolcuları anımsıyorum.Maddiyat gözetmeyen forma sever futbolcuların nasıl yetiştiklerini ve nereden geldiklerini en iyi bilenlerden biriyim. Mahalle aralarından, okul bahçelerinde oynadıkları futbolları sonrası zamanın amatör takımlarının idarecilerinin yaklaşımı ile lisansları çıkarılır ve takımlarına bağlanırlardı.İşte 1950'nin sonları ve sonrası statta boy gösteren futbolcuların birçoğunu hatırlarım.Daha futbol topunun mahalle aralarına girmediği o senelerde anaların evlerde yamalık parçalarından yaptığı topların peşinde dökülen terler ve sonrası üstte başta oluşan çamurlar nedeniyle yenilen fırçalar ve haşlamalar unutulur mu?Daha sonra yaşamlarına giren plastik ve ağızdan siboplu futbol topunun peşinde yapılan maçların var ya seyrine doyum olmazdı.Mahalle araları, Merkez Orta Okulu, Ticaret Lisesi, Yeşilgiresun ve Cumhuriyet İlkokulu ve daha sonra bunlara katılan Erkek Sanat Enstitüsünün bahçelerindeki mahalle maçlarında kıran kırana mücadeleler nasıl hatırlanmaz.Fakat bugün Giresun amatöründen üç ismi özellikle yazmak ve dilimin döndüğünce anlatmak istiyorum.Benim açımdan efsane üç isim Giresun amatör futboluna damga vuran “Godi” Nizam Turan ve Saffet ile kardeşi “Sarı” Hasan Bilgili yazılmadan geçilir mi?Efsane Godi Nizam müthiş sol ayağı ile rakip filelere takımı adına bıraktığı golleri unutulur mu?Akınspor'da başlayan futbol yaşamı ve bir sezonluğuna transfer olduğu Beşiktaş takımında dağ tarafındaki kaleye gelen ortaya sağ ayağı ile attığı gol hala hafızamda yerini korumaktadır.Hele benimle olan bir anısını yine anlatmak satırlarımda sizler ile paylaşmak istiyorum.Çınarspor'un lisanslı futbolcusuyum ve takımın antrenörü her şeyi Godi Nizam ile bir maç öncesi soyunma odasındayız.Ben ise boynum boğazım sarılı gripten geberiyorum ama oynamak isteyince Godi Nizam bana dönerek:-Oynamak mı istiyorsun dedi ve lisansımı eline aldı ve yırttıktan sona bana döndü ve;-Ulan geberiyorsun hala top oynamak istiyorsun.Saffet Bilgili için ise ne yazsak azdır desem yeridir.Otospor'da başlayan futbol yaşamına bir süre sonra Şafakspor'da devam etti,Otospor'nun isim değişikliği ve Çınarspor olması sonrası yuvaya dönüşü ve ayrıca çok süratli olmasını nasıl yazmadan geçebilirim.1950'li yılların ikinci yarısında katıldığı Sivas maratonunda üçüncü gelişine ne demeli.Yıllarca Çınarspor'un yükünü çekmesinin yanı sıra takımın antrenörlüğünü yaparken takımın önünde büyük mendireğin ucuna kadar koşardı.Ve kardeşi Sarı Hasan ise Otospor'da başlayan futbol yaşamına Şafakspor'da devam etmiş.Beşiktaş takımından Coşkun, Oktay ve Şükrü Ülgin kardeşler.Hiçbir maddi menfaat göz etmeyen o futbolcular ile bugünkü futbolcular terazinin ayni kefesine konulur mu?‘DERİNCE BİR AH ÇEKİYOR VE DİYORUM Kİ ESKİ ÇAMLAR BARDAK OLDU'
