Esnaflar ve örgütleri olan odalar, birlikler, federasyonlar ve konfederasyonun yöneticilerinden yıllar yılı duyduğum şikâyetlerden birisi de kamu kurum ve kuruluşlarının çalışanlarının kurduğu ve bu kurumların binalarında faaliyet gösteren tüketim kooperatiflerinin haksız rekabet oluşturduklarıdır. Bu iddia, hem objektif, hem de sübjektif nedenlerle haksızlık içermektedir.
İddianın temelinde neden-sonuç ilişkisinin doğru kurulamaması yatar. Personel ücreti ödemedikleri, kira, elektrik, su ve benzeri gideri yapmadıkları yönünde haksız rekabet alanından söz ederek, kamu alanlarındaki tüketim kooperatiflerinin kapatılmasını, engellenmesini istemişlerdir. Bu tüketim kooperatiflerince kullanılan mekâna kira ödemiyor olsalar bile personel, elektrik, su, her türlü iletişim giderlerini karşıladıkları bilinmektedir. Kamu binalarında faaliyet gösteren tüketim kooperatiflerinin içinde kira ödeyenler olduğu gibi kamu yöneticilerinin bireysel kaprislerinden kaynaklı olarak faaliyet konularına girmeyen birçok gideri karşıladıkları da bilinmektedir.
Bu sübjektif nedenlerin dışında kamu binalarında faaliyet gösteren tüketim kooperatiflerinin hem sayısı, hem sermayesi, hem de ciroları çok düşüktür. Bunun da ötesinde toplam tüketim malları piyasasındaki payları on binde birleri geçmesi söz konusu değildir. İşte, bu kadar az pazar payı olan tüketim kooperatiflerini hedef alırken asıl hedefi ıskaladılar. Kimlerle ittifak kuracaklarını; kimlerle kurmayacaklarını şaşırdılar. Son otuz yılda zincir marketlerin sayısı arttıkça bakkal esnafı başta olmak üzere büfe, tekel bayi, kitap, kırtasiye, ayakkabı, terzi, tuhafiye ve benzeri tüketim alanlarında faaliyet gösteren esnaf sayısında azalma oldu. Zincire dâhil bir market şubesi açıldığında binlerce esnaf kepenk kapatmaktaydı. Esnafımız, kamu alanlarındaki tüketim kooperatiflerini hedef alırken büyük marketlerin zinciri ile ellerini ayaklarını bağladılar. Hatta yağlı halatı boyunlarına geçirdiler. Şimdi, zincir marketlerden şikâyet ediyorlar ama nafile. Yanlış ittifak, tüm esnafın zarar etmesiyle sonuçlandı.
***
Aynı zamanda Giresun Ticaret Borsası Başkanı da olan Hamza Bölük, Ulusal Fındık Konseyi Başkanı şapkasıyla fındık sanayisinin zor durumda olduğunu, sektörde atıl kapasitenin olduğunu ve kaynakların israf edildiğini beyan etmiş. Bu demeci, Yeşilgiresun Gazetesinin 15.08. 2022 günlü nüshasından okuduk. Dikkatle okunduğunda yabancı sermayeli şirketlerin kırma tesisleri kurarak, piyasadan kabuklu fındık aldığını, bu tesisleri kurmak için teşvik aldıklarını, tesislerin modernizasyonu nedeniyle istihdamın azalacağını öne sürmektedir. Bunun da ötesinde yabancı sermayeli şirketlerin “kırıcı” tabir edilen piyasa oyuncularının kârlarına göz koyduğunu, kabuklu fındık almaları nedeniyle kırıcılara giden kâr payının bu şirketlere gittiğini öne sürmektedir. Eskiden iç fındık alırlarken şimdi kabuklu fındık aldıklarını açıklamıştır. Rekoltenin 2,5 katı oranında kırma tesisinin bulunduğunu, verilen teşvik sonucunda 3,5 katına çıkacağını, bu nedenle dengelerin yerli-kırıcıların aleyhine, yabancı firmaların lehine değiştiğini açıklamıştır.
Beyanatın ilginç bir içeriğinin olduğunu görmekteyiz. Öncelikle, kırıcı tabir edilen ve çoğunlukla yerli sermayeli firmaların piyasada pazar paylarının azaldığını anlamaktayız. Bu firmaların kurulu kapasitelerinin azami % 40 oranında kullanıldığını dile getirmektedir. Hatta yabancı sermayeli şirketlerin kırma tesislerinin tam kapasiteyle çalışabileceği öngörüldüğünde yerli firmaların % 40 oranına ulaşabilmelerinin dahi mümkün olamayacağı anlaşılmaktadır. Yapılacak teşvikli yatırımlarla bu oranın daha aşağılara ineceğini öne sürmektedir. Dolayısıyla yerli-kırıcı firmaların işletme maliyeti sorununun ortaya çıktığını itiraf etmektedir. Bu aynı zamanda yatırım sermayesinin de atıl duruma düştüğünü göstermektedir. Bütün bunlar çok kısa bir süre sonra yerli-kırıcı firmaların bir çoğununun kapanacağını, küçüleceğini göstermektedir.
Kuzular, derenin aşağısından su içmeye kalksa da, kurdun onu yiyeceği kesindir. Son kırk yılın ilk yarısı, yerli firmaların Fiskobirlik'i şikayetle geçirdiğini biliyoruz. Tarım Satış Kooperatiflerinin destekleme alımı yapmaması gerektiği, beş kara delikten birisi olarak kapanmaları gerektiği yönünde özel sektör temsilcilerinin açıklamalarını, gizli kapaklı girişimlerini biliyorduk. Evet, son kırk yılın ikinci diliminde Fiskobirlik, işlevsiz duruma getirildi. Fiskobirlik'in boşalttığı alana yerli-kırıcı firmalar girince çok sevindirik olmuşlardı! Bu durumun “ilâ nihaye” süreceğini sanıyorlardı! Ama bitmiş. Ulusal Fındık Konseyinin Başkanının demecinden kırıcıların paylarının elinden alınmış olduğunu, alınacağını anlamaktayız. Bu demeci verenlere “Öğleden sonra Günaydın” denilemeyeceğini anımsatalım. Türkçe anlayamayacaklar, anlamak istemeyenler için şöyle söylenir: “Good morning after supper” Biz de geçmiş olsun, diyerek teselli edelim!
Birçok kereler yazmıştım: Yabancı sermayeli şirketlerin hedefinde, halk dilinde “manav” tabir edilen alıcılar var. Bunların sayısının yıldan yıla azalacağını öne sürmüştüm. Bu alandaki değişim, manavların ömrü kısa olduğu ve yerine yenileri faaliyete geçtiği için dikkati çekmiyordu. Fındık manavlarının sayısında azalma beklerken karşımıza kırıcıların pazar paylarının ellerinden alındığı gerçeği ortaya çıkmıştır.
***
Şimdi, ne diyelim? Teselli etmek, insani bir duygu, herkese gereklidir. Teselliden ötesi ise objektif değerlendirmedir. İnsanlar, şirketler, kurumlar, devletler, hangisi olursa olsun kısa veya uzun süreli ittifaklar kurabilir. Herkes, yaşam tercihlerini kullanır. İttifak kurarken kurdun sürekli düşman olduğunu görmek ve ittifak kurulamayacak bir canlı varlık olduğunu bilmek gerekir. Bilinmezse, nereden su içtiğine bakmaksızın kuzunun, kurt tarafından yenilip yutulması kaçınılmazdır. Zamanında yapılan yanlış ittifakın sonucunda yabancı sermayeli şirketlerin, kırıcıları yemeye ve yutmaya başladığı gerçekliği itiraf edilmiştir.
Tarım Satış Kooperatiflerine karşı çıkarak, yanlış ittifak kurulduğu gerçekliğini geçen yıllar bize göstermiştir. Esnafların, tüketim kooperatiflerine karşı çıktığı dönemde kırıcılar, ihracatçılar da Fiskobirlik'e karşı çıkıyordu. Esnafların akıbeti açıklığa kavuşmuştu. Şimdi de kırıcıların, ihracatçıların akıbeti ortaya çıkmış oldu. Kooperatifler, bir ticaret şirketi türüdür. Diğer şirketlerden hiçbir farkı yoktur. Kooperatiflere karşı çıkarak, yaşamınızı uzatamazsınız. Ancak, kooperatiflerle birlikte uzun ömürlü olusunuz. Bizden demesi.
Bir çözüm önermek adına bir şeyler söylemeliyiz, değil mi? Öncelikle düzmece hasat bayramı yapma kurgusundan vazgeçilmelidir. Ne Trabzon ne de Sakarya, hasat bayramı için uygundur. Her sene bir başka yerde kutlama yapılamaz. Kutlamanın sürekli adresi, Giresun'dur. Bu nedenle Ulusal Fındık Konseyi, hasat bayramı kararını gözden geçirerek düzeltmelidir.
Fiskobirlik'in piyasa oyuncusu olarak destekleme alımı yapabilmesi için konsey tarafından siyasi, ekonomi ve iş çevrelerinde girişimler yapılmalıdır. Bu girişimlerin kamuoyuna açık bir biçimde olmasına özen gösterilmelidir. Fiskobirlik'in pazar payı en az %15-20 oranında olması için çaba gösterilmelidir.
Yerli kırıcıların, bu günkü rolleri ile bundan böyle piyasanın sürekli oyuncusu olamayacağını anlaması gerekir. Buna göre geleceklerini yeniden planlamak zorundalar. Bu bağlamda yeni bir örgütlenmeye gidilmelidir. Ürün çeşitlendirmesi yapmak zorundalar. Doğrudan ihracat kanallarını zorlamaları gerekir. Ama bunun çok zor olduğunu şimdiden anımsatayım. Küçük ama çok sayıda firma ve ürün çeşitliliği ile bu sorunu aşmak mümkündür. Ortak bir araştırma-geliştirme birimi kurmalılar.
Fiskobirlik'in kırma tesisleri kapatılırken, satılırken sevinçten gülenlerin bu günkü durumuna geçmiş olsun demek gerekir. Ancak, bu ülkemiz açısından sevinilecek değil, üzüntü veren bir durumdur.

QOSHE - UFK'yı Temsilen Bölük, Ne Demek İstiyor? - A. Dursun Yılmaz
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

UFK'yı Temsilen Bölük, Ne Demek İstiyor?

1 1 1
06.09.2022

Esnaflar ve örgütleri olan odalar, birlikler, federasyonlar ve konfederasyonun yöneticilerinden yıllar yılı duyduğum şikâyetlerden birisi de kamu kurum ve kuruluşlarının çalışanlarının kurduğu ve bu kurumların binalarında faaliyet gösteren tüketim kooperatiflerinin haksız rekabet oluşturduklarıdır. Bu iddia, hem objektif, hem de sübjektif nedenlerle haksızlık içermektedir.
İddianın temelinde neden-sonuç ilişkisinin doğru kurulamaması yatar. Personel ücreti ödemedikleri, kira, elektrik, su ve benzeri gideri yapmadıkları yönünde haksız rekabet alanından söz ederek, kamu alanlarındaki tüketim kooperatiflerinin kapatılmasını, engellenmesini istemişlerdir. Bu tüketim kooperatiflerince kullanılan mekâna kira ödemiyor olsalar bile personel, elektrik, su, her türlü iletişim giderlerini karşıladıkları bilinmektedir. Kamu binalarında faaliyet gösteren tüketim kooperatiflerinin içinde kira ödeyenler olduğu gibi kamu yöneticilerinin bireysel kaprislerinden kaynaklı olarak faaliyet konularına girmeyen birçok gideri karşıladıkları da bilinmektedir.
Bu sübjektif nedenlerin dışında kamu binalarında faaliyet gösteren tüketim kooperatiflerinin hem sayısı, hem sermayesi, hem de ciroları çok düşüktür. Bunun da ötesinde toplam tüketim malları piyasasındaki payları on binde birleri geçmesi söz konusu değildir. İşte, bu kadar az pazar payı olan tüketim kooperatiflerini hedef alırken asıl hedefi ıskaladılar. Kimlerle ittifak kuracaklarını; kimlerle kurmayacaklarını şaşırdılar. Son otuz yılda zincir marketlerin sayısı arttıkça bakkal esnafı başta olmak üzere büfe, tekel bayi, kitap, kırtasiye, ayakkabı, terzi, tuhafiye ve benzeri tüketim alanlarında faaliyet gösteren esnaf sayısında azalma oldu. Zincire dâhil bir market şubesi açıldığında binlerce esnaf kepenk kapatmaktaydı. Esnafımız, kamu alanlarındaki tüketim kooperatiflerini hedef alırken büyük marketlerin zinciri ile ellerini ayaklarını bağladılar. Hatta yağlı halatı boyunlarına geçirdiler. Şimdi, zincir marketlerden şikâyet ediyorlar ama nafile. Yanlış ittifak, tüm esnafın zarar etmesiyle sonuçlandı.
***
Aynı zamanda Giresun Ticaret Borsası Başkanı da olan Hamza Bölük, Ulusal Fındık Konseyi Başkanı şapkasıyla fındık sanayisinin zor durumda olduğunu, sektörde atıl kapasitenin olduğunu ve kaynakların israf edildiğini beyan etmiş. Bu demeci, Yeşilgiresun Gazetesinin 15.08. 2022 günlü nüshasından okuduk. Dikkatle okunduğunda yabancı sermayeli şirketlerin kırma tesisleri kurarak, piyasadan kabuklu fındık aldığını, bu tesisleri kurmak için teşvik aldıklarını, tesislerin modernizasyonu nedeniyle istihdamın azalacağını öne sürmektedir. Bunun da........

© Yeşilgiresun


Get it on Google Play