Yeşilgiresun Gazetesinin 13.09. 2022 tarihli nüshasındaki haberde KFMİB Başkanının demecini okuduk. Demeç, “Talep yok, Fiyat Düşük” manşetiyle haberleştirilmiştir. Başkan, piyasada talepsizlik yaşandığını, arza karşılık talep olmadığı için fiyatın düşük olduğunu belirtmiştir. Serbest piyasa şartları işliyor olsaydı tüm ürünün TMO'ya verilmesi gerektiğini, bu durumda diğerlerinin TMO'nun fiyatına yakınlaşarak ürün temin etmek zorunda kalacaklarını söylemiştir. Kendi koyduğumuz fiyat, alıcılara dikte etmeye çalışıldığında alternatif ülkelerin üreticilerinin desteklemiş olunacağını, üreticimize ve tüm piyasa paydaşlarına zarar verileceğini; 2022 ürünü fındıktan 140-150 bin ton kalacağını, stok kalanının diğer ülkelere destek olduğunu dile getirmiştir.
***
KİB'in sitesinde 10.09.2022 tarihinde eksik olan bilgilerin tamamlandığı ve 2021-22 mevsiminin diğer aylarının verilerinde de düzeltmeler olduğu görülmüştür. Son beş yılın ihracatının aylık miktar ve Dolar bazında değeri yer almaktadır. Öncelikle söylemek gerekir ki, elimizde bir veri olmadığı için yurt dışından fındığa talep olup olmadığını bilmiyoruz. Ancak, mevsimin başlamasının üzerinden henüz 12 gün geçmişken talep olmadığını söylemek gerçekçi değildir. Olsa olsa alivre satış yapılamamış olduğunu söylemek istemiştir. Bilmiyoruz.
Diğer yandan, fındık piyasasının iki büyük alıcısının toplam rekoltenin %70'inden az fındık almadığı bilinmektedir. Bunlar, önce satın almakta sonra bağlantılı oldukları ülkelere ve ana firmalarına ihraç etmektedir. Dolayısıyla en az % 70'lik paya sahip iki büyük alıcının bilgilerine sahip olunmadan talep olmadığını ileri sürmek de şimdilik mümkün gözükmemektedir. Başkanın, talebin olmadığı söyleminin kapsamında kalan, rekoltenin %30'lık kısmıdır. Bu nedenle de söylemini ihtiyatla karşılıyorum.
Bu tespiti yaptıktan sonra son beş yıldaki ihracatın aylara göre değerlendirmesini yapalım: Eylül aylarındaki ihracatın payı, toplam ihracatın %11'idir. 2021-22 mevsiminde %9 olmuştur. Fındık, ağırlıklı olarak Ekim, Kasım, Aralık aylarında ihraç edilmektedir. Yıllık ihraç miktarlarına dört aylık dilimler halinde bakıldığında ilk dört ayın ortalamasının %44 oranında olduğu saptanmıştır. İkinci dört aylık % 33 ve son dört aylıkta ise %23 ortalama vardır. 2021-22 mevsiminde ilk dört ayda toplam ihracatın % 46'sının yapıldığı gerçeğini de anımsatalım. Tabi ki, ihracatçının aldığı siparişleri bilmemiz mümkün değildir. Ancak, Eylül-Aralık dönemi sona erince durum netleşir. Bu analizi daha derinleştirmek mümkündür. Ancak, gerek yoktur. Bu saptamalara göre şimdiden talebin olmadığını ileri sürmek gerçekçi değildir. Hatta, piyasada fiyatların düşmesini ve 47 lira civarında kalmasını sağlamak üzere manipülasyon amaçlı söylenmiş olma olasılığını dışarıda bırakmayalım.
TMO'nun “alırmış gibi” yaptığını, gerçekte ise almadığını bir kez daha anımsatalım. Kamunun düzenleyici rolünün olmadığı açıktır. Gerek daha önceki yıllarda alınan miktarlar, gerekse alıma ilişkin ekip, depo sayısının yetersizliği bilinmektedir. TMO, gerçek anlamda alıcı olsa, yani çok sayıda ekiple çok sayıda depoda alım yapılmış olsa ve kısa sürede alınan miktar, rekoltenin yarısına doğru tırmanmaya başlasa serbest piyasanın TMO'nun fiyatlarını geçeceğinden emin olabilirsiniz. Dolayısıyla “…teknik olarak tüm ürünün TMO'ya verilmesi gerekirdi…” demenin bilgisizlik olduğunu söylemek istemiyorum. Çünkü “TMO'nun mevcut alım politikasından çok memnunuz, 47 Lira ile 53 Lira arasındaki farkın, cebimize girmesini sağlayan TMO'ya çok teşekkür ediyoruz.” demektir. Bu söylem, TMO'nun yıllardır rekoltenin %3-8'i arasında, belki daha azı miktarda alım yaptığını bilenlerin üreticiyi aldatma çabasıdır. Bu söylemler, TMO'nun az sayıda ekiple alım yapması, alımlarda üreticiye zorluk çıkarılması, taşıma maliyetinin üreticinin üzerinde kalması, ürün bedelinin 21 gün sonra ödenmesinden kaynaklanan peşin ödeme ıskontosunun piyasa tarafından değerlendirildiğini gizleme davranışıdır. Demeçte yer alan “…Eğer biz kendi koyduğumuz fiyatı alıcılarımıza dikte etmeye çalışırsak, her seferinde alternatif üretici ülkelerin üreticilerini destekleyip kendi üreticimize ve tüm piyasa paydaşlarımıza zarar vermiş oluyoruz.” söylemi, bizim ihraç becerimiz yoktur, dış alıcıların eline mahkûmuz demektir. Tam anlamıyla başarısızlığın itirafıdır. Biz üreticimizin değil, dış alıcıların yanındayız demektir. Üreticinin değil, dış alıcıların işbirlikçisiyiz demektir. Dış alıcının isteğine boyun eğiyoruz demektir. Üreticimizden aldığımız pay bize yetmektedir. Dış alıcının belirlediği fiyatın, içinden payımızı alıp kalanını üreticiye veriyoruz, demektir. Diğer bir deyişle, üreticinin canı çıksın demektir.
Daha mevsim yeni başlamışken 2022-23 mevsiminden 140-150 bin ton fındığın sonraki yıla devredileceği söylenmiştir. Bu söylem de gerçekçi değildir. Öncelikle, bu sene İtalya'da rekoltenin çok düşük olduğu, değişik medya ortamlarında yer almıştır. Bunun olumlu etkisini yaşayacağımız kesindir.
Diğer yandan 2021-22 sezonundan da 100 bin ton fındığın stoklarda olduğu ve yeni mevsimde satılacağı öne sürülmektedir. Bu da gerçekçi değildir. TMO'nun 2021-22 mevsiminde satın aldığı yaklaşık 90 bin ton kabuklu fındık neden Şubat-Haziran 2022 ayları içinde serbest piyasa tarafından alınmıştır. Piyasada 100 ton fındık stoku olsaydı, TMO'nun elindeki fındığı alırlar mıydı? Yine, bir kandırma söylemi ile karşı karşıyayız. İşin aslı, yabancının belirlediği fiyata direnmeyin, ucuza fındığı satarsak stoklarımızı tüketiriz demektir. Katmerli sömürüye devam etmemizi engellemeyin demektir.
***
Tarım Satış Kooperatifleri ve Birlikleri Hakkındaki Kanun tasarısı 28.04.1935 tarihinde Başvekil İsmet İnönü imzası ile TBMM'ne sunulmuştur. 2834 sayılı Tarım Satış Kooperatifleri Birlikleri Kanunu 21.10.1935 tarihinde kabul edilerek, 02.11.1935 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Yasalaşma sürecinde İsmet İnönü'nün TBMM.'de okuduğu genel gerekçe, tam anlamıyla bir ekonomi politik dersidir. Bugün dahi geçerlidir. Her üreticinin, her kooperatifçinin, her vatanseverin, her vatandaşın bugün dahi öğreneceği ders vardır. Özetle, iç ve dış piyasada aracılara giden kazancın üreticilere aktarılacağını, bu yolla yabancı ülkelerdeki üreticilere karşı üreticimizin korunacağını, piyasada düzenleyici olunacağını, fiyat dalgalanmalarının önüne geçileceğini, bu kooperatiflerin kuruluş amacının yurt içindeki işbirlikçi tüccarlar ile bunların işbirliği yaptığı içerdeki ve dışarıdaki alıcılara karşı üreticiyi korumak olduğunu dile getirmiştir. Tarımsal üretimin yalnızca amaç olamayacağını, yapılan üretimin uluslararası piyasalarda olanaklar ölçüsünde verimli koşullarla, değeri ile satılmasının amaçlandığını, üreticinin, spekülasyonlardan ve aracılardan korunması gerektiğini belirtmiştir. Bunun için amacın, gerçekçi uluslararası fiyatların elde edilmesini sağlayacak örgütlenmenin oluşturulması olduğunu belirtmiştir.
Tek cümle ile söyleyelim: Giresunlu fındık üreticisinin koşulları 1935 yılı ve öncesinden daha kötüdür. Talebin olmadığını, TMO'nun fındık aldığına göre piyasadaki fiyatın yaklaşması gerektiğini, 2021-22 mevsiminden 100 bin ton fındık kaldığına ilişkin demeç verenlere, İsmet İnönü'nün “Hadi canım sende” sözüyle yanıt verelim.

QOSHE - Hadi Canım Sende - A. Dursun Yılmaz
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Hadi Canım Sende

10 1 24
27.09.2022

Yeşilgiresun Gazetesinin 13.09. 2022 tarihli nüshasındaki haberde KFMİB Başkanının demecini okuduk. Demeç, “Talep yok, Fiyat Düşük” manşetiyle haberleştirilmiştir. Başkan, piyasada talepsizlik yaşandığını, arza karşılık talep olmadığı için fiyatın düşük olduğunu belirtmiştir. Serbest piyasa şartları işliyor olsaydı tüm ürünün TMO'ya verilmesi gerektiğini, bu durumda diğerlerinin TMO'nun fiyatına yakınlaşarak ürün temin etmek zorunda kalacaklarını söylemiştir. Kendi koyduğumuz fiyat, alıcılara dikte etmeye çalışıldığında alternatif ülkelerin üreticilerinin desteklemiş olunacağını, üreticimize ve tüm piyasa paydaşlarına zarar verileceğini; 2022 ürünü fındıktan 140-150 bin ton kalacağını, stok kalanının diğer ülkelere destek olduğunu dile getirmiştir.
***
KİB'in sitesinde 10.09.2022 tarihinde eksik olan bilgilerin tamamlandığı ve 2021-22 mevsiminin diğer aylarının verilerinde de düzeltmeler olduğu görülmüştür. Son beş yılın ihracatının aylık miktar ve Dolar bazında değeri yer almaktadır. Öncelikle söylemek gerekir ki, elimizde bir veri olmadığı için yurt dışından fındığa talep olup olmadığını bilmiyoruz. Ancak, mevsimin başlamasının üzerinden henüz 12 gün geçmişken talep olmadığını söylemek gerçekçi değildir. Olsa olsa alivre satış yapılamamış olduğunu söylemek istemiştir. Bilmiyoruz.
Diğer yandan, fındık piyasasının iki büyük alıcısının toplam rekoltenin p'inden az fındık almadığı bilinmektedir. Bunlar, önce satın almakta sonra bağlantılı oldukları ülkelere ve ana firmalarına ihraç etmektedir. Dolayısıyla en az % 70'lik paya sahip iki büyük alıcının bilgilerine sahip olunmadan talep olmadığını ileri sürmek de şimdilik mümkün gözükmemektedir. Başkanın, talebin olmadığı söyleminin kapsamında kalan, rekoltenin 0'lık kısmıdır. Bu nedenle de söylemini ihtiyatla karşılıyorum.
Bu tespiti yaptıktan sonra son beş yıldaki ihracatın aylara göre değerlendirmesini yapalım: Eylül aylarındaki ihracatın payı, toplam ihracatın 'idir. 2021-22 mevsiminde %9 olmuştur. Fındık, ağırlıklı olarak Ekim, Kasım, Aralık aylarında ihraç edilmektedir. Yıllık ihraç miktarlarına dört aylık dilimler halinde bakıldığında ilk dört ayın ortalamasının D oranında olduğu saptanmıştır. İkinci dört aylık % 33 ve son dört aylıkta ise # ortalama vardır. 2021-22 mevsiminde ilk dört ayda toplam ihracatın % 46'sının yapıldığı gerçeğini de anımsatalım. Tabi ki, ihracatçının aldığı........

© Yeşilgiresun


Get it on Google Play