Son dönemdeki yazılarda, “İyi İnsan, İyi Vatandaş” adlı kitaptan söz etmekteyim. Eğitimci ve filozof F.W. Foerster tarafından yazılan bu kitaptan alıntılar yaparak, yazarın düşüncesine yer vermekteyim. Bir hafta önce de yazarın 'Meslekte Başarının Ahlaki Temelleri Aşkı' başlığı altında yazdıklarını aktarmıştım.
Devamında 'Endüstri ve Ticarette Dürüstlük' bölümü var. Şimdi bu bölümü aktarmak istiyorum: “Ekonomik alanda meslek ahlakı tam manasıyla dürüst olmaya dayanır. Eşyanın yapılışı da, dağılışı da güven vermelidir, bu bilhassa önemlidir, geçici bir zaman için dalavereci rakiplerle mücadelede bazı güçlükler doğursa da, dürüstlük ekonomi bakımından da, ticaret bakımından da en iyi politikadır. “Rochdale'nin düst (Çeviri metninde 'düst' olmakla birlikte İngilizce “dust” sözcünün Türkçesi'nin çöp olduğunu anımsatalım.) işçileri” İngiltere gıda birliklerinin kurucusudurlar. Bu birlik önce küçük bir sokakta ilk dükkânını açtığı zaman, unu güzel renkli olsun diye sarıya boyayıp boyamamak meselesiyle karşılaştılar. Rakipleri boyuyordu. Ama onlar ne olursa olsun dürüstlükten ayrılmamaya karar verdiler ve halkın güvenini asıl bu yüzden kazandılar. İngiliz ticaretinin erişilmez bir şekilde gelişmesi bu dürüstlüğe dayanır. Böyle küçük şeylerin bir araya gelerek bir ticarethaneyi iyi ve kötü bir şöhrete ulaştırması, bu şöhretin çabucak etrafa yayılması, bir hilenin hemen anlaşılması, buna hiçbir şekilde mani olunamaması şaşılacak bir şeydir. Bu kitabın yazarına İsviçreli bir sanayici bir müddet önce şarktaki birçok firmaların pazarlarını tamamıyla kaybettiklerini söylemişti. Sebebi mallarını etiketlerken küçük hileler yapmalarıydı. Kredi sağlayan nedir? Müessesenin büyüklüğü mü, yoksa reklamı mı? Hayır, iktisadi güveni ancak sağlam bir ahlak ve kökleşmiş bir karakterden şaşmamak sağlar.
İngiliz yazarı Miles (London, Methuen and Co.) da, Londra'nın en başarılı iş adamının küçük bir işten başlayarak nasıl yükseldiğini anlatır. Bu iş adamı yüksek ve ahlaki gerçekleri yalnız Pazar günleri dua ederken düşünüp sonra dua kitabıyla birlikte bir yana bırakmamış, tersine bu gerçeklere adeta şuuraltından onlarla idare edilecek kadar kendini vermiştir. Bu iş adamı bütün varlığını işine vererek çalışır ama her şey pahasına kazanılan parlak bir başarı değil, her şey bahasına kazanılan bir şeref, insanlık ve iyi bir vicdan, bunlardan sonra da mümkün olursa başarı isterdi.
Ticaret hayatının birçok kollarında yaptığım temaslar sonunda şuna inandım ki kaba, hain, çıkarına bakan, kendinden başka hiçbir şey düşünmeyen, insanlığını kaybeden tipler en çok ticaret hayatında bulunuyor. İnsan bunu şundan anlayabilir: Kaba, insafsız, samimiyetini kaybetmiş yüzler en çok ticaret hayatında vardır. Benim için, bu manasını kaybetmiş “Ticaret yüzü” ayyaşların, canilerin yüzünden, daha fena, daha çok ıstırap veren, acındıran bir yüzdür. “Yolundan şaşan bir sanat da, bir ruh da güzelliğini kaybeder!” Bu gerçek, iktisadi bir meslekteki başarının da temelini teşkil eder. İsviçreli yazar Jeremias Gotthelf ticarette bir ün kazanmanın nasıl mümkün olacağını şöyle anlatır:
'İnsan ününü de, tıpkı hareketleriyle elde ettiği alışkanlıklar gibi kendisi yapar. İnsan çocukluğundan, ölünceye kadar bu isimle yaşar. En küçük işler, hatta bir söz bile bu isme kıymet ekler. Başkalarının kalbini bize bu isim kazandırır veya kaybettirir. Bizi değerlendirir yahut kıymetten düşürür. Aranan yahut kaçılan bir insan yapar. En küçük bir insanın bile ismi vardır, insanlar onu da görür ve kıymetlendirirler. Küçük bir hizmetçi kız bile bilmeden ismi için çalışır, ismine göre ücret alır, iyi bir ismi varsa yeni kapılar bulur, iyi bir ismi yoksa iş bulmakta güçlük çeker'”
***
Yazarın söylediklerinden anladıklarımı aktarayım: Bencil, çıkarcı, insafsız, samimiyetini kaybetmiş, hatta kaba ve hain insanların en çok ticaret yaşamının içinde yer aldığını söylemektedir. İnsanların isminin önemli olduğunu, insanların isimleriyle unvanlarıyla anıldıklarını, tanındıklarını ve tanıtıldıklarını dile getirmektedir. İnsanın, kendi ismine değer katabileceğini veya bu değeri yitirebileceğini vurgulamaktadır. Her bir davranışın eylemin, sözün, ismin değerini artırabileceği gibi tersine azaltabileceğini de anlatmaktadır. Ekonominin her bir alanında dürüstlüğün temel ilke olduğunu; esnaf, tacir, sanayici gibi tüm ekonomi oyuncularının dürüstlüğe dayanması gerektiğini de ifade etmiştir. Üretim ve pazarlamadaki dürüstlüğün en iyi, en başarılı üretim ve pazarlama politikasını oluşturacağını dile getirmiştir. Ekonomik güvenin temelinin dürüstlük ve yüksek ahlaki karakter olduğunu belirtmiştir.
Yazarın, İngiltere'deki çöp işçilerinin birliğinden bahsetmesinin de kooperatifçilik dünyası açısından önemini anımsatırım. Çünkü tüketim kooperatifçiliği, İngiltere'nin Rochdale kasabasında başlamıştır. Yazarın, dürüst ticaret örneği olarak, kooperatifleri göstermiş olmasını da not edelim.
***
Öncelikle, sanayi ve ticaret dünyasındaki birçok firmanın neden kuşaklar boyu yaşamadığının, yaşatılamadığının, kısa ömürlü olduğunun sorgulanması yapılmalıdır. Hatta esnafların da birkaç kuşak işini sürdürememesinin nedenlerini irdelemeliyiz. Özellikle fındık alan, satan, işleyen ve ihraç eden firmaların neden birkaç kuşak süremediğini de gündeme getirmeliyiz. Bu durumun; mutlaka, içsel ve dışsal nedenleri vardır. Nedenler, yalnızca dürüstlüğe ya da dürüst olmamaya bağlanamaz. Ama dürüst olmamanın payı, hiç yok mudur? Şirketlerin, işletmelerin ve fabrikaların, kapanmasında dürüst olmayan ticaretin katkısı az mıdır? Yıllar boyu ülkemizin toplam ihracatının %7'sinden, fındık ihracatının % 55'inden fazlasını yapan bir Fiskobirlik'ten bugün genel ihracat ve fındık ihracatı içindeki oranı %0'larda dolanan bir Fiskobirlik'e düşülmesinde dürüst olmamanın payı yok mudur? Aynısı, Seka Aksu Kâğıt Fabrikası için geçerli değil midir? Çok sayıdaki küçük işletmenin, mobilya, marangoz, kereste atölyesinin kapanmasında dürüst olmamanın etkisi yok mudur? Kentin, betona dönüşmesinde dürüst olmayan ticaretin payı yok mudur?
Umarım, dürüstlüğün ekonomi bakımından da, ticaret bakımından da en iyi politika olduğunu herkes anlar, hepimiz anlarız, uygularız.

QOSHE - Endüstri ve Ticarette Dürüstlük - A. Dursun Yılmaz
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Endüstri ve Ticarette Dürüstlük

8 1 26
06.12.2022

Son dönemdeki yazılarda, “İyi İnsan, İyi Vatandaş” adlı kitaptan söz etmekteyim. Eğitimci ve filozof F.W. Foerster tarafından yazılan bu kitaptan alıntılar yaparak, yazarın düşüncesine yer vermekteyim. Bir hafta önce de yazarın 'Meslekte Başarının Ahlaki Temelleri Aşkı' başlığı altında yazdıklarını aktarmıştım.
Devamında 'Endüstri ve Ticarette Dürüstlük' bölümü var. Şimdi bu bölümü aktarmak istiyorum: “Ekonomik alanda meslek ahlakı tam manasıyla dürüst olmaya dayanır. Eşyanın yapılışı da, dağılışı da güven vermelidir, bu bilhassa önemlidir, geçici bir zaman için dalavereci rakiplerle mücadelede bazı güçlükler doğursa da, dürüstlük ekonomi bakımından da, ticaret bakımından da en iyi politikadır. “Rochdale'nin düst (Çeviri metninde 'düst' olmakla birlikte İngilizce “dust” sözcünün Türkçesi'nin çöp olduğunu anımsatalım.) işçileri” İngiltere gıda birliklerinin kurucusudurlar. Bu birlik önce küçük bir sokakta ilk dükkânını açtığı zaman, unu güzel renkli olsun diye sarıya boyayıp boyamamak meselesiyle karşılaştılar. Rakipleri boyuyordu. Ama onlar ne olursa olsun dürüstlükten ayrılmamaya karar verdiler ve halkın güvenini asıl bu yüzden kazandılar. İngiliz ticaretinin erişilmez bir şekilde gelişmesi bu dürüstlüğe dayanır. Böyle küçük şeylerin bir araya gelerek bir ticarethaneyi iyi ve kötü bir şöhrete ulaştırması, bu şöhretin çabucak etrafa yayılması, bir hilenin hemen anlaşılması, buna hiçbir şekilde mani olunamaması şaşılacak bir şeydir. Bu kitabın yazarına İsviçreli bir sanayici bir müddet önce şarktaki birçok firmaların pazarlarını tamamıyla kaybettiklerini söylemişti. Sebebi mallarını etiketlerken küçük hileler yapmalarıydı. Kredi sağlayan nedir? Müessesenin büyüklüğü mü, yoksa reklamı mı? Hayır, iktisadi güveni ancak sağlam bir ahlak ve kökleşmiş bir karakterden şaşmamak sağlar.
İngiliz yazarı Miles (London, Methuen and Co.) da, Londra'nın en başarılı iş adamının küçük bir işten başlayarak nasıl yükseldiğini anlatır. Bu iş adamı yüksek ve ahlaki gerçekleri yalnız Pazar günleri dua ederken düşünüp sonra dua........

© Yeşilgiresun


Get it on Google Play