Betonlaşmayla, Büyünmez

03.03.2026 günlü yazımı okuyan bir ağabeyim “parya”nın kim olduğunu, paryanın kapsamına kimlerin girdiğini sordu. Dilim döndüğünce açıklamaya çalıştım. Sizce parya kim? Sözünü ettiğim yazıda Giresun il merkezindeki imar planı değişikliğini eleştirmiştim. Belediye başkanına ve meclis üyelerine oy veren veya vermeyen seçmenin, parya durumuna düşürüldüğünü ima etmiştim.  Neden, seçmen parya durumuna düşürülmüştür? ***Belediye başkanları ve meclis üyeleri emanetçidir. Seçildiklerinde beş yıl süreyle her şeyi yapmaya yetkili olduklarını düşünmesinler. Bir kenti yönetmek için teslim aldıklarında geçmişin birikimi emanet edilmiştir. Görev dönemi içinde ve bitince de geleceğe karşı sorumludurlar. Yapılan her bir yanlış işin ve eylemin gelecek kuşaklar tarafından bedelinin ödeneceği kuşkusuzdur. Çöp toplama hizmetinin kötü yönetilmesinin bedelini yalnızca yaşayanlar öder. Bu hizmetin verilmesindeki beceriksizliğin bedelini de bir sonraki seçimde ödetir. Ama imar uygulamaları, değişikliği yalnızca seçmeni ilgilendirmez. Geçmişi de, geleceği de ilgilendirir. Giresun'un eski fotoğraflarına bakın. Sokakların, caddelerin hâkim rüzgârlara açık olduğu anlaşılır. Rüzgâr, akciğerin bronşuna, bronşçuklarına girer gibi kentin en ince noktalarına kadar dokunurdu. Bugün ise caddeler, sokaklar hâkim rüzgârlara kapalı, denize koşut olarak yapılandırılmıştır. Kentin denize bakan yönü 10-15 katlı binalar yığınıdır. En öndekiler, deniz manzarasıyla mutluluğun, mesut olmanın ve bahtiyarlığın doruğuna çıkarken arkadakiler yazın keseleri eksik hamam cefasını, kışın da güneş ve rüzgâr görmeyen evlerin içinde imamın kayığına binmenin acelesini yaşamaktadır.     Elbette, bu olumsuz yerleşim biçimi bir gün de olmamıştır. Bu nedenle aktif görevde olan belediye başkanı ve meclis üyeleri tek başına suçlanamaz. Ama bugün yapmaya çalıştıklarıyla öncekilerin suçlarına ortak olma payesini kazanacakları kesindir.  Kentsel yerleşim yapısının bozulmasının birçok nedeni vardır. Hiç kuşkusuz ekonomik nedenleri vardır, sosyal nedenleri de. Hatta psikolojik nedenleri de vardır. Bazı insanlar hırslarına ket vurmayı beceremez. Kentimizdeki mülkiyeti bir biçimde ele geçirenler, kendi taşınmazlarına en büyük, en yüksek binanın yapılması için belediye yetkilileri nezdinde baskı kurar. Müteahhitler ve yapsatçılar, en kısa sürede en fazla kâra ulaşabilmek için yine yetkililer nezdinde baskı kurar. Tarih, felsefe okumamış mimarlar ve mühendisler de arsa sahibi ve yapsatçıların kâr ortağı olmak için teşnedirler. Proje yapma, statik hesapları çıkarma bilgisinin binde biri kadar felsefe, tarih bilgisine sahip olsaydı bu aymazlığa ortak olurlar mıydı? Demem o ki, al birini, vur ötekine.  Tarih bilinci olan geçmişine saygı gösteren bir mühendise, mabedin yanına minareyi aşan yükseklikte bir bina yaptırılabilir miydi? Büyükleri, ataları bu camide namaz kılmış bir müteahhit, camiden yüksek bir bina yapılmasını ister mi? Giresun, insanların yaşadığı bir kent olmanın ötesinde tarihi camiler, binalar kentidir. Türk tarihinin önemli kentlerinden birisidir. Belediye başkanı ve meclis üyeleri birazcık tarih, felsefe okumuş olsalardı, camilerin, binaların arasında yok olmasına izin verir miydi?  Artık, yabancı ülkelere gitmeye gerek yoktur: Bilgisayar ve internet üzerinden dünyadaki kentleri gezmek olanaklıdır. Belediye başkanı, meclis üyesi, siyasetçi, müteahhit, yapsatçı, mimar ve mühendisler başta olmak üzere arsa sahipleri, internet üzerinden yabancı ülkelerin kentlerini incelesinler bakalım, Giresun gibi çirkin bir yapılaşmayı görebilecekler midir?      Yine bilgisayar programları olanak sağlamaktadır: Giresun il merkezindeki imar planı değişikleri yapıldığında kentin ne duruma geleceğini sanal ortamda görebilirler. İmar planı değişikliklerinin gerçekleştiği varsayımıyla bilgisayarda bir görsel hazırlayın. Kentin batı girişinden itibaren Giresun Kalesi görülebilir mi? Bırakın Kaleyi, kentin dokusu anlaşılabilir mi? Anlamak istemeyenler için söyleyeyim: Giresun kalbine sokulan 22 katlı ihanet hançerini anımsatmak isterim. Giresun'un doğu yüzündeki, Gemiler Çekeği, Gedikkaya aksındaki çirkinliği görmek için uzman olmaya gerek yoktur, birazcık vicdan sahibi olmak yeter. İmar planı değişikliğine itiraz edenleri, ihanetle suçlamak yerine 22 katlı binayı yaptıranların ihanetini unutmayın, unutturmayın. Tarihin affetmeyeceğini de...          Bir çift sözüm de Entegrenin önündeki Fiskobirlik'e ait taşınmazı satın alan özel bir hastanenin tıp doktorları olduğu söylenen doygöz olmayanlara olsun: Yatırdığınızın on katını, yüz katını kazandığınızı varsayım, hastanelerinizin morgundan trilyonlarca serveti olanlar gelip geçti. Ne götürdü? Sizler, geçmeyecek misiniz? Neden insanların kargışını almak istiyorsunuz?  ***Kent; beton yığınları ile kent olmaz. Beton ile büyüyemez, kalkınamaz. Spor alanları, spor salonları, sosyal tesisleri, yüzme havuzları, koşu pistleri, kreşlerle, müzik, resim, seramik, sinema atölyeleri ile büyür. Ulusal ve uluslar arası düzeyde başarılı sporcuların yapacağı olumlu etkiyi hiçbir beton yığını sağlayamaz. Bırakın, bu beton aşkını! Yoksa para aşkı mı, demeliyim, bilemedim! Beton uğruna verdiğiniz savaş kadar toplumun kalkınması için de uğraş verseniz, ne olur! Belde halkının, seçmenlerin, daha doğrusu paryaların kargışını aldığınızı bilin isterim. Yalnızca yaşayanların değil, bu dünyadan göçmüş Giresunluların da kargışını alıyorsunuz.   


© Yeşilgiresun