Ahlak, Zaaf ve Seçmene İhanet |
Az sayıda olmakla birlikte bu köşede anılarımı yazdığım olmuştur. Salt anılarımı, bir makale konusu yapmayı yeğlemem. Mutlaka bir çıkarımda bulunmak isterim. Neden? Bilim, birçok tekniği kullanarak varsayımlar oluşturur, deneyleme, gözlemleme yapar, olgular arasındaki nedensellik ilişkini araştırır ve tezleri çarpıştırır. Değişkenlerin türünü saptar, bağımsız değişkenlerin diğer değişkenleri nasıl etkilediğini anlamaya çalışır ve en sonunda çıkarımlarda bulunur. Durum saptayan bilim ile yol alınamaz. Mutlaka çıkarımlarda bulunmalıdır. Aksi durumda bilim, boş bir uğraştan öteye geçemez. Anılar, bilimsel olmasa da tipik bir gözlem ve deneyleme etkinliğidir. Hatta çift yönlü işler. Hem, anısını kaleme alanın, hem de karşısındaki kişi veya kişilerin gözlemleri vardır. Ama biz, tek yanlı olarak anıyı aktaranın gözlüğüyle anlamaya çalışırız. Bu nedenle nesnellikten uzağa düşme olasılığı da yüksektir. Nesnelliğimizi korumaya çalışarak bir anımızı paylaşalım: *** Mesut Yılmaz'ın başbakan olduğu 55. Hükümet döneminde Sanayi ve Ticaret Bakanı Yalım Erez'di. Ankara İl Müdürlüğü görevinden ayrılarak, eski görevime dönmüştüm. İstanbul'da bir konut yapı kooperatifinin denetimini yapıyordum. Bu dönemde ağırlıklı olarak kooperatif ortaklarının yazılı şikâyeti üzerine denetimler gerçekleşmekteydi. Etkili bir denetim sürecinin olmadığı görüşünü de Bakanlıkta savunuyordum. Ama bir sonuç alamadığımı da biliyordum. Denetime başlamadan önce kooperatifin yönetim kurulu değişmiş. Denetime başladığımda aynı zamanda şikâyetçi olanların yönetime seçildiğini görmüştüm. Şikâyet ve bulgular, eski yönetim kurulunun görev dönemine aitti. Bir süre defter ve belgeler üzerinde denetimi sürdürdüm. Devamında da yapılan eylemlerin gerekçelerini, eylemlerde bir kasıt olup olmadığını anlamak için kişilerin anlatımını almaya başladım. Ancak, eski yönetim kurulu başkanı, yazı ile çağırmama karşın verdiğim randevuya gelmedi. Akabinde birçok kez telefonla çağırmama rağmen itiraz etmiyor, ama........