We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Soldan sağa mankurtlaşma ve Nayman Ana

46 8 167
31.03.2019

Türk Dünyası'nın ve Kırgızların büyük gururu, evrensel olmayı başarmış bir yazardı Cengiz Aytmatov...

Ancak o, evrenselliği yakalarken kendi özünü, kültürünü, dilini kaybetmeden; tüm değerlerine ve geleneklerine bağlı kalarak insanlık liginin üst basamaklarına tırmandı.

Onun literatüre armağan ettiği Mankurtlaşma yani bilincini kaybetme kavramı, bugün içinde bulunduğumuz sürecin aynasıdır.

Aytmatov "Gün Olur Asra Bedel" adlı romanında Mankurt'u anlatır;

"Çok eski dönemlerde Kırgızların ve diğer Türk boylarının komşusu olan Juan Juanlar tutsak aldıkları esirlerin saçlarını usturayla kazırlar. Bir deve kesip devenin en kalın derili boyun kısmını henüz yaşken tutsakların kafalarına geçirirler. Esirler çölde elleri, ayakları ve kafaları sabit bir şekilde direklere bağlanır. Böylece acı çekerken kendilerine zarar vermelerinin de önüne geçilir...

Sıcakta kuruyan deve derisi kafa tasını mengene gibi sıkmaya başlar. Aynı zamanda uzamak isteyen saçlar da esirin kafa derisinin içine doğru döner. Tutsakların çoğu bu acıya dayanamaz ve ölür. Kalanların ise bellekleri sıfırlanır. Yani geçmişi hatırlamazlar. Annelerini, doğdukları köyü, geçmişe dair herşeyi unuturlar. Hayatta kalan esirlere "efendileri" su ve yemek verir. Esirler onları acılarından kurtaranların artık kölesi olmuşlardır. Asla kaçmayı ya da "kurtarıcılarına" ihanet etmeyi düşünmezler. En ağır işlerde çalıştırılırlar. Bu kölelere Mankurt adı verilir...........

© Yeniçağ