'TSK'nın kimyasal silah kullandığı' iftirası, Türk Tabipleri Birliği'nin ilk vukuatı değil… Belli ki son vukuatı da olmayacak…

'Devletle hesaplaşma' duygusu hiç bitmeyen kimi radikal solun PKK'yla giriştiği gizli/açık iş birliği, ülkemizdeki meslek odalarının, sendikaların, baroların, birçok sivil toplum kuruluşunun yutulmasına doğru yol açıyor… TTB de bu gerçeğin en çarpıcı örneklerinden birisi…

***

2013'te Adalet Bakanlığı'nca izin verilen kardeşi, İmralı'ya Apo'nun ziyaretine gidiyor… Sonra senaryo tıkır tıkır işliyor… Apo'nun kardeşi, ağabeyinin sağlık durumundan endişe ettiğini açıklıyor ve doktorların değişmesi gerektiğini söylüyor…

Ardından rol sırası Aysel Tuğluk'a geçiyor… Tuğluk aynı cümleleri tekrarlayıp, İmralı'ya bir an önce 'bağımsız doktorlar heyeti'nin gitmesinin şart olduğunu buyuruyor ve aksi halde sürecin tıkanacağını belirtiyor… Ardından kampanyada TTB sahne alıyor… TTB, Adalet Bakanlığı'na başvurarak "Göreve hazırız, sağlık kontrollerini biz yapalım" dayatmasına kalkışıyor…

2012'de cezaevlerindeki PKK'lıların açlık grevleriyle ilgili İstanbul ve İzmir'de eylem yapan, KESK, DİSK, ÇHD ve İHD ile bir araya gelerek eylemcilere destek niteliğindeki bildiriye imza atan da Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi'ydi…

PKK ne zaman bir işaret fişeği patlatsa, yörüngedeki pek çok örgüt gibi TTB'yi de orada görmek mümkündü… Terör örgütü, 2010'da sözde 'eylemsizlik' kararı almıştı… 'Kardeş örgütler' TSK'nın da buna uyması için tüm siyasî partileri sorumlu davranmaya çağırmıştı ve tabii TTB yine oradaydı…

2011'de PKK, Çukurca'daki Kazan Vadisi'nde çok ağır kayıplar vermişti… Terör örgütü ve onun sözde sivil uzantıları TSK'nın 'kimyasal silah' kullandığını öne sürmüştü… PKK'yla eş zamanlı biçimde TTB Merkez Konseyi derhal devreye girmiş, 'kimyasal silah' iddialarıyla ilgili incelemelerde bulunmak üzere Adalet Bakanlığı'na başvurmuştu…

***

Tabipler Birliği'nde değişen bir şey yok aslında… 'Tıbbî etik' çerçevesinde Apo'nun hücresinin metrekaresini, PKK'lı 'tutsaklar'ı dert edecek ama dağa kaçırılan Kürt çocuklarını hiç dert etmeyecekti!.. Dünyaca ağır suç olarak kabul edilen 'çocuk savaşçı' ve kamplarda tecavüz edilen Kürt kızları konusunda ağzını açmayacaktı!.. Dünyanın en kanlı terör örgütlerinden birisinin uyuşturucu işi onun meselesi olmayacaktı!..

2015'te Kürt çocuğu, üç yıllık doktor Abdullah Biroğul, Kulp'tan Diyarbakır'a doğru giderken PKK'lılar tarafından katledildi… 'Lütfen' açıklama yapan Türk Tabipleri Birliği, "Kendi aracıyla seyir halinde iken uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetmiştir" diyebildi… Sanki Biroğul arazi kavgasında veya kan davasında katledilmişti!.. PKK'nın bile üstlendiği bu cinayeti farklı gördü ve doktoru PKK'nın katlettiğini söyleyemedi TTB!.. Belki onlar da şehit edileni 'sivil polis' zannetmişti!..

O yüzden şaşırmamak lâzım TTB Başkanı'nın şimdiki 'kimyasal silah' iftirasına… Dayanışma içinde herkes kendi rolünü oynuyor!.. 'Devrimci özne' oyunu nasıl kurguluyorsa o oynanıyor… Buna partilerin içindeki uzantılar da dahil!..

***

Esas tehlikeli kimyasal, PKK'nın Türkiye radikal solunun önemli bir kısmının beynine saldığı veya onların ideolojik gerekçelerle seve seve ya da 'devletten intikam hırsı'yla kabullendiği kimyasaldır…

Türk sağını ağır eleştirdiğim ve soruşturma geçirdiğim yazımda "Solun radikalleri bambaşka günah alanlarını temsil ediyor" derken tam da kastettiğim bunlardı…

Yıllar önce altını çizmiştim: "Türkiye'deki radikal sol örgütler, odalar ve sendikal hareketler büyük bir hızla yutuluyor... Evet, etnikçi hareket, o örgütleri bölecek zannedilirken, durumun daha da vahim olduğu, söz konusu örgütlerin 'yutulma' riski taşıdıkları her geçen gün daha iyi anlaşılıyor... Bu örgütler, memur ve işçi sendikaları, dernekler, meslek odaları, şımaran ve büyüyen bölücü dalga karşısında 'ortaklık'tan 'marabalık' düzeyine evrildiklerini, karşılıklı bağımlılığın 'tek taraflı hizmet'e dönüştüğünü fark ettiklerinde belki de çok geç kalmış olacaklar... Bölünmeyle kurtulamayacaklar, yutulmuş olacaklar..."

QOSHE - O cephede değişen bir şey yok! - Servet Avcı
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

O cephede değişen bir şey yok!

37 12 84
24.10.2022

'TSK'nın kimyasal silah kullandığı' iftirası, Türk Tabipleri Birliği'nin ilk vukuatı değil… Belli ki son vukuatı da olmayacak…

'Devletle hesaplaşma' duygusu hiç bitmeyen kimi radikal solun PKK'yla giriştiği gizli/açık iş birliği, ülkemizdeki meslek odalarının, sendikaların, baroların, birçok sivil toplum kuruluşunun yutulmasına doğru yol açıyor… TTB de bu gerçeğin en çarpıcı örneklerinden birisi…

***

2013'te Adalet Bakanlığı'nca izin verilen kardeşi, İmralı'ya Apo'nun ziyaretine gidiyor… Sonra senaryo tıkır tıkır işliyor… Apo'nun kardeşi, ağabeyinin sağlık durumundan endişe ettiğini açıklıyor ve doktorların değişmesi gerektiğini söylüyor…

Ardından rol sırası Aysel Tuğluk'a geçiyor… Tuğluk aynı cümleleri tekrarlayıp, İmralı'ya bir an önce 'bağımsız doktorlar heyeti'nin gitmesinin şart olduğunu buyuruyor ve aksi halde sürecin tıkanacağını belirtiyor… Ardından kampanyada TTB sahne alıyor… TTB, Adalet Bakanlığı'na başvurarak "Göreve hazırız, sağlık kontrollerini biz yapalım" dayatmasına kalkışıyor…

2012'de cezaevlerindeki PKK'lıların açlık grevleriyle ilgili İstanbul ve İzmir'de eylem yapan, KESK, DİSK, ÇHD ve İHD ile bir araya gelerek eylemcilere destek niteliğindeki bildiriye imza atan da Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi'ydi…

PKK ne zaman bir işaret fişeği patlatsa, yörüngedeki pek çok örgüt gibi TTB'yi de orada görmek mümkündü…........

© Yeniçağ


Get it on Google Play