Şehit Halil Akçiçek… 5 Kasım 1945'te Bulgaristan Ruscuk'ta Bisertsi köyünde doğduğunda, Türklüğün tutunmak için kavga vereceği Kıbrıs'ta 8 Ağustos 1974'te şehit düşeceğini kim bilebilirdi?

Türk'e ait mukadderatın özeti gibi… İhtişamlı günlerde serpildiğin topraklar, artık zulme ev sahipliği yaparken doğuyorsun, 30 yıl sonra binlerce kilometre ötedeki bir başka toprakta soydaşlarının acısını durdurmaya çalışırken şehit düşüyorsun…

***

Kendisi de bir askerî tıbbiyeli olan Dr. Tayfun Özdem'in, şehit Halil Akçiçek hakkında yazdığı duygu ve tarih dolu güzel makale Askerî Tıbbiyeliler Derneği'nin yayın organında yayınlanmıştı… Yerimizin yettiğince makaleden bazı bölümleri aktarmak, şehit Halil Akçiçek'in şahsında askerî tıbbiyeli şehitlerimizi anmak isterim:

Yıl 1950... Dönemin Bulgar yönetimi, "tek bir ulusun yaratılması" siyasetini cehennemleştirir. Amaç içlerindeki büyük azınlık olan Türkleri, dayanılmaz baskı, şiddet, zulüm ve işkenceyle göçe zorlamaktır. Neticede Bulgar mezalimi altında inleyen, hafızaları asimilasyon törpüsüyle kazınmak istenen 200 bin Türk insanı asırlarca yaşadığı topraklarından sökülür, atılır. Akçiçek ailesi de 1950'de İzmir'e göç etmek zorunda kalır.

Akçiçek ailesi sefalet dolu İzmir günlerinden sonra 1959'da Bursa'ya göç eder. Ailenin tek geçim kaynağı küçük bir baharat dükkanı olur. Zor şartlarda geçimini sürdürmeye çalışan Akçiçek ailesi tek umutları Halil'i en güzel şekilde yetiştirmenin gayret ve çabası içindedir. Her Türk evladı gibi Halil de, Türklük şuuru ve vatan sevgisiyle dolu yetiştirilmeli, vatana ve millete en hayırlı insan olması için her zorluğa göğüs gerilmeliydi. Ve öyle de olur. Halil her gittiği okulda yüksek başarı elde eder.

Yıl 1963. Orta öğrenimini Tophane Erkek Lisesi'nde yüksek başarıyla tamamlayan Halil, askerî öğrenci olarak Ankara Tıp Fakültesi'ne girer.

O yıllar aynı zamanda, Kıbrıs'ta EOKA eliyle yaratılan zulüm yıllarıdır. Kanlı Noel ve Kıbrıs'ta ardı arkası kesilmeyen katliamlar bütün Türk dünyasını sarstığı gibi vatan aşkıyla kavrulan askerî tıbbiyeli öğrencilerin yüreklerini de derinden sızlatmaktadır. Üniversite öğrencileri nümayişte, nutuklar atılıyor, anavatan soykırıma marşlarla isyan bayrağı açıyor.

Askerî sağlık sistemi Metehan'dan beri Türk ordusunun ayrılmaz bir parçası olmuştur, olmaya da devam edecektir. 15 Mayıs 1919'da Yunan'ın İzmir'i işgali sırasında 'Kato (kahrolsun) Venizelos' diye haykırdıktan sonra şehit edilen Tabip Yarbay Şükrü Bey'den ve her türlü manda ve himayeyi reddeden Tıbbiyeli Hikmet'ten aldıkları Kürşat ruhu ile Kore, Kıbrıs ve iç güvenlik harekatında kahraman tıbbiyelilerin yararlılıkları bunun en güzel örneğidir ki, Tabip Üsteğmen Halil ERDOĞAN Kore'de, Tabip Üsteğmen Doğan GÖKBULUT iç güvenlik harekatında şehit olmuşlardır.

Kıbrıs'ta gerçekleşen ENOSİS'çi darbe üzerine, Kıbrıs Türklüğüne yetişmek için savaştan başka yol kalmamıştır. Bunun üzerine 28'inci Piyade Tümeninin Sıhhiye Taburu ve bağlı bütün unsurlarına da sefer görev emri verilmiştir. Bu esnada izinde olan Halil Üsteğmen de emir beklemeden derhal birliğine katılmıştır. Eş zamanlı olarak 28'inci ve 39'uncu tümen emrindeki seyyar cerrahi hastaneler doktor, hemşire ve personel ile teşkilat malzeme kadro oranlarını aşan oranlarda desteklenmiştir.

20 Temmuz 1974 sabahı Kıbrıs'ta havadan ve denizden harp çiçekleri açmaya başlamıştır. Mehmetçik yavru vatana, Kıbrıs Mehmet'ine kavuşmuştur artık.

39. tümen sıhhiye taburu ve seyyar cerrahi hastane Kıbrıs'ta görevinin başındadır, ancak kahraman Halil beklemek istememektedir. H.Nihal Atsız'ın tabiriyle: Tabip Üsteğmen Halil de "koşar adım gitmeliydi onların arkasından", nitekim öyle olur.

Türk ordusu kahramanca ilerlemektedir. 8 Ağustos 1974. Hava puslu, düşman kalleş, yer gök kan kusuyor. Piyade Binbaşı Bünyamin Kasap, Tabip Üsteğmen Halil Akçiçek, Sağlık Başçavuş İ. Hakkı Gedik sınırdaki yaralıların ve hastaların durumunu yerinde görmek için cip ile yola çıkarlar. Ne yazık ki, bu yola çıkış onlar için uçmağ olacaktır. "Kahramanlık; saldırıp bir daha dönmemektir." Yolda mayına basan cipin havaya uçmasıyla orada üç vatan yiğidini şehit veririz. Ve onlar şimdi Kıbrıs'taki Boğaz Şehitliğinde 79-80-81 numaralı cennet kapısında koyun koyuna yatmaktadırlar.

Kahraman Şehit Tabip Üsteğmenin şehit olduğu Siskilip bölgesine Akçiçek adı verilmiştir. İlk önceleri Lefkoşa'da bir hastaneye verilen adı şimdi Girne Dr. Akçiçek Hastanesi olarak yaşatılmaktadır. Lefkoşa'da Şehit Tabip Üsteğmen Halil Akçiçek kışlasına ve GATA Tıp Fakültesi içinde bin kişilik amfiye adı nakşedilmiştir.

***

Dr. Tayfun Özdem'e çok teşekkür ederiz… Hem askerî tıbbiyelinin vatan ve Türklük için ifade ettiği anlamı hatırlattığı için hem de topraklarımıza tapu senedi gibi Türklük mührü vuran şehidimizin hatırasına sahip çıktığı için…

Asker hastanelerinin yeniden açılması ümidiyle…

QOSHE - "Kahramanlık, saldırıp bir daha dönmemektir" - Servet Avcı
menu_open
Columnists Actual . Favourites . Archive
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

"Kahramanlık, saldırıp bir daha dönmemektir"

46 5
24.04.2023

Şehit Halil Akçiçek… 5 Kasım 1945'te Bulgaristan Ruscuk'ta Bisertsi köyünde doğduğunda, Türklüğün tutunmak için kavga vereceği Kıbrıs'ta 8 Ağustos 1974'te şehit düşeceğini kim bilebilirdi?

Türk'e ait mukadderatın özeti gibi… İhtişamlı günlerde serpildiğin topraklar, artık zulme ev sahipliği yaparken doğuyorsun, 30 yıl sonra binlerce kilometre ötedeki bir başka toprakta soydaşlarının acısını durdurmaya çalışırken şehit düşüyorsun…

***

Kendisi de bir askerî tıbbiyeli olan Dr. Tayfun Özdem'in, şehit Halil Akçiçek hakkında yazdığı duygu ve tarih dolu güzel makale Askerî Tıbbiyeliler Derneği'nin yayın organında yayınlanmıştı… Yerimizin yettiğince makaleden bazı bölümleri aktarmak, şehit Halil Akçiçek'in şahsında askerî tıbbiyeli şehitlerimizi anmak isterim:

Yıl 1950... Dönemin Bulgar yönetimi, "tek bir ulusun yaratılması" siyasetini cehennemleştirir. Amaç içlerindeki büyük azınlık olan Türkleri, dayanılmaz baskı, şiddet, zulüm ve işkenceyle göçe zorlamaktır. Neticede Bulgar mezalimi altında inleyen, hafızaları asimilasyon törpüsüyle kazınmak istenen 200 bin Türk insanı asırlarca yaşadığı topraklarından sökülür, atılır. Akçiçek ailesi de 1950'de İzmir'e göç etmek zorunda kalır.

Akçiçek ailesi sefalet dolu İzmir günlerinden sonra 1959'da Bursa'ya göç eder. Ailenin tek geçim kaynağı küçük bir baharat dükkanı olur. Zor şartlarda geçimini sürdürmeye çalışan Akçiçek ailesi tek umutları Halil'i en güzel şekilde yetiştirmenin gayret ve çabası içindedir. Her Türk evladı gibi Halil de, Türklük şuuru ve vatan sevgisiyle dolu yetiştirilmeli, vatana ve millete en hayırlı insan olması için her........

© Yeniçağ


Get it on Google Play