Küresel Ekonominin Kusursuz Fırtınası… |
Gizli ABD Çin Savaşı… Petrol 150 Altın 10 bin Dolar Hikayesi...
Dünya ekonomisi uzun süredir kırılgan bir dengede ilerliyor. Büyüme var ama istikrarsız; enflasyon düşüyor deniyor ama kalıcı değil; borçlar çevriliyor ancak maliyetleri yükseliyor. Tam bu hassas zeminin ortasında, enerji hatları ile para sisteminin kesiştiği noktada yeni bir fay hattı çatırdıyor.
Bu durumun görünürdeki bahanesi ABD ile İran arasındaki nükleer gerilim. Ancak gerçek hikaye çok daha derin… Savaşın asıl adı; küresel enerji ve para sistemi.
Aslında denklemde en kritik aktör Çin.
ABD, Çin’in yükselişinden rahatsız ve bu nedenle ana damarlarını kesmeye çalışıyor. Bu damarlar; enerji ve yuan.
ABD; bir yandan enerji kanallarını keserek Venezuela, İran ve Körfez üzerinden Çin’in üretim ve ekonomik hegemonyasını baltalamaya çalışıyor; diğer yandan İran gibi ülkelerin yuan ile petrol alışverişini engelleyerek, dolardan vazgeçme eğilimlerini kırmayı hedefliyor. Çünkü doların rezerv para statüsünü kaybetmesi ABD için ekonomik felaket anlamına gelir.
Rusya şimdilik kazanan taraf gibi gözükse de dolar sistemi nedeniyle ABD’den en çok zarar gören ülkelerden biri olduğunu unutmamak gerek. Bu konuyu önümüzdeki dönemde ayrıntılı bir şekilde konuşacağız.
Şimdi tekrar asıl meseleye dönelim; bu kriz, 1973’te kurulan petro-dolar düzeninin ciddi bir sınavı. Bu sistem, petrolün dolar üzerinden fiyatlanması sayesinde ABD’nin küresel finansal gücünü garantiye almıştı.
Petrolü dolar dışında satmaya kalkan ülkelerin başına gelenler ortada. Bunu denemeye kalkan Irak’ta Saddam, Libya’da Kaddafi anında devre dışı bırakılmıştı. Bugün İran’da yaşanan da tam olarak bu. Bugün İran’ın Çin ile yuan üzerinden enerji ticareti yapma çabası, ABD’nin finansal hegemonyasına atılmış en büyük darbe olarak değerlendiriliyor.
Amerika açtığı bu savaşla, hem dolar karşıtı isyanı bastırmayı hem de Orta Doğu’daki enerji vanalarının kontrolünü yeniden ele geçirmeyi hedefliyor.
Hürmüz Boğazı ve Küresel Enerji Akışı
Dünya petrol ticaretinin yaklaşık beşte biri Hürmüz Boğazı’ndan geçiyor.
Boğazın kapanması, birkaç tankerin beklemesinden çok daha fazlasını ifade ediyor. Boğaz kapandığında; petrol fiyatları hızla 120–150 dolar bandına tırmanır, lojistik aksar, üretim maliyetleri artar, küresel enflasyon patlar.
Tam bu noktada “1973 Petrol Krizini” hatırlamakta fayda var;
OPEC’in ambargosu o günlerde varil fiyatlarını birkaç ayda 3 dolardan 12 dolara çıkarmış; zincirleme etkiyle enerji maliyetleri artmış, ABD ve Avrupa’da kuyruklar oluşmuş, plaka numarasına göre yakıt alma uygulaması başlamıştı. Stagflasyon dönemi böylece literatüre girmiş: enflasyon ve durgunluk aynı anda yaşanmıştı.
Ama bu kriz en çok ABD’ye yaramış, bu krizi fırsata çevirmiş, Suudi Arabistan ile anlaşarak petrolün dolar üzerinden fiyatlanmasını kalıcı hale getirmişti.
Böylece petrol gelirleri dolar cinsinden ABD tahvillerine yönlendirilmiş, Petro-dolar düzeni kurumsallaşmış ve ABD dolarının küresel para hikâyesi tescillenmişti.
Bakalım bu günün kazananı kim olacak?
Son olarak böyle dönemlerde yatırımcı refleksi ne olur, birde ona bakalım.
Hiç uzatmadan kısa ve net cevap vereyim. Böyle zamanlarda güvenli liman altına olan yönelim artar.
Çünkü altın sadece sıradan bir emtia değil; karşı taraf riski taşımayan ve devlet borcuna bağlı olmayan nadir varlıklardan biridir.
Kısa süreli krizlerde fiyatlar sıçrar ve düzeltmeler olur. Dalgalanmalar artar.
Uzun süreli bir yıpratma savaşı ve kalıcı stagflasyon ortamı oluşması durumunda ise, altın için bu bir “atak” değil, finansal mimaride bir “rejim değişimi” anlamına gelir. Ki bu durumda 10 bin dolar bile komik kalabilir.
Gelelim Türkiye meselesine…
Türkiye açısından tablo çok daha hassas.
Enerji ithalatına yüksek bağımlılık, petrol fiyatındaki her artışın doğrudan cari açığa yansıması anlamına geliyor. Artan enerji faturası döviz talebini artırır; döviz talebi kur üzerinde baskı yaratır; kur artışı enflasyonu besler.
Bu zincir, zaten kırılgan olan fiyat istikrarını daha da zorlar. Üstelik bölgesel bir savaş algısı turizm gelirlerini zayıflatır, döviz giriş kanalları daralır.
ABD için petrol enerji sisteminin vanası, dolar ise ekonomik hegemonyasının en önemli silahı.
Çin ve diğer ülkeler için ise altın, ABD finansal hegemonyasından çıkışın stratejik sigortası.
Enerji ticaretinin hangi para birimiyle yapılacağı, önümüzdeki on yılın ekonomik mimarisini belirleyecek temel başlıklardan biri olacak.
Tarih bize şunu öğretiyor: Para sistemleri değişir, enerji yolları yeniden çizilir, güç dengeleri el değiştirir. Ama belirsizlik dönemlerinde değer saklama refleksi hep aynı kalır.
Fırtına çıktığında mesele sadece limanın varlığı değil; geminin ne kadar sağlam inşa edildiğidir.
İşte bu nedenle altını önümüzdeki dönemde çok daha fazla konuşacağız.