Ezberler Bozuldu! 3 Motorlu Yeni Dönem; Altın 7 bin Dolar geliyor… |
Küresel piyasalarda gözler, Washington ve Tahran hattından gelen diplomatik sinyallere kilitlenmiş durumda.
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance’in "İran ile yürütülen müzakerelerde anlaşmaya çok yakınız" çıkışına, Tahran cenahından "Mutabakat metni henüz tamamlanmadı" şeklinde temkinli ve bürokratik bir yanıt gelse de piyasalar beklentileri çoktan satın almaya başladı.
Uzun yıllardır küresel hafızada "İran" meselesi, ağır ekonomik ambargolar ve yaptırımlar anlamına geliyordu.
Unutmayın bu yaptırımlar; küresel pazarda daha az petrol arzı, daralan bir ihracat koridoru ve kaçınılmaz olarak tırmanan enerji fiyatları demek.
Eğer taraflar gerçekten el sıkışır ve İran petrolü serbest kalır ve dünya piyasalarına güçlü bir şekilde geri dönerse; sadece fiziki arz artmakla kalmaz, piyasanın psikolojisi de kökten değişir.
Finansal piyasalar yalnızca bugünü değil, gelecekte sisteme akacak petrolün potansiyelini de fiyatlamaya başlar.
Bu arada İşin bir de jeopolitik psikoloji boyutu var.
Yıllardır Orta Doğu’da devam eden çatışmalar, petrolün varil fiyatına büyük bir "risk primi" ekliyordu.
Dünyanın en kritik enerji koridorlarından biri olan Hürmüz Boğazı’nın kapatılma ihtimali bile küresel piyasaların tansiyonunu yükseltiyordu.
Olası bir Tahran-Washington uzlaşısı, işte bu kronik risk primini ciddi oranda etkileyecektir.
Petrolün ucuzlaması ise sadece akaryakıt fiyatlarını etkilemeyecek.
Sonuçta; petrol pahalıysa nakliye pahalı, nakliye pahalıysa üretim maliyetli ve nihayetinde market rafına gelen her ürün pahalı.
Petroldeki her rahatlama, uzun süredir enflasyonla savaşan merkez bankalarına derin bir nefes aldıracak.
Ancak aynı şeyi Türkiye için söylemek zor.
Çünkü Türkiye’nin kendine has ekonomik sorunları var.
Mevcut yüksek vergi yapısı, katı üretim maliyetleri ve hepsinden önemlisi döviz kurundaki........