Muvafıkların Çatışması
Demokratik sistemlerde siyasal rekabet, iktidar ile muhalefet arasındaki mücadele üzerinden şekillenir. Muhalefet yalnızca iktidara alternatif üreten bir siyasi aktör değildir; aynı zamanda iktidarın kendi içindeki gerilimleri dengeleyen, enerjisini dışa yönelten bir unsur olarak da işlev görür.
Ancak bazı dönemlerde iktidar, seçmenden aldığı yetkiyi yalnızca ülkeyi yönetmek için değil, kendi siyasi ömrünü uzatmak ve muhalefeti etkisizleştirmek amacıyla kullanmaya yönelir. Muhalif seslerin bastırılması, siyasal alanın daraltılması ve alternatif güç merkezlerinin tasfiye edilmesi kısa vadede iktidara güç kazandırıyor gibi görünür. Oysa tarih bunun geçici bir üstünlük olduğunu göstermektedir.
Muhalefetin etkisizleştiği noktada siyasal mücadele sona ermez; yalnızca yön değiştirir.
Çünkü siyasetin doğasında rekabet vardır. Rekabet ortadan kalkmaz, yeni hedefler bulur. İktidarın dışındaki rakipler tasfiye edildiğinde, rekabet bu kez iktidarın içindeki gruplar arasında başlar. Dün ortak hedefler etrafında birleşenler, bugün güç paylaşımı, kaynak dağılımı ve gelecek tasavvuru üzerinden karşı karşıya gelirler.
Bu durum “Muvafıkların Çatışması Doktrini” olarak tanımlanabilir; “bir siyasal sistemde muhalefetin etkisizleştirilmesi ölçüsünde, iktidar içindeki güç odaklarının çatışma ihtimali artar. Muhalefetin yokluğu istikrar değil, iktidar içi rekabetin derinleşmesini doğurur.”
Bu olgunun........
