menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Trump, “Vietnam Sendromu”na mı girdi?

30 0
20.03.2026

Komünist Kuzey Vietnam ile ABD yanlısı Güney Vietnam arasında kanlı bir savaş sürüyordu.

Güney Vietnam’ın yenileceğinden endişe eden ABD yüz binlerce askeriyle onun yanında savaşa girdi. Böylece çok kısa sürede zafere ulaşacağını, komünist rejimi alaşağı edip kendi istediği kişileri iktidara getireceğini düşünüyordu.

Ne var ki evdeki hesap çarşıya uymadı.

Sovyetler Birliği ve Çin’in desteğini arkasına alan Kuzey Vietnam, çok ağır kayıplar vermesine karşın ABD’li askerlere adeta kök söktürdü.

1973’de Vietnam’dan geri çekilmek zorunda kalan ABD’nin kaybı çok büyüktü. 58 bin 220 askeri ölmüş, 330 bin 655 askeri yaralanmıştı. Bin 687 askeri de kayıptı.

Gencinden yaşlısına tüm ABD şok içindeydi. Özellikle savaştan dönen askerler arasında ciddi ruhsal sorunlar ortaya çıktı. Bu durum “Vietnam sendromu” diye tıp literatürüne girdi.

ABD savaşa komünist Kuzey Vietnam rejimini düşürmek için girmişti. Ama savaş sonunda bu rejim güçlenmiş Güney Vietnam’ı da kendine katmıştı.

Yani ortada ABD kurmaylarının büyük bir hesap hatası vardı.

Son derece kolay galip gelineceği sanılan bir savaştan ağır kayıplar vererek ve yenilerek çıkılmıştı.

ABD’nin Vietnam’da yaşadıkları bugün İran’da yaşadıklarına benzemiyor mu?

- Başkan Donald Trump savaşa tek başına karar verip İran’a ilk füzeleri attırırken savaşın birkaç günde biteceğini ve rejimi devirip kendi istediği kişileri iktidar koltuklarına oturtacağını sanmıyor muydu?

- İran’ın büyük direnç göstermesi ve Hürmüz Boğazı’ndan geçişleri engellemesi karşısında ne yapacağını şaşırıp NATO ülkelerinden yardım istemek zorunda kalmadı mı?

- Kendisine güvenen Körfez ülkelerini İran füzelerinden koruyamayıp büyük bir hayal kırıklığı yaratmadı mı?

- Savaşla ülkenin ekonomik olarak güçleneceğini sanırken bütçe açığının ve enflasyonun artmasına yol açmadı mı?

- Savaşın partisine büyük avantaj sağlayacağını, kasım ayındaki seçimde zafer getireceğini düşünürken şimdi o seçimde hezimete uğramaktan korkmuyor mu?

Sonuç olarak şu söylenebilir:

ABD’yi tek başına savaşa sürükleyen Başkan Trump’ın hiçbir öngörüsü doğru çıkmadı.

Bu nedenle “Vietnam sendromu”na benzer bir bunalıma girmesi olasıdır. Nitekim bir sözünün bir sözünü tutmaması, sabah söylediğini akşam yalanlaması bunun işaretlerini veriyor.

Amerikalılar yakında “Her yerimizi sardı kramp yeter artık Donald Trump” sloganları atarak büyük eylemlere yönelirse ve kongre Trump’tan hesap sorarsa hiç şaşırmam.

Haberde özetle şöyle diyordu:

“İstanbul Beylikdüzü’nde bir lahmacun ustası 63 metre uzunluğunda hazırladığı lahmacunla Guinness Dünya Rekorlar Kitabına girdi. Dev lahmacun hem boyutuyla hem lezzetiyle dikkat çekti.

Günler süren hazırlık sürecinde özel olarak hazırlanan hamur ve iç harç kullanıldı. Pişirme aşaması da titizlikle yürütüldü.

Dev lahmacun, yetkili kişiler tarafından ölçülüp rekor tescillendikten sonra vatandaşlara ikram edildi.”

Biraz araştırınca gördüm ki Türkiye daha önce de en uzun boylu erkek, en kısa boylu kadın, en uzun burunlu insan kategorilerinde rekorlar kitabına girmiş.

En büyük omlet, sosis, sucuk, döner kebap, şiş kebap, pişmaniye kategorilerinde de rekorlarımız var.

En büyük çanta, en büyük ayakkabı rekorları da bize ait.

Bu kadar değil elbette...

En hızlı tişört giyme, portakalı en hızlı sıkma, maçta en yüksek desibelde bağırma, en çok kişiyle tokalaşma, en çok Swaronski taşlı gelinlik rekorlarına da sahibiz.

Söz konusu rekorların hiçbirini küçümsemiyorum, kıranları kutluyorum ama gene de hafif bir burukluk var içimde.

Keşke en çok bilimsel buluş, en çok doktora tezi, en çok roman-hikâye-şiir yazma, uzayda en uzun kalma, en çok beste yapma, en hızlı resim çizme, en çok yabancı dil bilme gibi konularda da rekorlar kitabına girilebilseydi.


© Yeniçağ