We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

NATO laboratuarında Türkiye ve Karadeniz

236 66 65
13.07.2020

Gazetede NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg'in, NATO Dışişleri Bakanları ile bir video konferansı gerçekleştirdiği haberi vardı. Konferans ayrıntılarını ne yazık ki haberde göremedim. Ancak değerli ağabeyim ve bu konularda uzman olan Mehmet Ali Güller konuyu takip etmiş ve ayrıntılarını yazmış.

NATO toplantısından sonra yapılan açıklamada, "Ukrayna ve Gürcistan ile ortaklığı daha güçlü bir şekilde derinleştirme kararı aldıklarını" ilan etmiş. Destek paketlerinin içeriği de paylaşılmış. Şimdi burada bir virgül koyup NATO ile tarihi süreci anlatmak ve sonrasında bugüne tekrar dönmek istiyorum.

Kutup yıldızım Uğur Mumcu, "Üç Ana Çizgi" başlıklı yazısında şu satırları kaleme alıyor:

"Tarih yalnızca gerilerde kalmış olayları saptayan ve tozlu dosyalarda saklanan bir tutanak değil, ondan da öte dünden bugüne uzanan siyasal çizgilerin boyutlarını ve renklerini yansıtan bir laboratuardır. Bu laboratuarda önceki gün, dün ve bugün arasında inanç bağları kurulur, karakter modelleri, davranış biçimleri belirlenir. Ve bütün bunlardan ders almasını bilen, yararlanır, ders alır, kendi kendini yargılar."

Biz NATO laboratuarına bakalım…

1950'de Dışişleri Bakanı Necmettin Sadak, İtalya'yı Türkiye'nin NATO'ya alınmasına ikna eder. Mayıs 1950'de CHP iktidarı NATO'ya girmek için ilk resmi müracaatı yapar. Ancak sadece İtalya destekler. ABD, İngiltere ve Fransa NATO'ya alınmamızı reddeder.

Demokrat Parti iktidar olur. 1 Ağustos 1950 tarihinde NATO'ya alınma müracaatı reddedilir.

1951 yılı başlarında senatör McCarthy Türkiye'nin yardımına gelir. Franco İspanyası ile birlikte Türkiye'nin Batı Avrupa savunmasına katılmasını senatoda ister. Öneri 1 oy farkla reddedilir.

İngiltere o dönemde, NATO dışında İngiliz Orta Doğu Komutanlığına bağlı ve Türkiye'nin de katıldığı ayrı bir Ortadoğu Komutanlığı kurma çabasındadır.

New Leader dergisinin Ankara'da bulunan yazarı Ray Brack, "Türkiye'nin İran'daki Musaddık gibi petrol millileştiricilerine karşı en sağlam garanti" olduğunu yazar. ABD tam da bu nedenlerle, Türkiye'den askeri üs ister. Önce Türkiye'den başka ülkelerde yaptığı gibi üs kiralamak ister. Türkiye kiralamaya yanaşmaz ve "Önce NATO, sonra üs" der. ABD 15 Mayıs 1951'de Türkiye'nin NATO'ya alınmasını öteki üyelere önerir. Norveç, Danimarka, Belçika ve İngiltere "çıkarları dışında kalan Akdeniz bölgesinde bir savaşa sürüklenebileceklerinden" duydukları kaygıyı dile getirirler ve "Atlantik İttifakının, yalnızca bir savunma ittifakı olmayıp Atlantik uygarlığına sahip bir birleşmenin çekirdeğini teşkil edecek bir belge niteliği taşıdığını, Türkiye'nin bu uygarlığın dışında kaldığını ileri sürerler ve itiraz ederler.

Menderes hükümeti her fırsatta NATO'ya alınırsa, Ortadoğu'da müttefiki İngiltere'nin istediği aktif rolü oynamaya hazır olduğunu her fırsatta belirtir. Tam o zamanlarda Ortadoğu'daki........

© Yeniçağ


Get it on Google Play