menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Mazlumun sesi neden bizden yükselmiyor?

27 0
20.09.2026

Dünyaya baktığımda uzun zamandır aynı soruyu soruyorum:

Neden mazlumların sesi, zulmü en fazla yaşamış coğrafyalardan yükselmiyor?

Savaşları, işgalleri, darbeleri, sürgünleri, parçalanmış ülkeleri ve milyonlarca insanın yurdundan koparılmasını gördük.

Afganistan’dan Irak’a, Suriye’den Filistin’e bunun en ağır bedellerinden birini İslam coğrafyası ödedi. Türk dünyasının tarihi de işgallerle, sürgünlerle ve baskılarla dolu.

Öyleyse mazlumu bizden daha iyi kim anlayabilir?

Ama önce mazlumu doğru tarif etmeliyiz.

Mazlum sadece bizim dinimizden, milletimizden veya siyasi görüşümüzden olan değildir.

Bombanın altındaki Filistinli çocuk da, evini kaybeden Ukraynalı sivil de, savaşın ortasındaki İranlı, Suriyeli, Yemenli de, Doğu Türkistan’da temel haklarının ihlal edildiğini söyleyen Uygur Türkü de mazlumdur.

Mazlumun kimliği sorulmaz.

Zalim de yalnızca başka ülkeyi işgal eden değildir. Kendi halkını ezen, hukuku güçlünün sopasına dönüştüren, ülkesinin zenginlikleri içinde insanlarını yoksulluğa mahkûm eden de zalim olabilir.

Bu yüzden Amerika’ya karşı çıkmak tek başına mazlumdan yana olmak değildir. Batı’ya meydan okumak da kimseyi adaletin temsilcisi yapmaz.

Güç elinizdeyken güçsüze nasıl davranıyorsunuz?

Erdoğan’ın çıkışları neden umut vermişti?

Recep Tayyip Erdoğan’ın özellikle Filistin konusunda uluslararası kürsülerden yaptığı sert çıkışlar İslam dünyasında karşılık buldu.

Çünkü insanlar, “Birileri güçlülerin karşısına çıkıyor ve mazlum adına konuşuyor” diye umutlandı.

Ancak mazlumun sesi olmak sadece kürsüde yüksek sesle konuşmak değildir. Sözü diplomasiyle, ekonomik güçle ve gerektiğinde bedel ödemeyi göze alan politikalarla desteklemek gerekir.

Bugün ilginç bir tabloyla karşı karşıyayız.

Yıllarca........

© Yeniçağ