Gizlilik kime, bilgi kime serbest?
Türkiye’de son yıllarda yargı dosyaları konuşulurken sıkça duyduğumuz bir kavram var: Gizlilik kararı.
Elbette devam eden bir soruşturmanın selameti için bazı bilgi ve belgelerin belirli sürelerle erişime kapatılması gerekebilir. Delillerin karartılmasını önlemek, insanların lekelenmeme hakkını korumak ve soruşturmanın sağlıklı yürütülmesini sağlamak hukuk devletinin gereğidir.
İtirazımız, gizliliğin kendisine değil; gizliliğin herkese eşit uygulanıp uygulanmadığına dair ortaya çıkan soru işaretlerinedir.
Çünkü vatandaşın önünde “soruşturmanın gizliliği” denilen bazı dosyaların ayrıntılarının, kimi zaman belirli gazetelerde günlerce manşet olduğunu görüyoruz.
Hatta zaman zaman kamuoyunda öyle bir görüntü oluşuyor ki soruşturmanın taraflarının veya avukatlarının bilmediği ayrıntılar medyada tartışılabiliyor.
O zaman insan ister istemez soruyor:
Dosya gizliyse bu bilgiler nereden geliyor?
Gizlilik varsa herkese gizlilik olmalıdır.
Gazeteciye gizli, avukata gizli, vatandaşa gizli fakat belli medya organlarına açık bir sistem görüntüsü ortaya çıkarsa burada tartışılan artık yalnızca bir ceza muhakemesi tedbiri değildir. Tartışılan şey, toplumun adalete duyduğu güvendir.
Üstelik meselenin bir başka tarafı daha var.
Gazetecilik yalnızca önüne konulan basın bültenini yayımlamak değildir.
Bilgileri birleştirir.
Siyasetteki gelişmeleri takip eder, satır........
