Değerler nasıl çürütülüyor? |
Bir milleti yıkmak için her zaman tanka, topa, tüfeğe ihtiyaç yoktur. Bazen bir toplumun vicdanını çürütmeniz, inandığı değerleri tartışmalı hâle getirmeniz yeterlidir. Çünkü devletler önce sınırlarını değil, değerlerini kaybettiklerinde zayıflarlar.
Bugün yaşadığımız birçok tartışmaya bu pencereden bakmak gerekiyor.
Son günlerde kamuoyuna yansıyan soruşturmalar, operasyonlar ve iddialar; taraflı ya da tarafsız herkes için aslında çok önemli bir gerçeği yeniden hatırlattı: Denetimsizlik yalnızca ekonomik zarar vermez, toplumun ruhunu da yaralar.
Beni en çok üzen nokta, Ahbap ve Haluk Levent etrafında oluşan tartışmaların ötesinde, insanların merhamet duygusunun yara almasıdır. Elbette bir kişi ya da kurum hakkında kesin hükmü bağımsız yargı verir. Suç, ancak hukuken ispat edildiğinde suçtur. Ancak bir yardım hareketi etrafında oluşan şüphe bile, milyonlarca insanın gelecekte yapacağı yardımları sorgulamasına neden oluyorsa, burada kaybeden sadece bir kişi değildir; toplumsal dayanışmanın kendisidir.
Anadolu insanı tarih boyunca paylaşmayı, imeceyi ve yardımlaşmayı kutsal saymıştır. Depremde, selde, yangında, savaşta birbirine el uzatmıştır. Eğer bugün insanlar “Acaba verdiğim yardım yerine ulaşıyor mu?” diye tereddüt etmeye başlıyorsa, bu yalnızca bir güven sorunu değil, aynı zamanda bir medeniyet sorunudur.
Aynı durum televizyon ekranlarında da karşımıza çıkıyor.
Yıllarca........