Bu yol, terörsüz Türkiye'ye çıkmaz |
Rahmetli Mustafa Çalık'ın güzel bir sözü var: "T.C'nin Kürt vatandaşları ile ilişkisi içeride PKK'nın ipoteğine sokulamayacağı gibi, dışarıda da düveli muazzamanın eline ve insafına terk edilemez" diyordu.
Şimdi yaşasa , PKK ile Kürtlerin eşitlendiğini görse, herhalde çıldırırdı.
Kaç zamandır sonunun nereye varacağını bilemediğimiz bir oyunla karşı karşıyayız. Öcalan Kurucu Önder ilan ediliyor, Komisyon üyeleri ayağına gönderiliyor, yeni bir anayasa için görüşleri paylaşılıyor tam bir akıl tutulması yaşanıyor.
Hainleri ödüllendiren bir ülke ihaneti daha da büyütür.
Halbuki olaylardan ders almak gerekirdi değil mi?
Birinci Çözüm Sürecine kadar etnikçi partinin aldığı oylar hiç bir zaman yüzde 6.2'yi geçmedi. Üstelik bu oyun içinde ittifak yaptığı bazı Marksist partilerin oyları da vardı. Çözüm Süreci Onu meşru muhatap haline getirince, bölge PKK'ya teslim oluyor korkusu ile bazı çevreler Örgüt partisine yanaşmak zorunda kaldı. CB seçiminde Demirtaş'ın aldığı yüzde 13 oyla etnikçi yapı başka bir faza geçti. O gün bugündür oyu yüzde 10'nun altına düşmüyor.
Şimdi aynı delikten bir daha geçmeye çalışıyoruz. Bunun için topluma bilerek yanlış bilgiler veriliyor. Silah bıraktı denilen örgütün İran kolu PJAK, "İran'a saldırmak için ABD ve İsrail'den emir bekliyoruz" diyor. Silah bıraktılarsa bu beklenti niye? Şunu açıkça söyleyeyim; bu ülkenin Kürtünden asla şüphe etmiyorum. Zaman zaman toplumlar sıra dışı git-geller yaşarlar, ama bu sonsuza kadar devam etmez. Endişe ve tereddütlerimiz -örgüt çerçevesinde- hareket eden ve her türlü ihanete teşne olanlar içindir.
Terör saldırılarına muhatap olan hiç bir ülke teröristlerin omuzlarına yıldız takmadı.
Hiç bir ülke devletin şeklini, anayasasını, kanunlarını pazarlık konusu yapmadı. Bizde ise her şey konuşuluyor. Neredeyse bütün bir ülke on binlerin eli kanlı katilinin ağzına bakıyor. Örgüt başının bu hale getirildiği bir ülkede bölücülük azalır mı, yoksa daha da pervasızlaşır mı?
Daha incitici olan şudur: Bir yerde çatışma varsa mutlaka haksız olan bir taraf da vardır. İki taraf birden haklı veya haksız olamaz. Örgüt, Türkiye'yi bölmek istedi başarılı olamadı, şimdi bunu demokratik yollarla, siyaset vasıtasıyla yapmak istiyor. Yani değişen hedef değil, sadece yöntem. Yine aynı menzile yürüyorlar. Örgüt yöneticileri ve onun siyasi uzantıları bugüne kadar hiç pişmanlık izhar etmediler. Tam tersine "suç işlemedik ki pişman olalım veya af isteyelim" dediler. Bugüne kadar Örgüt ve yardakçılarının bu beyanlarına iktidar cephesinden kimse cevap vermedi. Onlar suçlu değilse kim suçlu? Onlara dur diyen, hayatının baharında kanlarını sebil eden şehitlerimiz, gazilerimiz mi suçlu? Onlar suçlu değilse onların önünü kesenler bu mantığa göre suç işlemiş olmuyor mu? Bu tarz beyan ve meydan okumalara katlanmak kolay değil. Ama vatandaş o kadar aç sefil bırakıldı ki, sofrasını düşünmekten başka şeyi düşünemez hale getirildi. Onun için tepki koyacak gücü kendinde göremiyor, her şeyi içine atarak sandıkta hesap soracağı günü bekliyor.
Bundan sonra nasıl olur bilemeyiz, ancak Öcalan'a Kürtlerin sözcüsü, PKK'ya Ulusal Kurtuluş Ordusu payesi verilerek öyle büyük bir hata yapıldı ki, Kürtler topluca bölücülerin kucağına itildi. Bu bir barış projesi değil, milletin ciğerlerine basa basa ülkeyi felakete götürmektir. Onlar,- kurucu önder- dedikçe millet yüreğinin tam ortasından kurşun yiyor. Ama hiç umurlarında değil, beni korkutan ve endişelendiren de budur!