Bu millet fakirliğe değil adaletsizliğe isyan eder |
Siyasette, medyada, sokakta… Herkes ekonomiyi konuşuyor. Enflasyon, hayat pahalılığı, alım gücü… Doğru. Bunlar bu milletin en yakıcı sorunlarıdır. Ama açık konuşalım: Türkiye’nin bugün yaşadığı kriz sadece ekonomik bir kriz değildir. Mesele çok daha derindir.
Bu millet tarih boyunca yokluk görmüştür. Savaş görmüştür, kıtlık görmüştür, zorluk görmüştür. Ama hiçbir dönemde bugünkü kadar derin bir huzursuzluk hissetmemiştir. Çünkü bugün insanları rahatsız eden şey sadece cebindeki paranın azalması değil, adalet duygusunun zedelenmesidir.
Vatandaş şunu sorguluyor:
“Ben çalışıyorum, çabalıyorum, alın teri döküyorum… Peki neden başkası hiçbir emek vermeden benden daha hızlı zenginleşiyor?”
Sorun tam da burada başlıyor.
Eğer bir ülkede çalışanın değil, bağlantısı olanın kazandığına dair yaygın bir kanaat oluşmuşsa…
Eğer bir toplumda hukuk herkese eşit uygulanmıyor algısı yerleşmişse…
Orada ekonomik kriz sadece bir sonuçtur, asıl kriz düzen krizidir.
Geçmişte Türkiye’de ihale almak, iş büyütmek, bir yerlere gelebilmek için belli yapılara, cemaatlere ya da tarikatlara yakın olmak gerektiğine dair yaygın bir inanış vardı. Bu inanış, toplumun geniş kesimlerinde neredeyse “yazılı olmayan kural” haline gelmişti.
Bugün gelinen noktada bu algının tamamen ortadan kalktığını söylemek mümkün değil. Aksine, toplumun önemli bir kısmı şu kanaati taşıyor:
Adresler değişti ama yöntem değişmedi.
Artık birçok insan, iş yapmak, ihale almak, büyümek için sadece........