Bir milletin marşı hangi dilde söylenir?

Son günlerde Türkiye’de kamuoyunda dikkat çeken bir tartışma gündeme geldi. Bir okulda düzenlenen programda öğrencilerin İstiklal Marşı’nı Arapça okuması ciddi tepki topladı. Programın protokolün gözü önünde gerçekleşmesi ve görüntülerin yayılması tartışmayı daha da büyüttü. Bu olay yalnızca bir törenin ayrıntısı değildir. Çünkü mesele bir şiirin hangi dilde okunacağı değil, bir milletin kendisini hangi dilde kurduğu meselesidir.

İstiklal Marşı Bir Şiir Değildir, Bir Bilinçtir

İstiklal Marşı 1921 yılında kabul edildi. Ancak onu yalnızca tarihsel bir belge olarak görmek büyük bir hata olur.

İstiklal Marşı aslında bir ulusun bilinç metnidir.

Marşın ilk kelimesi “Korkma”dır. Bu kelime bir psikolojik müdahaledir.

Çünkü Kurtuluş Savaşı sırasında Anadolu’nun ruh hali tam olarak budur, yenilmişlik duygusu, işgal altında bir ülke, parçalanma korkusu.

Mehmet Akif burada millete seslenir, “Korkma.” Bu kelime bir askeri emir değil, bir psikolojik yeniden doğuş çağrısıdır. Marşın devamında gelen imgeler de bunu gösterir. Dolayısıyla İstiklal Marşı yalnızca bir metin değil, Türk milletinin bilinçdışı haritasıdır.

Dil Bir Milletin Hafızasıdır

Bir milletin marşı başka bir dile çevrilebilir. Bu doğaldır. Fakat başka bir dilde okunması farklı bir meseledir. Çünkü milli marşlar bir ülkenin kolektif hafızası, ortak sembolleri, tarihsel travmaları üzerine kuruludur. Dil değiştiği anda bu sembolik bağ kopar. Örneğin:

“Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım”

Bu dize Türk tarihinin bir özeti gibidir. Ama aynı dize başka bir dilde söylendiğinde artık tarihsel deneyimin sesi değil, bir tercümenin sesi olur. Bir milletin marşı başka bir dilde okunmaya başladığında ortaya şu soru çıkar:

O millet kendisini hangi dilde hayal ediyor?

Bu sorunun cevabı siyasetten çok daha derindir.

Psikanalitik Okuma: Kimlik Kayması

Psikanaliz bize şunu öğretir, toplumlar da bireyler gibi kimlik krizleri yaşayabilir. Bir birey kendi adını terk etmeye başlarsa bu bir kimlik çözülmesidir. Bir toplum kendi dilsel sembollerini terk etmeye başlarsa aynı şey yaşanır. Milli marşın başka bir dilde okunması şu psikolojik sürecin işareti olabilir:

Simgesel merkez zayıflar

Kolektif kimlik bulanıklaşır

Yerine başka kültürel merkezler geçmeye başlar

Psikanalitik açıdan buna sembolik yer değiştirme denir. Bir toplum kendi marşını kendi dilinde söylemekten vazgeçerse şu mesaj ortaya çıkar “Biz artık kendimizi kendi kelimelerimizle kurmuyoruz.” Bu süreç devam ederse sonuç bellidir, kimlik parçalanması, kültürel yabancılaşma, tarihsel hafıza kaybı. Ve en sonunda toplum şu soruyla karşı karşıya kalır “Biz kimiz?”

Atatürk Bu Konuda Çok Netti

Mustafa Kemal Atatürk milli kimliğin temelini şu sözle ifade eder:

“Türk dili Türk milletinin kalbidir, zihnidir.” Bu cümle aslında bir kültür politikasıdır. Çünkü Atatürk çok iyi biliyordu. Bir milletin dili zayıflarsa önce düşüncesi zayıflar, sonra iradesi. Bu yüzden Cumhuriyet yalnızca bir rejim değil, aynı zamanda bir dil devrimidir.

Bugün tartışmamız gereken soru şu değildir, “İstiklal Marşı Arapça okunabilir mi?” Asıl soru şudur: Türk milleti kendi varoluşunu hangi dilde kurmak istiyor?

Eğer bu millet Kurtuluş Savaşı’nı Türkçe düşünerek kazandıysa, marşını da Türkçe söylemek zorundadır. Çünkü İstiklal Marşı sadece bir metin değildir. O bir bağımsızlık bilincidir. Ve bağımsızlık başka bir dilde değil, kendi dilinde yaşar. Cumhuriyet bize şunu öğretti, bir milletin bağımsızlığı önce zihinde başlar. Zihnin dili ise tektir. Türkçe. Ve bu yüzden İstiklal Marşı’nın dili yalnızca bir dil değil, bir istiklal meselesidir. Milletin bağımsızlığını koruyacak olan, onun dilinde ve kültüründe gösterdiği sadakattir.


© Yeniçağ