Sözün gücü mü Gücün sözü mü?

Bazen uzun analizlere gerek yoktur.
Bir cümle yeter.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın sözleri tam olarak bunu yapıyor:

“Diyalog yoluyla bir şey yapma şansı yok. Ya bir güç görecek ya da güç kullanma tehdidi görecek.”
“PKK’nın uzantısı SDG/YPG sadece güç uygulandığı zaman pozisyon değiştiriyor.”

Bu iki cümle, yıllardır anlatılan birçok masalı yerle bir ediyor.
Ortada ne ideoloji var ne de temenni.
Sahadan gelen çıplak bir gerçek var.

PKK ve uzantıları, konuşarak değişmiyor.
Çağrıyla geri çekilmiyor.
Vaadle silah bırakmıyor.

Ancak maliyet gördüğünde duruyor.

Bu tespit bir polemik değil.
Bir kanaat değil.
Yılların tecrübesi.

Buna rağmen son dönemde yine tanıdık bir söylem dolaşıma sokuluyor:
“Silah bırakma.”
“Yumuşama.”
“Yeni bir çözüm zemini.”

Merkezde de teröristbaşının açıklamaları var.
“Talimat verirsem değişirler.”
“Alan açılırsa çözüm olur.”
“İmkân tanınırsa silahlar susar.”

Peki sahadaki gerçeklik ne diyor?

Hakan Fidan’ın söylediği şey çok net:
Örgüt, lider söylemiyle değil, güç dengesiyle hareket ediyor.

Bu ayrımı net koymak gerekiyor.

PKK’nın davranış kodu basittir:
Güç → Tepki.
Maliyet → Geri adım.

Ne eksik, ne fazla.

Türkiye’nin son yıllarda terörle mücadelede kurduğu askeri ve istihbari kapasite bunun somut örneği. Türkiye içinde eylem yapamaz hâle gelen bir örgüt var. Irak’ta Pençe harekâtlarıyla alanı daraltılmış, lojistik hatları kesilmiş, kırsalda hareket edemez duruma getirilmiş bir yapı........

© Yeniçağ