menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ortadoğu’da tarihsel bir sorgulama

44 3
previous day

Ortadoğu’da son günlerde hız kazanan gelişmeler, yalnızca sınır ötesi dengeleri değil, Türkiye’nin uzun süredir kırılgan bir zeminde ilerleyen barış ve kardeşlik tartışmalarını da yeniden düşünmeyi zorunlu kılıyor. İran’ın bölgesel nüfuz stratejileri, Suriye sahasında değişen askeri ve siyasi denklemler ve Kürt grupların bu tablo içindeki çok katmanlı pozisyonları, Türkiye’de “iç barış” olarak adlandırılan meselenin neden tekrar sıkıştığı sorusunu gündeme getiriyor. Ancak bu sıkışmayı yalnızca güncel güvenlik kaygılarıyla açıklamak yeterli midir? Yoksa mesele, daha derin bir tarihsel sürekliliğin güncel bir tezahürü müdür?

Osmanlı sonrası Ortadoğu’nun şekilleniş süreci hatırlandığında, sınırların sadece coğrafi değil, toplumsal ve siyasal fay hatları üzerinden çizildiği görülür. Kürt meselesi de bu bağlamda, tek bir devletin iç sorunu olmaktan ziyade, bölgesel bir denklem olarak ortaya çıkmıştır. İran, Irak, Suriye ve Türkiye arasında paylaşılan bir nüfusun, farklı rejim tipleri ve güvenlik mimarileri içinde farklı anlamlar kazanması, barış süreçlerini neden sürekli dış gelişmelere açık hâle getirmiştir. Peki, Türkiye’deki barış ve kardeşlik söylemi, bu tarihsel gerçekliği yeterince dikkate alarak mı inşa edilmiştir?

Soğuk Savaş döneminde Ortadoğu’da devletlerin iç barış anlayışı, çoğunlukla güvenlik eksenli bir çerçeveye sıkışmıştı. Türkiye de bu eğilimin dışında değildi. Kürt kimliği meselesi, uzun süre dış tehdit........

© Yeniçağ