menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İddia ve ispat

12 0
latest

Bir iddia ortaya atıldığında, modern hukukun en temel ilkelerinden biri devreye girer: İddia sahibi iddiasını ispat etmek zorundadır. Çünkü aksi durumda hukuk değil, söylenti düzeni oluşur. Bugün “CHP’den para alan gazeteciler” listesi etrafında dönen tartışma da tam olarak bu çizgide ilerliyor. İsimler ortaya atılıyor, listeler dolaşıma sokuluyor, televizyon ekranlarında ima cümleleri kuruluyor. Suçlanan gazeteciler ise doğal olarak “İspat edin” diyor. Bu noktada verilecek cevap “Ama para elden verilmiştir, belge olmaz” şeklinde olursa, artık mesele gazetecilikten de siyasetten de çıkar; tamamen kanaat savaşı hâline dönüşür.

Çünkü bir insanın almadığı bir parayı almadığını ispat etmesi mümkün değildir. Hukukun evrensel mantığı tam da bu yüzden “iddia eden kanıtlamakla yükümlüdür” der.

Fakat mesele burada bitmiyor. Hatta asıl dikkat çekici taraf bundan sonra başlıyor.

Çünkü bu iddiaları dillendirenlerin önemli bir kısmı, siyasi olarak bugün farklı yerlerde duruyor olabilir ama aynı meslek ikliminin insanları. Dün aynı koridorlarda yürüyen, aynı yayın masalarında oturan, aynı telefon trafiğinin içinde bulunan insanlar bunlar. Siyasi hatları ayrışmış olabilir; fakat medya düzeninin iç içe geçmiş yapısı hâlâ aynı. Bu yüzden ortaya çıkan tablo yalnızca bir siyasi hesaplaşma değil, aynı zamanda medya dünyasının kendi iç kırılması gibi görünüyor.

Üstelik bu çıkışların zamanlaması da dikkat çekici. CHP’deki kayyım ve yönetim krizinin ardından parti içindeki saflaşmalar görünür hâle geldikçe, bir dönem kapalı kapılar ardında konuşulan iddialar yüksek sesle dillendirilmeye başlandı. Bugün yeni yönetime yakın duran bazı isimlerin, düne kadar suçlanan gazetecilerle aynı yayın çizgisinde görünmesi de ayrı bir ironi oluşturuyor.

İnsan ister istemez soruyor: Eğer ortada gerçekten bir etik problem varsa, neden bunu yıllarca konuşmadınız? Yok eğer bugün konuşuluyorsa, mesele gazetecilik etiğinden çok siyasi ve kişisel pozisyon değişiklikleriyle mi........

© Yeniçağ