Venezuela’dan Kıbrıs’a uzanan tehlikeli yol!..

ABD Başkanı Donald Trump döneminde izlenen dış politika, uluslararası hukukun temel ilkeleriyle bağdaşmayan, hatta onları açıkça hiçe sayan bir çizgiye oturmuştur. Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun askeri bir operasyonla kaçırılması, Venezuela’nın petrol kaynaklarına el konulacağı, ülkenin Washington’dan yönetileceği dayatmaları; İran, Meksika, Küba, Kolombiya ve Danimarka gibi ülkelerin açık biçimde tehdit edilmeleri, egemenlik, toprak bütünlüğü ve devletlerin eşitliği gibi en temel uluslararası hukuk ilkelerinin ayaklar altına alındığını göstermektedir. Bu tablo, ne hukuken ne de siyaseten kabul edilebilir niteliktedir.

Venezuela’da yaşananlar, artık münferit bir kriz ya da bölgesel bir sorun olarak değerlendirilemez. Burada sergilenen yaklaşım, güce sahip olanın kuralları koyduğu, hukukun ise yalnızca işine geldiğinde hatırlandığı bir dünya düzeninin açık ilanıdır. Uluslararası hukuk, güçlü aktörler tarafından korunmadığı gibi; bizzat bu aktörler eliyle aşındırılmakta, itibarsızlaştırılmakta ve işlevsiz hale getirilmektedir.

Bu durumun Kıbrıs bağlamında yarattığı endişe son derece ciddidir. Kıbrıs Türk halkı, onlarca yıldır gasp edilen haklarını uluslararası hukuk çerçevesinde aramaya çalışan, ambargo ve izolasyonlardan kurtulmak için meşru yolları tercih eden bir halktır. Egemen eşitlik temelinde, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin tanınması yönündeki talepler de hukuki ve siyasi........

© Yeniçağ