Fon Fin Fon… Bom…
Önce bir gerçeği baş ucuna koymak gerekir. İnsanımız tarih boyunca “kolay zengin olma” hayaline karşı oldukça açık yürekli. Saf değildir belki, ama umutlu ve acelecidir. Biraz daha hızlı, biraz daha zahmetsiz, biraz daha garanti bir yol arar durur. Bu arayış, onlarca yıldır dolandırıcıların en büyük sermayesi olmuştur.
Sülün Osman, bugünleri aydınlatan tarihi bir deniz feneri. 1950’ler ve 60’ların efsane üçkâğıtçısı. Galata Köprüsü’nü, tramvayları, şehir hatları vapurlarını, hatta Taksim Meydanı’nı satıp veya kiraya verip hevesli vatandaşlardan para topladı. Adam o kadar rahat, o kadar inandırıcıydı ki… Hapishanede bile alınteri ile yaşamak konulu konferans verecek kadar özgüvenliydi.
Şimdi ise fon krizi var. Bu, Sülün Osman’dan çok daha üst bir sürümüdür. Artık köprü satılmıyor. SPK denetiminde, TEFAS’ta işlem gören, bankalar aracılığıyla satılan, resmi görünümlü yatırım fonları var. Yüksek getiri vaatleri, profesyonel portföy yönetim şirketleri, şık sunumlar, risk profilinize uygun söylemleri… Sistem, klasik dolandırıcılığın kaba yöntemlerini bırakıp, yasal çerçeveyi maske olarak kullanabiliyor. Safiyet ile hırsın birleştiği yerde, en sofistike tuzaklar kuruluyor. Banka şubesinde risk profilinize uygun diye sunulan bir fon, televizyonda veya sosyal medyada yüksek getiri diye övülen bir ürün, insanların aklında otomatik olarak -kamu gözetiminde- kategorisine girer.
Oysa kurumların refleks süresi, bu işin bu kadar büyümesine izin verecek kadar uzun olabiliyor. Fiyat oluşumlarındaki anormallikler, sığ hisse senetlerinde şişirilmiş işlem hacimleri, fon portföylerindeki yoğunlaşmalar, sürekli yüksek getiri vaatleri… Bunlar bir gecede ortaya çıkmaz. Aylarca, hatta yıllarca birikir. Ama regülatörün müdahalesi, genellikle sistem artık sürdürülemez hale geldiğinde, yani zarar çoktan oluştuktan sonra geliyor. Tasfiye kararları, işleme kapatmalar, soruşturmalar… Hepsi gerekli ve doğrudur. Ne var ki, bu kadar büyümeden müdahale edilmemiş olması, hem mağdur sayısını hem de kayıp tutarını katbekat artırmış görünüyor. Güvenin yüksek, refleksin yavaş olduğu bir ortamda, dolandırıcılık her zaman bir adım önde.
Geriye tasfiye masasında bekleyen bir bakkala, bir toptancıya, bir imalatçıya, bir nakliyeciye ait olan paralar kaldı. Ticaretin can damarı olan nakit akışı bozuldu, ödemeler gecikti, çekler karşılıksız kaldı, istihdam tehdit altına girdi. Sermaye, üretimin ve ticaretin içinden........
