Ev genci derinleşen bir soruna dönüşüyor
Türkiye’de bir ev genci portresi çizmek için neredeyse herkesin materyali var. Lise bitmiş, üniversite hayaliyle girdiği sınavlarda istediği puanı alamamış, belki bir bölüme kaydolmuş ama derslere pek gitmiyor. Ya da fakülte bitmiş 25-32 yaş aralığında, hâlâ bekar, evde anne-babanın üstüne. Onun için cep telefonu ve sosyal medya günün en büyük meşgalesi. Arada kısa süreli, düşük maaşlı işlerde çalışmış, nitelikli bir meslek edinmemiş. SGK’sı yok, genel sağlık sigortası borcu birikmiş. Biriktirdiği para yok, malı mülkü yok. En büyük yatırımı taksit taksit aldığı akıllı telefon. Ev işlerinden de bihaber. İş başvurularından yorulmuş, umudunu kaybetmiş. Bu tablo, tek bir gencin dramını değil, aslında toplumsal ve kuşaksal bir yarayı gösteriyor.
Üniversite mezunu işsizlik ayrı bir facia. Her yıl on binlerce genç diploma alıyor ama iş bulamıyor. Eğitim sistemi ezberci, pratikten uzak. Müfredat iş dünyasının ihtiyaçlarıyla örtüşmüyor. Mesleki eğitim hor görülüyor, üniversite bitir dayatması gençleri diploma enflasyonuna sürüklüyor. Özel sektör nitelikli eleman bulamayınca ya ithal ediyor ya da ucuz işgücüyle idare ediyor. Sonuçta hem gençler mutsuz, hem ekonomi verimsiz.
Sosyal medya bu tablonun en büyük suç ortağı. Ev genci sabah kalkıyor, telefon eline geçiyor. Gerçek hayattaki yetersizlik, sanal dünyada telafi ediliyor. Dopamin döngüsü kuruluyor… Kısa vadede beğeni ve aşağı yukarı kaydırılan ekranlarla geçen saatler… Uzun vadede beceri gelişimini, disiplini, sosyalleşmeyi öldürüyor.........
