Ermeni Tehciri başımızın tacıdır |
Türk tarihinin son iki yüz elli, üç yüz yılında alınan siyasi kararlar içerisinde en doğru, en yerinde olan altı karar vardır: Ermeni Tehciri, Lozan Anlaşması, Cumhuriyetin ilanı, Montrö Boğazlar Sözleşmesi, İkinci Dünya Savaşı’na girmeyişimiz ve Attila Harekâtı… (Kıbrıs Harekâtı)
Kronolojik olarak sıraladığım bu hadiseler içerisinde ilki olan Ermeni Tehcirinin bugün 111’inci yılı. Haliyle birtakım avanakların “bilmem kaç yıllık yara” diye kendilerini paralama günü. Emperyalist palavrayı “soykırım” diye sayıklama nöbeti geçireceklere alınan kararın soykırım olmadığını anlatmaya çalışmak gibi ütopik bir çabada bulunmayacağım.
Zira ortalama zekâ sahibi herkes yaşananların ne olduğunu ve ne olmadığını kavrayabilir. Tabii insani kumaşında sorun yoksa…
Ancak bazılarının sorununun kumaşlarında olduğunu göstermek adına şu açıyı ortaya koymak gerekiyor; Nazi Almanya’sı Yahudilere kelimenin tam anlamıyla soykırım uyguladı.
Peki Yahudi soykırımı öncesinde Alman köylerini basan, çocuk, kadın, yaşlı demeden katliam yapan, onları kiliselere doldurup yakan bir Yahudi çetesi var mıydı? Yoktu!
Ama Ermeni Tehciri öncesinde Doğu Anadolu’da sivil Türkleri vahşice katleden Ermeni çeteleri ve on binlerce Ermeni çeteci vardı. AKP iktidarı döneminde trilyonlar harcanarak onarılan Van Gölü’nde bulunan Akdamar adasındaki kilisede yaşananlar bile tek başına Ermeni vahşetini ortaya koymaya yeter…
Devam edelim; Hitler döneminde Almanya’da ve İkinci Büyük Harpte Almanya’nın işgal ettiği herhangi bir ülkede savaş süresince günlük hayatına devam etmesine, işinde gücünde olmasına izin verilen bir Yahudi var mıydı? Yoktu!
Ama Ermeni Tehciri sürecinde Osmanlı İmparatorluğu’nun başkenti İstanbul’da ve tehcir kapsamının dışındaki illerde on binlerce Ermeni günlük hayatına devam ediyordu…
Bu nasıl “soykırım” (!) ki; ülkenizdeki bir etnik grubu imha etmeye girişeceksiniz ama o etnik grubun ülkenizin sadece bir bölgesindeki mensuplarına imha politikası uygulayacaksınız! Bunun adı da “soykırım” olacak! Üstelik o bölgede yaptığınız da imha değil, mecbur kalınmış bir güvenlik önlemi olarak onları yine ülke sınırları içindeki başka bölgelere sürmek olduğu halde? Ne “soykırım” ama!...
Ermenilere soykırım yapıldıysa, eski milletvekili Ermeni Garo Paylan İstanbul’da nasıl doğabildi? Türk halkının en çok sevdiği ve Yeşilçam’ın simgeleri arasında yerlerini alan Ermeni kökenli sanatçılarımız Nubar Terziyan, Sami Hazinses, Danyal Topatan, Kenan Pars Türkiye’de nasıl dünyaya gözlerini açabildiler? Ya dünyaca ünlü fotoğraf sanatçımız, İstanbul’un gözü Ara Güler?
Sahi, siz hiç belgeli gerçeklere rağmen “Ermenilere soykırım yapıldığını” söyleyen içimizdeki İrlandalıların tehcir öncesinde Ermeni çetelerin yaptığı insanı insanlığından utandıran vahşetten bahsettiğini gördünüz mü? Mesela Balkanlar’da Türklere yapılanları soykırım olarak gündeme getirdiklerini hiç duydunuz mu?
Oysa Ermeni Tehciri; Ermenileri imha etmemiş, başka bölgelere sürerek onları yaşatmıştır! Türkler ile Ermeniler arasında bir soykırım meselesinden bahsedilecekse, o da tehcir öncesinde yukarıda bahsettiğimiz şekilde Ermeni çetelerinin vahşetinden başka bir şey olamaz!
Ve eğer, İttihatçıların bir suçu varsa o da Balkanlarda başımıza gelen felaket ve vahşetin Doğu Anadolu’da da başımıza gelmesine engel olma suçudur!
Tehcire “soykırım” diyenler ise her şeyden önce tarihin huzurunda insanlığa karşı suç işlemektedir! Osmanlı’da ticarette, sanatta, bürokraside kilit noktaları elinde tutan, paşalığa kadar yükselebilen ve “millet-i sadıka” unvanı verilen Ermenilerin vatanımızdan vatan almaya kalkmasına karşılık uygulanan en hafif tedbir olan Ermeni Tehciri, Türk milletinin başının tacıdır! Bu tacı ebediyyen taşıyacağız!
Elbette, emperyalistlerin Ermeni meselesini çıkarları için kullandığının farkında olan ve bu konuda uyaran, toprağımızın insanı Hrant Dink ve onun gibilerin de başımızın üstünde yeri vardır.
Bu vesileyle; tehcirin mimarları Dr. Bahaddin Şakir, Enver Paşa ve büyük Atatürk’ün nitelediği şekilde “Vatanın büyük evladı, inkılabın büyük teşkilatçısı” Talat Paşa başta olmak üzere, tehcir kararının alınmasında emeği geçen bütün İttihatçıların aziz hatıraları önünde saygıyla eğiliyoruz…