Yüzde 100'lere yükselen enflasyon, GSYH'nın yüzde 6'sı kadar cari açık, dışa bağımlı üretim yapısı, kısa vadeli dış borç yükü ve 2002 son çeyreğinde başlayacak ekonomik daralma, eğer müdahale edilmez ise ya da bugünkü ekonomi yönetiminin günübirlik politikaları devam ederse, sürdürülemez. Zaten fiilen de sürdürülemiyor ve giderek derinleşerek bunalıma dönüşüyor.

Bugünkü bunalım geçmiş krizlerden farklıdır.1994 krizinde ''5 Nisan kararları '', 2001 krizinde ''güçlü ekonomiye geçiş programı'' ile bir yıldan daha az zamanda ülkemiz krizden çıktı. Bugün ise tek bir programla kurtulamayız; Ekonominin altyapısında ve iktisat politikalarında köklü değişiklik yapmamız gerekir.

1. Demokrasiyi, hukukun üstünlüğünü, siyasi barışı, yeniden tesis etmek devleti parti devleti olmaktan çıkarıp liyakata dayalı kurumsal devlet olarak yeniden yapılandırmak zorunludur.

AB'ye girmesek de, AB demokrasi ve hukuk standartlarını getirirsek, Türkiye'ye olan güven artar. AB Türkiye için eskiden olduğu gibi çıpa olur.

2. Devlet-piyasa optimum dengesini kurmak gerekir. Bu kapsamda, kamu özel iş birliği yolu ile yapılan pahalı altyapı yatırımlarını, elektrik dağıtımını devletleştirmek gerekir. Siyasi popülizmde kullanılan ve bu nedenle toplumsal maliyeti yüksek olan kamu bankalarını özelleştirmek gerekir. Bu bankaların tarımsal destekler gibi kamusal desteklerini hazine normal bankalar yoluyla da yapabilir.

Devlete ait sarayları turizm amaçlı olarak özel sektöre devretmek, uçakları satmak gerekir. Siyasette devlet imkanlarını kullanan iktidardaki siyasi partilere ve cumhurbaşkanı veya başbakanlara, yasaklar getirmek ve ağır müeyyide koymak gerekir.

3. Planlama yapmak gerekir. Günübirlik politikalardan vazgeçmek; Para, faiz, maliye, istihdam politikaları olarak, iktisat politikalarını bir plan içinde koordineli bir şekilde belirlemek gerekir. Böyle olursa belirsizlikler azalır. Üretim-Tüketim ve Yatırım kararlarında belirsizlik kalkar.

4. IMF ile stand-by düzenlemesi yapmak ve üç yıllık bir istikrara geçiş programı yapmak gerekir.

IMF ile stand-by yapılırsa, hem istikrar programı finanse edilmiş olur, hem de IMF, Türkiye'nin raitinginin artmasının ve yabancı yatırım gelmesinin önünü açar.

3 yıllık istikrar programı içinde; Üretimin ithal girdi bağımlılığından kurtarılması cari açığın önlenmesi için en ivedi önlemdir. Bu nedenle ithal ikame yatırımlarına yüksek teşvik verilmelidir. Gerekirse ithal ikamesi ara malı ve ham madde üretimini geçici bir süre için devlet yapmalıdır.

Merkez Bankası'na yeniden bağımsızlık verilmeli, kambiyo sisteminde değişiklik yapılarak sıcak para ve spekülatif sermaye girişi kontrol edilmeli, doğrudan yabancı yatırım sermayesi desteklenmeli, MB, hem TL'yi hem de kuru gözetmelidir.

Dalgalı kur politikası değişmeli, yarı sabit kur sistemine geçilmelidir. IMF kredisi ile MB rezervleri artırılırsa, kur sitemi değişebilir.

Bütçeden popülist yardımlar kaldırılmalı, bu fonlarla her ilde devlet yatırımı yapılmalı ve poşet ve para yerine halka iş vermelidir.

Çiftçiye destekler GSYH'nın yüzde biri ve üstüne çıkarılmalıdır.

İstihdam üstündeki vergi ve prim yükü yüzde 25'e çekilmelidir.

İstikrar programı yapılırsa, güven sorunu da çözülür.

Dünyada birçok ülke kriz yaşadı ve istikrar önlemi alarak krizden çıktı. Krizi görmeyen Venezuela gibi bazı ülkelerde ise, bu krizlerin topluma maliyeti çok yüksek oldu.

QOSHE - Krizden çıkış zor değil - Esfender Korkmaz
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Krizden çıkış zor değil

98 3 21
06.11.2022

Yüzde 100'lere yükselen enflasyon, GSYH'nın yüzde 6'sı kadar cari açık, dışa bağımlı üretim yapısı, kısa vadeli dış borç yükü ve 2002 son çeyreğinde başlayacak ekonomik daralma, eğer müdahale edilmez ise ya da bugünkü ekonomi yönetiminin günübirlik politikaları devam ederse, sürdürülemez. Zaten fiilen de sürdürülemiyor ve giderek derinleşerek bunalıma dönüşüyor.

Bugünkü bunalım geçmiş krizlerden farklıdır.1994 krizinde ''5 Nisan kararları '', 2001 krizinde ''güçlü ekonomiye geçiş programı'' ile bir yıldan daha az zamanda ülkemiz krizden çıktı. Bugün ise tek bir programla kurtulamayız; Ekonominin altyapısında ve iktisat politikalarında köklü değişiklik yapmamız gerekir.

1. Demokrasiyi, hukukun üstünlüğünü, siyasi barışı, yeniden tesis etmek devleti parti devleti olmaktan çıkarıp liyakata dayalı kurumsal devlet olarak yeniden yapılandırmak zorunludur.

AB'ye girmesek de, AB demokrasi ve hukuk standartlarını getirirsek, Türkiye'ye olan güven artar. AB Türkiye için eskiden olduğu gibi çıpa olur.

2. Devlet-piyasa optimum dengesini kurmak gerekir. Bu kapsamda, kamu özel iş birliği yolu ile yapılan........

© Yeniçağ


Get it on Google Play