We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close
Aa Aa Aa
- A +

Artık kalkınamıyoruz

90 8 20
26.06.2022

İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra, dünya refahı için o zamanki adıyla az gelişmiş ülkelerin kalkınması ön plana çıkmıştı. Bu süreç 1980'li yıllara kadar devam etti. Sonrasında küreselleşme ile Keynesgil politikaların yerini alan neo klasik iktisat, kalkınma yerine tek başına büyümeyi öne çıkardı.

Küreselleşme ile birçok gelişmekte olan ülke cari açık verdi, borçlandı ve yoksullaştı. Bu nedenle bizim gibi gelişmekte olan ülkelerde kalkınma sorunu yeniden gündeme geldi.

Ekonomik kalkınma, büyümeyi de içine alan daha geniş bir kavramdır. Ekonomik büyüme yanında, eğitim ve kültür düzeyinin ve yaşam standartlarının yükselmesi, kişi başına düşen doktor sayısı, çocuk ölüm oranı, kişi başına düşen gazete, okuma oranı, öğretmen sayısı gibi ölçütlerle çevre şartlarının iyileşmesi ve gelir dağılımının sosyal dengeyi sağlayacak şekilde düzeltilmesi de kalkınmanın birer göstergesidir.

Demokrasi de kalkınmayı ve toplumsal refahı destekleyen önemli bir unsurdur. Gelir artışı yüksek ve fakat yaşam kalitesi düşük, katılımcı demokrasiye sahip olmayan bir toplum gelişmesini tamamlamış bir toplum değildir.

Söz gelimi Suudi Arabistan'da fert başına ortalama gelir yüksektir ve fakat bu ülke........

© Yeniçağ


Get it on Google Play