Uyuşturucu operasyonları medya ve delillerin teşhiri
Son haftalardaki uyuşturucu operasyonu zinciri, Türkiye’nin gündemine oturdu. Ersoy’un dışarıdan görünen “düzgün” profili ve iktidara olan yakınlığı ile söz konusu iddiaların Netflix yapımı derecesinde alışılmışın dışında farklılıklar içermesi, operasyonlara kamuoyunun ilgisini arttırdı. Ancak suç nerede başlıyor, nerede bitiyor, özel hayat nedir, delil nedir, şüpheli diye kime denir; bu hususlar da birbirine girmiş durumda. Şunu unutmayalım: Şüpheliler kamuoyunun ahlaki kıstaslarıyla suçlu ilan edilemez.
Ancak operasyon kapsamında gözaltına alınan şüphelilere ait olduğu iddia edilen özel mesajlaşmalar, video görüntüleri, kan ve saç testi raporları, basın eliyle kamuoyuna servis ediliyor. Henüz soruşturma aşamasında olan deliller, bir anda mahkeme salonlarından önce televizyon ekranlarında ve sosyal medya platformlarında boy gösteriyor.
Bu durum yalnızca estetik veya etik bir tartışma değil; çok boyutlu hukuki sonuçları olan bir mesele. Çünkü ceza yargılamasının sacayaklarından biri olan soruşturma gizliliği, hem adil yargılanma hakkı hem masumiyet karinesi hem de kişisel verilerin korunması ilkeleriyle doğrudan bağlantılıdır.
Haber Değeri ve Yargısal Güvence Arasındaki Denge
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kararları, bu tartışmaya ışık tutuyor. Örneğin, Tourancheau and July v. France kararında, yargılama öncesi dosya içeriğinin basın yoluyla ifşasına getirilen sınırlamaların........
