menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Şiddetin Gençleştiği Bir Ülkede Büyümek

23 0
20.01.2026

Atlas Çağlayan, henüz 17 yaşında, el bebek gül bebek büyütüldüğü her halinden belli olan, korunmuş, hayatın sert tarafıyla çok erken tanışmamış çocuklardan biriydi. Güzel yüzlüydü. Temizdi. Belki de tam da bu yüzden dikkat çekti. Belki tam da bu yüzden hedef oldu. Şiddete meyilli başka bir çocuğun gözünde, fazla “rahat”, fazla “korunmuş”, fazla “şanslı"ydı. Kıskandıracak kadar.

Bir kafede, sıradan bir şekilde arkadaşlarıyla otururken, “yan baktın” gibi klişe bir kavga sebebiyle 15 yaşındaki başka bir çocuk tarafından bıçaklandı ve hayatını kaybetti. Yetmedi, Atlas’ın ailesi tehdit edilmeye başlandı.

Bu olay tek başına ele alındığında bir “asayiş haberi” gibi okunabilir. Oysa değil. Çünkü Atlas, son yıllarda giderek sıklaşan bir zincirin yeni halkası. Benzer yaşlar, benzer gerekçeler, benzer bir sonuç: Erken yaşta öğrenilmiş şiddet ve geç kalan bir devlet.

Bu yüzden mesele Atlas’ı kaybetmiş olmamızdan ibaret değil. Mesele, çocukların çocuklara yönelttiği bu öfkenin neden bu kadar görünür, bu kadar rahat ve bu kadar sonuçsuz hale geldiği.

Şiddetin yaşı düştü

“Şiddetin yaşı düştü” ifadesi bir tahmin cümlesi değil. Adalet Bakanlığı ve TÜİK verileri, son on beş yılda suça sürüklenen çocuk sayısında düzenli bir artış olduğunu gösteriyor. Daha çarpıcı olan ise........

© Yeniçağ