Suç ve Batı tarihi aynı şey midir? |
Batılıların neden bu kadar zulme sebep olunduklarını veya seyirci kaldıklarını belki daha iyi anlayabilirim diyerek Norman Davies’in ünlü kitabını tekrar okumaya karar verdim. Daha otuzlu sayfalarda, “Avrupamerkezcilik” başlıklı bölümün son paragrafında öyle bir cümleye rastladım ki, nutkum tutuldu desem yeridir. Davies, Fransız yazar Jaques Ellul’un “Trahison de l'Occident” adlı kitabından alınan cümle şöyle: “Sonuç olarak, suç ve Batı tarihi aynı şey değildir. Batının dünyaya verdikleri, çeşitli toplum ve bireylere çektirdiklerinden çok daha fazladır.”
Sanalda yaptığım araştırmadan sonra düşünürün ciddi bir eleştirici olduğunu anladım. Ellul, Batı uygarlığının en birinci vasıflarından saydığı “özgür düşünce” ve “eleştiri geleneğinin” iki ucu keskin bir bıçak olduğunu, bu gelenek sebebiyle Batı’nın hem kendini yenileyebildiğini hem de kendi temellerini çürüttüğünü söylüyormuş eserlerinde. Tabii ki onun iddia ve argümanlarını sırayla özetleyecek değiliz. Bizi ilgilendiren kısım Ellul’un “suç ve Batı tarihi” hakkındaki kesin kabulüdür. Düşünür, atalarının suç işlediğini kabul ediyor ama Batının ulaştığı uygarlık düzeyinin her suçu örtecek kadar büyük bir armağan olduğu iddiasında duvara tosluyor! Aynı argüman mesela Naziler ve Saatlinizim hakkımda söylenmiş olsa yazarın dünyayı ayağa kaldıracağına emin olabilirsiniz. İşte bu noktada Edward Said ve onunla aynı çizgideki başka bazı düşünürler (onlara Postkolonyal* deniyor) Ellul’u, sömürgecilik ve........