menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Satılan mal geri alınmaz ama müşteri velinimetimizdir!

35 0
yesterday

Yılbaşından on - on beş gün önce son indirimleri kaçırmamak için ne kadar eksiğim varsa tamamını halletmeye çalışarak pek çok kelepir ürün satın aldım ama bunlardan neredeyse üçte ikisini uyumsuzluklar sebebiyle iade ettim. Tek bir sorun bile çıkmadı. Bu harikulade bir tecrübe oldu benim için ama aynı zamanda bana acı duyduğum bazı şeyleri hatırlattı… İşte bu yazımda biraz bunlardan söz edeceğim.

Tüketici kanunu resmi gazetede yayınlanışından bir yıl sonra, yani 1996’da, Türkiye’nin en büyük kurumlarından birinden satın aldığım araç ayıplı çıkmıştı. Satış yetkilisi beni, o zamanın parası ile ikinci el bir “Canon Ftp” fotoğraf makinesi fiyatı kadar fark alarak “airbag”li araba satın almaya ikna etmişti. 1996’da daha “hava yastığı” ifadesi yok muydu bilmiyorum ama “airbagli araç” lafını satan da alanlar da pek bir havalı buluyordu. Sonunda binek otomobilimi teslim aldım, yol üzerindeki ilk benzincide depomu takviye ettim ve ertesi günden itibaren özel aracı olan bir gazeteci olarak işe gidip gelmeye başladım. Bir gün aracıma aldığım bir arkadaşım pek överek anlattığım hava yastığının nerede olduğunu sorduğunda, dananın kuyruğu koptu!

Soluğu aracımı satan bayide aldım. Aldatılmış olmanın verdiği öfkeyle sakin kalamadım. Satıcıya, hukuki yola başvuracağımı söyleyerek mekânı terk ettim. Gerçekten öyle yaptım. İstanbul Adliyesi o zamanlar Sultanahmet’teki nevi şahsına münhasır ve bizlere pek heybetli gelen binasındaydı. Lise ve üniversiteden arkadaşım Av. Niyazi Paksoy’un “hukuki bilgi” desteğiyle tüketici davası açmak üzere adliyeye gittim. Ticaret kanununa göre malın ederine karşılık binde bilmem kaç oranında harç ödememi istediler ama kanunu baştan sona ciddi şekilde okumuş ve avukat arkadaşında destek almış bir davacı olarak memurları ikna ettim.

23 Şubat 1995........

© Yeniçağ