Nörobilim Yüzyılı: Zihin için bir rehberlik teklifi

Prof. Dr. Hayati Durmaz Hoca vasıtasıyla tanıştığım ve sohbetinden ciddi biçimde faydalandığım değerli bilim insanı Dr. Serdar Kesken Hoca’nın “Nörobilim Yüzyılı: Dönüşerek Değişimin Yol Haritası” isimli eserini okuyup daha iyi anlayabilmek için araştırmaya başladıktan sonra kafamı kurcalayan soru şu oldu. “İnsan var olduğu günden beri özünü tanıma çabası içinde. Bu çaba günümüzde felsefe ve psikolojinin ağır perdelerini aralayarak bilimsel bilginin mesafeli fakat aydınlatıcı verilerine doğru yönelmiş olabilir mi?” Doğrusunu söylemem gerekirse bugüne kadar üzerinde hiç çalışmadığım bu alanda, okuyuculara bilgi aktarabilmek için bilgisayar başında saatler geçirmem gerekti. Araştırmalarım sonunda eser hakkında kaynaklardan derlediğim bilgileri şöyle harmanladım:

Kitabın merkezinde, beynin tecrübelerle kendini yeniden yapılandırabilme yeteneği olarak tanımlanan “nöroplastisite” kavramı yer alıyor. Nöroplastisite kavramı Dr. Kesken tarafından kişisel gelişimin biyolojik kanıtı kabul ediliyor. Yazar karar verme mekanizmaları, alışkanlık teşekkülü ve davranış değişikliği gibi süreçleri nörolojik bir perspektifle ele alıyor ve genel geçer "bilim dışı" kişisel gelişim teorilerin ise sert biçimde dışlıyor.

Nörobilim Yüzyılı’nın hedef kitlesi sadece akademisyenler değil. Hayatında ciddi, köklü değişim arayan insanlara, kanaat önderlerinden eğiticilere, koçlardan liderler kadar hemen her alanda dönüşüm yaşaması gerekenlerin tümüne hitap etmeye çalışıyor. Dr. Kesken’in diğer bir başarısı, kitabında kullandığı bilimsel terminolojiyi sıradan insanların dahi anlayabileceği bir arılaştırmayla dile getirme becerisi olarak öne çıkıyor.

“Nörobilim Yüzyılı hakkında akıllara takılan bazı genel geçer sorular ise şöyle: Bilimi günlük hayata uygulama çabası modern nörobilimin kontrollü deneylere ve ölçülebilir verilere dayalı olduğu geçeğini hatırlatıyor. Buradan da kişisel gelişim literatürünün subjektif ve motivasyon odaklı karakterini düşünmek gerekiyor. Aynı zamanda kitapta nöroplastisite gibi somut bilimsel verilerin, bazen yaşam dönüşümü gibi bir teşbihle kullanılması da soru işaretine neden oluyor. Ayrıca şu sualler de öne çıkıyor: Nörobilim, kesin olarak bireysel başarı veya mutluluk için bir reçete sunabiliyor mu? Eserin bu verilerden doğrudan bir yaşam stratejisi geliştirme çabası, bilimsel kesinlikten az da olsa uzaklaşma riski barındırıyor mu?”

Popüler bilim literatürü içerisinde nörobilim temelli kişisel gelişim kategorisine yerleştiği kabul gören bu çalışma için saf bir akademik metin denemez ama içi dopdolu özgün bir çalışma olduğunda kanaati uyandırdığı kesin. Dr. Serdar Kesken, beynin değişim kapasitesi üzerinden okuyucuya bilimsel bir umut aşılıyor. Eser, liderlik ve yönetim süreçlerinde beynin nasıl çalıştığını anlamak isteyenler için kıymetli bir giriş rehberi niteliğinde. Bilimsel kavramların özgün yorumlanışı yanında Nörobilim Yüzyılı, insanın kendi biyolojik sınırlarını tanıyarak dönüşebileceği fikrini ciddiyetle savunan, dikkate değer, bilimsel bir çalışma. Dr. Kesken’in eşi Jülide Kesken ve kızı Rana Kesken Nazlı’nın katkılarıyla yazdığı Nörobilim Yüzyılı: Dönüşerek Değişimin Yol Haritası adlı eseri, popüler bilim ile kişisel gelişim arasındaki “âraf”a alışılmadık bir ışık tutuyor.

İşte zihnimizde küçüklü büyüklü kıvılcımlanmalar yaratacak bazı başlıklar: 1. Beyin sabit değil, sürekli yeniden şekillenen bir organdır. Yaş, deneyim ve öğrenme sinir ağlarını sürekli değiştirir. 2. Değişim biyolojik bir süreçtir. İnsan davranışını değiştirmek aslında beyindeki sinir bağlantılarını değiştirmek anlamına gelir. 3. Alışkanlıklar beyinde fiziksel bağlantılar oluşturur. Bu yüzden alışkanlıklar zamanla otomatik hale gelir. 4. Beyin belirsizlikten hoşlanmaz. Bu nedenle insanlar çoğu zaman eski düşünce ve davranış kalıplarına geri döner. 5. Duygular karar vermede mantıktan daha hızlı çalışır. 6. Beyin enerji tasarrufu yapmaya programlıdır. Bu yüzden kolay ve alışılmış yollar tercih edilir. 7. Yeni bir davranış oluşturmak için tekrar gerekir. 8. Farkındalık değişimin başlangıcıdır. İnsan önce düşünce kalıplarını fark etmelidir. 9. Öğrenme yalnızca bilgi almak değildir. Deneyim ve uygulama ile kalıcı hale gelir. 10. Beynin ödül sistemi davranışları güçlendirir. 11. Korku ve stres beynin öğrenme sistemini etkiler. 12. Sosyal çevre beyin gelişimini etkiler. 13. Kişisel gelişim yöntemlerinin çoğu bilimsel değildir. 14. Değişim küçük ama sürekli adımlarla gerçekleşir. 15. Bireysel dönüşüm bir “zihinsel yeniden yapılanma” sürecidir.

Bir kadın yönetmen daha ama bu sefer kaos yok!

Senden Geriye Kalan (Reminders of Him-ABD Yapımı, 2026), hapisten çıktıktan sonra kızını yeniden görmek isteyen Kenna Rowan’ın (Maika Monroe) geçmişiyle yüzleşmesini anlatan Colleen Hoover’ın romanından uyarlama bir melodram. Bu sezon filmini izlediğim bir diğer kadın yönetmen olan Vanessa Caswill’in filmi, birinci sınıf kadın yönetmen elinde çıkmadığını hemen belli ediyor. Tek bir akışta sabah başlayıp akşam biten şehir içi eve bırakma sekansı (bu sekansı bağlarken kurgucu mu uyudu yönetmen mi anlayamadım?) veya araya sıkıştırılmış anlamsız ek sekans gibi yamalarla film pek aksak başlıyor. Giderek daha düzgün bir kurgunun kollarına emanet edilen bu çok bayat hikâye belki roman olarak kalmalıydı. Çünkü dramatik yapı tek bilinmeyeli ve çözümü hemen belli bir denklem gibi yani sıkıcı. Senden Geriye Kalan’ın fragmanını bir defa izleyen herhangi bir seyircinin filmin her bir sahnesinin nasıl akacağını öngörmekten dolayı salonda çıkma ihtimali çok yüksek.

Bütün bu olumsuz yanlarına rağmen filmdeki minimal tutum büyük bir af gerekçesi oluyor. Filmin çekildiği mekânlardan oyuncuların performanslarına kadar yansıyan bu minimallik, yönetmeni kurtaran en önemli özellik olarak öne çıkıyor.


© Yeniçağ