menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Gerçeğin peşinde: The Lowdown

16 0
04.01.2026

1400’lü yıllardan başlayarak bütün dünyayı doymaz bir iştahla sömüren batılıların binlerce yıl emek verilerek yaratılmış kültür ve uygarlıkları yıkıp üretim şekilleri ve tekniklerini talan ve temellük etmeleri insanlık tarihinin görüp göreceği en zehirli tarih yapma süreci olarak kaydedilmiştir. Ancak batılılar bu vahşeti sanat yoluyla unutturmayı başarmışlardır. Mesela westernlerde sürekli şekilde kahrolası vahşi “öteki”ler diye anlatıp “Kızılderili” tesmiye edilen Amerika yerlilerini düşman bellemiştik. Ne var ki, Amerika ve köhne Batı için modernleşmenin altın devri* bitip zirveden aşağı yuvarlanma başlayana ve mazlum görünümlü zalimlerin gerçek karakterleri hatırlanana kadar…

Maalesef zehirli tarihi sürecin en fana yanlarından biri de, “geleneksel toplumların” malik oldukları tüm değerleriyle sömürülerek çökertilmesi ve tarihin dışına atılmaları olmuştur. Tartışmasız en acımasız örneklerinden biri her iki Amerika kıtasındaki yeli halkların tarihin ve takvimin dışına itilmesidir. Günümüzde Çin’in Doğu Türkistan ve İsrail’in Filistin topraklarında yaptıkları bütün dünyada olduğu gibi Amerika’da da vicdan sahiplerini harekete geçirmiş olsa da, bu uyanış, toplumların (Tabii bilhassa Amerikalıların) karanlık geçmişleriyle ciddi biçimde hesaplaşmalarına örnek olamamıştır.

Neyse ki hakikatin peşinde yürüyen sanat ve sanatçılar var. “Amerikacılığın” acımasız yüzünü temsil eden kovboy filmlerine karşı kimi vicdan sahibi sinemacılar dünya egemenliğini kaybetmemek için “kritik hammaddeleri” ele geçirmek uğruna zalimliği devam eden devlet çarkları arasında ezilmekten çekinmeden tarihlerindeki kirli çamaşırları ortaya dökmeye devam ediyor.

The Lowdown dizisinin İnternet platformu Disney Plus’ta yayınlanması beni hayrete düşürdü. Çünkü zalimlere karşı olduğuna dair hiçbir emare görmediğimiz bu platformun, Oklahoma tarihini,........

© Yeniçağ